Türkiye'nin en iyi haber sitesi

PINAR YILDIZ YÜKSEL

Her annenin kendi hikayesi var

Hepimize ‘iyi annelik’ diye anlatılan bir hikâye var. Ama o hikâye kimin hikâyesi? Kendi annemizden mi, yaşadığımız toplumdan mı, yoksa sosyal medyadan mı öğrendik? Dünya artık anneliği yargılamaktan vazgeçip, anlamaya çalışıyor. İşin doğrusu ise, her anne kendi çocuğuna en uygun annedir...

Bir çocuğu büyütmenin doğru bir yolu var mı? Bu soruyu yıllardır her kadın kendine sorar, uzmanlar cevap arar. Ama belki de ilk kez bu kadar yüksek sesle tartışılıyor. Çünkü artık annelik sadece bir içgüdü meselesi olarak görülmüyor. Aksine, öğrendiğimiz, gördüğümüz, hatta bazen fark etmeden taşıdığımız bir rol olduğu kabul ediliyor.
Düşünsenize... Bir anne çocuğunu sıkı disiplinle büyütüyorsa 'baskıcı' deniyor. Ama aynı davranış başka bir kültürde 'sorumluluk kazandırmak' olarak görülüyor. Bir anne çocuğunun peşinden ayrılmıyorsa 'fazla korumacı' eleştirisi alıyor. Ama başka bir yerde bu, sevginin en doğal hali.

TEK BİR DOĞRU YOK
Peki hangisi doğru? Son yıllarda özellikle medyada bu soruya verilen cevap değişti: "Hiçbiri tek başına doğru değil."
Örneğin, Battle Hymn of the Tiger Mother ile hayatımıza giren o 'sert, disiplinli anne' modeli uzun süre eleştirildi. Çocuğunu zorlayan, başarıya iten, duyguları geri planda bırakan bir profil olarak anlatıldı.
Ama bugün aynı konuya bakanlar şunu söylüyor: Belki de o anneler sadece kendi bildikleri şekilde çocuklarını hayata hazırlamaya çalışıyordu. Belki de onların sertliği, yaşadıkları zorlukların bir yansımasıydı.

Öyle ki, The Guardian gibi gazetelerde çıkan yazılarda, özellikle göçmen annelerin çocuklarına yüklediği başarı baskısının, bir tercih değil, çoğu zaman bir 'hayatta kalma stratejisi' olduğu anlatılıyor.
Yani mesele artık şu: Bir anne neden böyle davranıyor? Çünkü annelik, sandığımız kadar düz ve engebesiz bir alan değil. İçinde geçmiş var. Kendi çocukluğumuz var. Eksiklerimiz, korkularımız, öğrendiklerimiz var. Bu yüzden bugün birçok anne aynı cümleyi kuruyor: "Ben annem gibi olmayacağım."

VİTRİN SADECE DEKORDUR
İşin ilginç tarafı şu... O cümleyi kurarken bile aslında annemizden öğrendiklerimizle hareket ediyoruz.
Daha anlayışlı olmaya çalışıyoruz, evet.
Daha çok dinliyoruz, daha az bağırıyoruz. Ama bu kez de başka bir şeyle sınanıyoruz: Sınır koymak.
Çünkü geçmişin sertliği ile bugünün aşırı yumuşaklığı arasında sıkışıp kalmış bir nesiliz biz.

Bir de işin sosyal medya tarafı var... Her gün karşımıza çıkan o 'mükemmel anne' görüntüleri. Sabırlı, sakin, her şeyi bilen, çocuğuna asla sesini yükseltmeyen bir figür. Gerçek mi? Pek değil. Ama etkili mi? Fazlasıyla.
İşte tam burada yeni bir duygu doğuyor: Suçluluk. Yeterince iyi olmadığını düşünen anneler. Çok koruduğu için suçluluk duyanlar... Yeterince vakit ayıramadığı için kendini yiyip bitirenler...

Oysa belki de ilk kez şunu kabul etmemiz gerekiyor: "İyi annelik" diye tek bir doğru yok.
Her anne, kendi hikâyesiyle anne. Kendi geçmişiyle, kendi doğrularıyla, kendi yaralarıyla... Ve belki de en doğrusu şu: Artık anneleri yargılamak yerine, hikâyelerini dinlemek.
Çünkü bazen bir annenin davranışını değiştiren şey, ona verilen bir tavsiye değil... Onun gerçekten anlaşıldığını hissetmesi oluyor.

***

AİLECE RAMİ ÇOCUK VE SANAT BİENALİ'NE GİDİYORUZ
İstanbul Rami Kütüphanesi'nde kaçırmamanız gereken bir etkinlik var: Rami Çocuk ve Sanat Bienali... Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından açılan 1. Rami Çocuk ve Sanat Bienali, "Resimli Çocuk Kitapları" teması ve "Renkliyse Gerçektir" mottosu ile 15 Haziran 2026 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.

SAYFALARDAN TAŞAN BİR DENEYİM
Yaklaşık 100 resimli çocuk kitabından ilham alınarak kurgulanan bienal, çocuk edebiyatını klasik okuma deneyiminin ötesine taşıyor. Bienal; kitapları iki boyutlu sayfalardan çıkararak, çocukların içine girebildiği, dokunabildiği ve deneyimleyebildiği üç boyutlu bir sanat alanına dönüştürüyor.
Rami Çocuk ve Sanat Bienali, kitabı yalnızca okunan bir nesne değil, yaşanan bir serüven haline getiriyor.

52 GÜNDE YÜZLERCE ETKİNLİK
Bienal süresince gerçekleştirilecek dördü kapalı dördü açık toplam 8 atölye alanında 500'ün üzerinde etkinlik yetişkin ve çocuk atölyeleri, konferanslar, panel ve söyleşiler, her hafta sonu tiyatro ve sinema gösterimleri çocuklar, gençler ve aileler için zengin bir içerik sunacak.
Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden yazarlar, çizerler ve sanatçılar bienale katkı sağlayarak uluslararası bir kültür buluşmasına imza atacak.
Bienalde 25 enstalasyon, 11 ana sergi, 3 interaktif sergi, 7'si dijital olmak üzere çok sayıda deneyim alanı bulunuyor.

AİLE ODAKLI KÜLTÜR VİZYONU
Bienal, Türkiye'nin son yıllarda ortaya koyduğu aile odaklı sosyal politika vizyonuyla da güçlü bir bağ kuruyor. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen 2025 Aile Yılı ve devamında 2026–2035 Aile 10 Yılı vizyonu doğrultusunda; çocukların aileleriyle birlikte kültürel üretim süreçlerine katılımını teşvik eden bir model sunuyor.

SIFIR ATIK BİLİNCİ SANATLA BULUŞTU
Bienal aynı zamanda, Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Hareketi ile uyumlu bir yaklaşım benimsiyor. Çocuklar, bienal kapsamında düzenlenen atölyelerde yalnızca sanat üretmekle kalmıyor; geri dönüşüm, sürdürülebilirlik ve üretim bilinciyle de tanışıyor. Ayrıca, bienalde şimdiye kadar hiç gösterilmeyen tarafıyla sıfır atık konulu bir enstelasyon yer alıyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA