Artık çocuklar "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" sorusuna "Youtuber olmak istiyorum" diye cevap veriyor. Peki neden? Sosyal medyada saatlerce vakit geçiren çocuklar, kendi yaşıtlarının çektiği videolarda eğlenceli bir dünya görüyor ve "Ben de böyle olabilirim" diye düşünüyor. Bazıları makyaj videoları çekiyor, bazıları oyun oynarken tehlikeli hareketler yapıyor; hepsi hem izlenmek hem de sevilmek istiyor. Hatta bazı çocuklar için YouTube, sadece eğlence değil; büyümenin, kendini ifade etmenin ve belki biraz da para kazanmanın yolu hâline gelmiş. Ama işin içinde sadece çocuklar yok; aileler de bazen bunu bir kazanç kapısı olarak görüyor ve çocuklarını sosyal medyada paylaşmaktan çekinmiyor. Peki bütün bu renkli dünyanın arkasında çocukların psikolojisi nasıl etkileniyor, bu heves nereden geliyor? Uzman psikolog Tuğba Yağan'la bu konuyu geniş bir şekilde masaya yatırdık. Yağan, "Çocukların daha bebekken dijital dünyada vakit geçirmelerine izin veriliyor. Onlar için burası olağan dünyaları haline geliyor. Bu renkli ortamda en çok beğenilen, takip edilen olmak istiyorlar. Para da kazanabileceklerini gördüklerinde bunu meslek haline getirmek istiyorlar. Oysa hepsi YouTube'ın çocuk işçileri haline geliyor. Aileler çocuklarına ilgi göstermeli, onlarla sosyalleşmeliler. Takipçi sayısı kadar kendilerini değerli hissedecekleri bir umursamazlığa bırakmamalılar" diyor.

- Çocukların Youtuber olma isteğinin psikolojik arka planında ne var?
- Çocuklar sosyal medyada çok fazla vakit geçiriyor ve burada gördükleri kişiler Youtuber'lar, fenomenler. Haliyle bu kişilere özenip onlar gibi olmak istiyorlar. Fenomen olan yaşıtlarının çektiği videolarda eğlenceli bir ortam olarak algıladıkları için, bu çocuklar da kendi videolarını oluşturmak için güdüleniyorlar.
Çocuklar büyümek isterler ve Youtuber'ları taklit ederek büyümüş gibi hissediyorlar. Makyaj videoları çekiyorlar, yetişkinlere benzer bir söylem kullanmaya heves ediyorlar. Birçok çocuğun, takip ettikleri YouTube kanallarının sahiplerinin yaşadıkları hayata ulaşmak, hazcılık ve çevreye özenme gibi amaçlarla Youtuber olmak istedikleri araştırmalarda da görülüyor. Ayrıca son yılların dijital kültüründe yeni bir çocukluk yaşama biçimi yapılandı. Ebeveynleri yardımıyla ve yetkilendirmesiyle çocuklar açtıkları kanallara diğer kullanıcılar tarafından görüntülenen ve beğenilen videolar yüklüyorlar. Oyun oynama biçimleri üzerinde etkisi olan bu durum çocukların gün içinde büyük bir zamanını bilgisayar başında veya ellerinde tablet ve cep telefonlarıyla geçirmelerine neden oluyor.
TABLET BİR OYUNCAK GİBİ
- Sizce bu istek daha çok görülme ihtiyacından mı, yoksa rol model eksikliğinden mi besleniyor?
- Sosyal medyada görünür olmak ile toplumsal varlık kazanmak artık neredeyse eş değer tutulmaktadır. Aile içi iletişimin yoğunluğu ve kalitesi, çocuğun Youtube'da geçirdiği zamanı da etkilemekte.
Örneğin, ebeveynler, kişisel işlerini halledebilmek için çocuklarını meşgul etmek amacıyla teknolojiye başvuruyor. Erken büyüme döneminde, dijital bakıcı olarak, çocuğun ağlamaması ya da yemek yemesi, oyalanması için önüne koyduğu tabletteki Youtube videolarıyla büyüyen yeni bir nesil gerçeği de var.

RENKLİ DÜNYAYA ÖZENİYORLAR
- Hangi yaş gruplarında bu eğilim daha güçlü görülüyor?
- Kullanıcı yaş sınırı 13 olmasına rağmen, 13 yaş ve altındaki çocukların yoğun bir biçimde Youtube kullandığı saptanmış. Bu yaştan önce çocukların hesap sahibi olmaması paylaşım yapmaması gerekiyor. YouTube'a içerik üretmeye başlayan çocuk YouTuberlar'ın 5-13 yaş aralığında olduğu görülmektedir.
Çocukların gözünden bakıldığında çok renkli bir dünya. Youtuber'lık çocuğun beğenilme, takip edilme, popülerlik, kariyer beklentisi, eğitim durumu, kimlik gelişimi, oyun oynama, giyim tarzı, mahremiyet gibi konulardaki algısı üzerinde şekillendirici oluyor. Etki alanı yalnızca kanalın öznesi olan çocukla sınırlı olmamakta, aynı zamanda onu izleyen ve platformda bulunan diğer çocukları da kapsamakta. İzleme edimini gerçekleştiren çocuklar akranlarına özenerek bu çalışma sistemine katılmak için istek duymaya başlamaktadır.
DEĞERLİ OLMAK İSTİYORLAR
- 'Görünür olmak eşittir değerli olmak' algısı çocukların benlik gelişimini nasıl etkiler?
- Bu çocukların ve akranlarının henüz soyut düşünme becerileri yeterince gelişmediğinden düzenli şekilde paylaşılan videolar çocukların ruhsal gelişimlerini olumsuz yönde etkiliyor. Nitekim sosyal medya aracılığıyla üretilen içeriklerin beğenilme ve beğenilmeme sayısı gibi faktörler; çocukların hayat boyu ilgi odaklı yaşaması, daha fazla ilgi çekmek için radikal içerikler üretmesi, etik ve mahremiyet erozyonu ile sosyal medya bağımlılığı gibi olumsuz sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor. Dolayısıyla bu videolardaki içeriklerin zaman ve mekan engeli olmadan dağıtılması ve bu içeriklere her yaş grubundan çocuğun erişebilmesi hem bu içerikleri üreten hem de bu içeriklere maruz kalan çocukların psikolojik gelişimleri üzerinde ciddi bir rol oynuyor.
Ayrıca çocukların para ile olan temasları da erken yaşta gerçekleştiğinde hayatlarına dair anlamları uzun vadede yitirebilirler. Hazzı, mutluluğu sağlıklı yaşayamamış bir çocuk, ileride mutluluğa dair deneyimi bozulduğunda depresyon yaşama olasılığı artar ve başka bağımlılık tehdidi ile de karşı karşıya kalabilir.

- Beğeni ve izlenme sayıları, çocuğun özgüven gelişiminde nasıl bir rol oynar?
- 'Ne kadar çok beğeni aldıysan o kadar popülersin, o kadar seviliyorsun ve o kadar başarılısın' gibi bir algı var. Bu rakamlar üzerinden birbirleriyle rekabete giriyorlar. Bunlar üzücü sonuçlar doğuruyor; çocuğun kimlik gelişimini ve benlik algısını olumsuz etkiliyor. Gerçek ve derin ilişkiler kurmak yerine sosyal medyada yüzeysel, geçici ve sanal ilişkiler, arkadaşlıklar kuruluyor. Görünüşte çok arkadaşı var ama derin şekilde paylaşımlar yapabileceği, gerçek bir arkadaşı bile olmayabiliyor.
