Okullar kapandığında çocuklar derin bir "oh" çeker. Sabah alarm yoktur, çanta hazırlanmayacaktır, ödevler bir süreliğine rafa kalkar. Aynı günün akşamında ise birçok evde annelerin içinden geçen cümle benzerdir: "Ben neden daha şimdiden yoruldum?"
Sömestir tatili, dışarıdan bakıldığında ailece geçirilen keyifli zamanlar gibi görünür. Oysa mutfağı hiç soğumayan evler, gün boyu süren "sıkıldım" sesleri ve artan beklentiler vardır. Okul döneminde paylaşılan yük, tatille birlikte büyük ölçüde eve ve çoğunlukla anneye devredilir. Çocuk evdedir, ama hayat durmaz. Yemek yapılır, işler yürür, duygular taşar. Tatil, anneler için çoğu zaman dinlenme değil, temposu artan bir gündelik hayattır.

GÖRÜNMEYEN BİR YÜK
Annelik yorgunluğu yalnızca fiziksel değildir. Asıl ağır olan, zihinsel yüktür. "Bugün ne yapsak?", "Çok mu ekran izledi?", "Bir şeyler öğretmem gerekir mi?" soruları gün boyu annenin zihninde döner durur. Üstelik bu soruların arkasında sessiz bir baskı vardır: Tatili "iyi değerlendirme" baskısı.
Sosyal medyada dolaşan müze gezileri, atölyeler, tatil valizleri bu baskıyı daha da büyütür. Anne, fark etmeden kendini kıyaslarken bulur. Oysa kimse, o karelerin arkasındaki yorgunluğu göstermez.

SUÇLULUK HİSSİ AĞIR BASAR
Bu yoğunluk içinde annelerin en sık yaşadığı duygulardan biri suçluluktur. Yorulduğu için sabırsızlandığında, yalnız kalmak istediğinde ya da çocuğuyla oynamak istemediğinde kendini eleştirir. "Daha anlayışlı olmalıydım", "Tatildeyiz, şikâyet etmemeliyim" düşünceleri zihne yerleşir.
Oysa gerçek şu: Anne de bir insandır. Dinlenmeye, sessizliğe, bazen geri çekilmeye ihtiyacı vardır. Tatilde her an mutlu olmak, her günü verimli geçirmek zorunda değildir. Bu beklenti, anneliği keyifli bir ilişkiden çok yorucu bir performansa dönüştürür.

BİRLİKTE SIKILMAK ÇOK DEĞERLİ
Çocuklar tatili, yapılan etkinliklerden çok hissettikleri duygularla hatırlar. Sürekli koşturan, program yapan ama tükenmiş bir anne yerine; bazen "şu an yorgunum" diyebilen, bazen birlikte sıkılabilen bir anne çok daha gerçek bir bağ kurar.
Birlikte sıkılmak, çoğu zaman yaratıcılığın ve yakınlığın kapısını aralar. Sessizce aynı odada bulunmak, bir şey yapmadan yan yana durabilmek... Bunlar küçük ama güçlü anlardır.

YORGUN BİR ANNE MUTLU OLABİLİR Mİ?
Çocuğunun tatilini mükemmel geçirmenisini sağlayan şey, her günü doldurman değil; duygusal olarak orada olabilmendir. Yorgun bir anne, eğlenceli bir tatil yaratmak zorunda değildir.
NASIL DAHA AZ TÜKENİRİM?
Belki de bu sömestir anneler için şu soruyu sorma zamanıdır:
"Çocuğum için en iyisi ne?" yerine "Ben bu tatilde kendimi nasıl daha az tüketirim?"
Çünkü anneler dinlenmeden, tatil gerçekten tatil olmaz. Çocuklar da bunu hisseder.
YAŞAMIN KÖKLERİNİ DENEYİMLEDİK
Bu sömestir, ben, kızım ve yeğenlerim oldukça güzel bir deneyim yaşadık. Galataport'taki Müzeverse deneyim müzesini ziyaret ettik. Burada VR gözlüklerimizi alarak Yaşamın Kökleri adlı deneyime kendimizi attık. Dünyanın oluşum evresinden dinazorlara, ilk insanlardan bakteri ve parazitlere kadar pek çok bilimsel gerçeği, VR gözlükler sayesinde o dünyanın içine girerek deneyimledik. Kimi zaman bir dinazora bakakaldık kimi zaman bir uçurumun kenarında gökyüzünü izledik. Bataklığa battığımız da oldu fil sürüsünden kaçtığımız da!
Çocuklar ve yetişkinler için bence yapılabilecek en iyi aktivelerden... Müzeverse de şu an Mısır Piramitleri, Orta Çağ ve Yaşamın Kökleri başlıklı üç deneyim var. Birini deneyimledik ama aklımız Mısır Piramitleri ve Orta Çağ'da kaldı. Sömestir için tavsiyemdir, deneyimlerinizi siz de bana yazın mutlaka.