Sinemaseverlerin merakla beklediği o meşhur dönem geldi. Ajandalarınızı şimdiden hazırlayın, çünkü İstanbul yine sinemanın kalbinin attığı o büyüleyici atmosfere bürünüyor. İKSV tarafından düzenlenen ve bu yıl 45. yaşını kutlayan İstanbul Film Festivali, 9-19 Nisan tarihleri arasında şehri dev bir sinema salonuna dönüştürecek. Eğer "Ne izleyeceğiz?" diye düşünüyorsanız, seçim yapmakta zorlanacağınız şimdiden belli. Lakin, 127 uzun metrajlı, 13 kısa filmin yer aldığı programda birbirinden güzel filmler yer alıyor. Ama merak etmeyin bu yazıda size bir nebze yol göstermeye çalışacağım. Bu arada baştan belirteyim, biletler dün satışa çıktı, elinizi çabuk tutun. Öncelikle festival, 9 Nisan'da Katalan sinemasının usta ismi Isabel Coixet'in son filmi Üç Veda (Three Goodbyes) ile açılıyor. Toronto'da büyük ses getiren film, yönetmenin deyimiyle geride bıraktığımız tatlı ve insanca şeyleri anlatıyor. Başrollerde ise İtalyan sinemasının yıldızları Alba Rohrwacher ve Elio Germano var.

YILDIZLAR GEÇİDİ
Festivalin en popüler bölümü olan Galalar, yine Hollywood ve Avrupa sinemasının dev isimlerini ayağımıza getiriyor. Kimler yok ki? Jude Law ( Putin'i canlandırıyor) ve Alicia Vikander, siyasi gerilim Kremlin'in Büyücüsü ile; Anne Hathaway, vizyonla aynı anda gösterilecek olan Mother Mary ile; Angelina Jolie, Alice Winocour imzalı Moda ile beyazperdede olacak. Ayrıca Steven Soderbergh'den Gore Verbinski'ye usta yönetmenlerin en taze işleri de bu bölümde.

YARIŞMA HEYECANI VE GENÇ YETENEKLER
Altın Lale için bu yıl 15 film yarışıyor. Jüri başkanı ise Hell or High Water filminden tanıdığımız ünlü yönetmen David Mackenzie. Mackenzie'nin yanı sıra jüride sevilen oyuncu Ekin Koç da yer alıyor. Yeni isimler keşfetmeyi sevenler için "Genç Ustalar" bölümü tam bir hazine. Cannes ve Berlin gibi büyük festivallerden ödülle dönen 20 film burada. Özellikle Berlin'den "En İyi İlk Film" ödüllü Kuşatma Kayıtları ve fantastik komedi severler için İşe Yarar Bir Hayalet kaçırılmaması gerekenlerden.

NOSTALJİ KUŞAĞI: DÜNDEN BUGÜNE KLASİKLER
Sinema tarihinin tozlu raflarından çıkan yenilenmiş kopyalar her zaman festivalin en şık bölümü olmuştur. Sinemaseverler Metin Erksan'ın filmin yapımcılığını da üstlenen Muzaffer Arslan'ın öyküsünden senaryosunu yazdığı, başrollerini Türkan Şoray, Nebahat Çehre, Ayhan Işık ve Ekrem Bora'nın üstlendiği, 1962 yapımı Acı Hayat'ı Atlas Post Production tarafından restore edilmiş kopyasından izleyebilecek.

Ayrıca Sen Benimsin, Alain Delon ve Romy Schneider'ın o meşhur ikonik görüntüsüyle beyazperdeyi aydınlatacak. Potemkin Zırhlısı, Pet Shop Boys'un bestelediği özel müzikler eşliğinde bambaşka bir deneyim sunacak. Moulin Rouge ise 25. yıl özel gösterimiyle rengarenk bir dünyaya davet ediyor. Bu festival sadece film izlemek değil; vapurda, sinema kuyruğunda ya da bir kahve molasında film tartışmak, şehri hissetmek demek. Söyleşilere, atölyelere katılıp ufku genişletmek demek. Şimdiden iyi bir festival olması dileğiyle...
Öğrenci bileti 50 lira
Kadıköy, Beyoğlu ve Nişantaşı ağırlıklı 7 salonda yapılacak gösterimler için bilet fiyatları da şöyle: Hafta içi gündüz seansları tam 250 TL, Hafta içi 19.00 ve 21.30 seansı ile hafta sonu tam 350 TL. Eczacıbaşı Genç Bilet uygulamasıyla ise biletler öğrenciler için sadece 50 TL. Üstelik hafta içi gündüz seanslarında kontenjan sınırı yok.

Kerem Ayan'dan tavsiyeler:
Hafta başında yapılan basın toplantısı sonrası bir araya geldiğimiz festival direktörü Kerem Ayan'dan da birkaç tüyo almayı ihmal etmedim. Kendisine öncelikle Altın Lale yarışmasında yerli ve yabancı kategorilerin birleştirilmesi konusunu sordum. Festival yönetimi, yerli filmleri ayrı bir kategoride tutmak yerine, Türk sinemasını dünya sinemasıyla aynı potada eritmeyi tercih etmiş. Amaç, Cannes veya Berlin'de olduğu gibi ev sahibi ülkenin güçlü yapımlarıyla dünya örneklerini yarıştırmak ve İstanbul'u Antalya veya Adana gibi festivallerden farklı bir noktaya konumlandırmak. "Ana yarışmada neden az yerli film var?" diye düşünenler için Ayan'ın şu cevabı önemli: Ana yarışmada 5 nitelikli yerli film dünya ile yarışırken, "Yeni Bakışlar" bölümünde tam 13 yerli film (kurmaca ve belgesel) izleyiciyle buluşuyor. Yani festival, yerli sinemacıya kapılarını kapatmıyor, aksine onları farklı kategorilerde desteklemeye devam ediyor.

Ayan'ın "Mutlaka İzleyin" dediği 5 kişisel favorisi ise şöyle:
Megadog (Belgesel): Francis Ford Coppola'nın olaylı filmi Megalopolis'in kamera arkasına ışık tutan bu yapım, sinemaseverler için gerçek bir "mutfak arkası" deneyimi.
Moulin Rouge! (25. Yıl):
2000'lerin en iyi müzikallerinden biri kabul edilen film, çeyrek asır sonra dev ekranda nostalji rüzgarı estirecek.
Üç Veda: Kerem Ayan, bu filmin izleyiciyi biraz ağlatacağını ama ruhuna çok iyi geleceğini belirtiyor.
Komedi Fransız (Comédie-Française):
Festivalin en matrak filmi olmaya aday! Fransız Devlet Tiyatrosu oyuncularının kendileriyle dalga geçtiği bu film, tam bir kahkaha tufanı vaat ediyor.
Lali: Kenya-İsviçre Ortak Yapımı olan film yapay zekanın sinemada şimdiye kadar gördüğü en iyi ve en etkileyici kullanım örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.