Çocuğun çok beğeni alması ve çok takip ediliyor olması da büyük resme baktığımızda sakıncalı bir durum çünkü beğeniler ve yorumlar çocukların kendilerine ve toplum içerisindeki yerlerine ve akranlarına bakışlarının değişmesine sebep olabilir. Çok takipçisi olan çocuk diğer çocukları hayranları olarak görmeye başlıyor. Onlarla kendisi arasında bir hiyerarşi oluşuyor ve bu şekilde çocuk bazen milyonlarca takipçisi olmasına rağmen özünde yalnız bir çocuğa dönüşüyor.
Çocuk YouTuber'ların sürekli ekran önünde yaşamasının ve yaşamlarının her anını başkalarıyla paylaş
paylaşmasının, bu çocukların sosyo-psikolojik gelişimini büyük ölçüde olumsuz yönde etkiliyor. Ancak ailelerin bu durumu önemsemedikleri ya da bu durumun yeterince farkına varmadıkları görülmektedir.
- Yasaklayıcı tutum riskli mi?
- Yasaklar çocuğun özdenetim duygusunun gelişmesini baltalar. Ebeveynler, çocuğun hevesini kırmamalı. Bu yaratım sürecini baltalamamak, üreteceği içeriğe destek vermek, hatta sınırlar dahilinde, ama "Sen bilmezsin ben yardım edeyim" demeden video üretim sürecine dahil olabilirler. Olur da çocuk hatalı bir video hazırlarsa internet ortamında karşılaşacağı hoş olmayan tepkilere karşı çocuğun yanında olduğunu hissettirmek çok önemli.

ÇOCUKLUK ORTADAN KAYBOLUYOR
- Olumsuz yorumlar ve siber zorbalık çocuk ruh sağlığını nasıl etkiler?
- Çocuk YouTuber'lar oyun oynamak, çevreyi keşfetmek, yüz yüze sosyalleşmek yerine zamanlarının büyük bir kısmını YouTube için içerik üreterek harcamakta. Bu durum çocukların bilişsel gelişimlerine potansiyel olarak verebileceği büyük zararların yanında onların kişilik haklarını da sömürebiliyor. Çocuk YouTuber'lar ürettikleri içerikler nedeniyle sıklıkla siber zorbalığa uğrayabiliyor.
YouTube'a içerik üretme uğraşı içeresinde bulunan çocukların geri dönüş olarak olumsuz veya aşağılayıcı yorumlar alması onların gelişiminde geri döndürülemez sonuçlara sebep olabiliyor. İçe kapanma, depresyon, özbenlik zedelenmesi, kaygı bozukluğu, sosyal uyumda zorluk, öfke kontrol sorunu, özgüven sorunları, arkadaş sorunları yaşayabilir. Diğer yandan Youtube çocuk kanallarındaki olumlu geri dönüşlerin ve ebeveynlerinin yönlendirmelerinin de etkisiyle çocukların YouTube sosyal ağının bir çalışanına dönüştüğünü de söyleyebiliriz. Bu durum çocukluk denilen, kendine has özellikleri bulunan dönemin dijital kültürün etkisi ile ortadan kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu da göstermez mi?
Çocuk yemek yesin, sıkılmasın ağlamasın, bazen de anne baba biraz rahat kalsın diye bebek yaşta tablet ve telefon izletmek çocuklarda bu bağımlılığın temellerini atıyor. Anne baba çocuğa vakit ayırıp oynamayı ve sohbet etmeyi öğretmeli. Bunları sadece kreşe ve okula vererek oralarda öğretmelerini beklememeliler. Çevrede herkesin görebileceği gibi aile ve bakıcılar çocuk sussun etrafa rahatsızlık vermesin diyerek tablet ve telefonları kullanıyorlar. Bu nedenle tatillerde bile çocuklar çevrelerine bakarak ilgilenmiyorlar. Bu da sosyal gelişimlerini yavaşlatıyor. Böylelikle sanal ortam gerçek hayatları gibi oluyor. Orada izlediği YouTuber idolü oluyor, onlara özeniyorlar. Geçmişte çocukların özendiği insanlar mahallesindeki abla ve abiler olurdu. Onlar gibi okula gitmek ve öyle meslek edinmek isterlerdi. Şimdi YouTuberlar gibi kısa yoldan zengin olmak istiyorlar.

TEK TİP ÇOCUK MODELİ OLUŞTU
-Sizce çocukların bu isteği bize ebeveynlik hakkında ne söylüyor?
- Ebeveynler çocuğuna, Youtuber olmanın ve bundan gelir elde etmenin ticari bir faaliyet olduğunu, bunun çalışmak anlamına geldiğini ve çocukların asli görevinin çalışmak değil kendini geliştirmek, öğrenmek olduğunu anlatsın. Olur da gelecekte fikrini değiştirmezse elbette böyle bir alanda faaliyet gösterebileceğini ama küçük yaşta buralarda içerik üretmesinin doğru olmadığını anlatsın. Özellikle 13 yaşından büyük çocuklar, ergenler buralarda içerik oluşturacaklarsa da amaç para kazanmak değil kendilerini ifade etmek, yeteneklerini geliştirmek olmalı. Sosyal medya bunun için bir araç olabilir elbette. Ebeveynler bu mecraları faydalı şekilde kullanmaya teşvik etmeli. Çocukların sosyal medyadaki paylaşımlarına baktığımızda büyük bir çoğunluğu ilgi çekmeye, takdir almaya yönelik. Çocuklar kendilerini dünyanın merkezi gibi görürler, ilgi isterler. Bu ilgiyi ailesinden görürse çocuğun bunu dışarıda arama ihtiyacı da azalacaktır. Bunu da unutmamak lazım.
Araştırmalar, YouTube video yayıncılarının çocukları tüketime yönlendirdiği, çocukların yaratıcılıklarını azalttığı, çocukların oyun kurma yeteneklerini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. YouTube yayıncılarının aynı zamanda çocukların gelecekle ilgili beklentileri üzerinde ve cinsel kimlik oluşumunda olumsuz etkileri olduğu, kız çocuklarının tek tip ve dayatılmış bir güzellik anlayışına mahkûm edildiğini gösteriyor.
SAYILAR KADAR MUTLULUK
"İzlenme ve beğeni sayısı ciddi rakamlara ulaşan çocuk ve genç Youtuberlar var bunlar popüler, çok beğeni alıyorlar, iyi kazanıyorlar ve hep neşeli ve mutlu görünüyorlar. Bu algının çocuklar üzerinde bıraktığı etki; üstelik Youtuber olmak için okula gitmek, belirli bir eğitim almak gerekmiyor diye düşünmeleri. Fakat bu bakış açısı çocuğun hedeflerini yanlış seçmesine, zamanını boşa harcamasına neden olabilir de.
7-8 yaşındaki kız çocukları makyaj videoları çekiyor, ürün tanıtıyor. Erkek çocuklar ilgi çekebilmek için tehlikeli aktiviteler yapabiliyor. Eğer videolar geniş bir takipçi, izleyici kitlesi kazanırsa çeşitli firmalar bu videolara sponsor olabiliyor, izlenmeme payı da çok yüksek ve bu durum, çocuğun ciddi anlamda bir içerik baskısıyla karşı karşıya kalmasına, yoğun kaygıya maruz kalmasına, sanki sorumluluk yükü taşıyan, çalışan bir çocuk haline gelmesine neden oluyor. Aileler de bu faaliyetleri destekleyebiliyor fakat bu çok doğru bir ebeveynlik yaklaşımı değil. Buradan gelir elde etmek çocuğun çocukluğunu ıskalamasına neden oluyorsa, duygu durumunu olumsuz etkiliyorsa (izlenmemesi ya da olumsuz yorum yapılması durumunda hayal kırıklığı, üzüntü, öfke, değersizlik yaşayabilir) ya da eğitiminin önüne geçiyorsa burada büyük bir sorun var demektir."