Türkiye'nin en iyi haber sitesi

SELAHATTİN DÖNMEZ

Günaydın Amerika!

Fast food beslenme tarzıyla tüm dünyada obezitenin temel sebebi olan ABD, geç de olsa U dönüşü yaptı! ‘Tarihi değişim’ sloganıyla açıklanan 2025-2030 Beslenme Kılavuzu’yla 30 yıldır anlattığımız temel gerçek resmen kabul edildi: Akdeniz diyetinden asla vazgeçmeyin... Amerika adapte olmaya çalışadursun, biz kendi coğrafyamızın beslenme kültürüne sıkı sıkıya sarılmalıyız

Yeni Amerikan beslenme piramidine göre; doğal besin kazandı, işlenmiş gıda kaybetti! Kırmızı etin hakkı teslim edildi. Tam yağlı süt ürünleri, protein ve lifli gıdaların tavsiye edilmesi, Akdeniz ve Ege beslenmesinin sessiz ama bilimsel zaferidir.'Büyük değişim' diye sunulan bu ilkeler, yıllardır söylediğimiz doğruların geç kalmış teyidi oldu.

30 yıldır Klinik Diyetisyeniniz olarak söylediğim önerilerim, hafta içinde Amerikalılar için 2025-2030 Beslenme Kılavuzu ve yeni beslenme piramidi Amerika'nın Tarihinde "Büyük Değişim" sloganıyla yayınlandı. Şimdi bu yeni gelişmeye maddeler halinde detaylıca bakalım.


1- Her zaman savunduğum; kişiye özel günlük kalori alımı ve besinsel zenginliği yüksek besinlerden oluşan öğünlerin önemli olduğunu Amerikalılar yeni bir övgüyle anlattı basın toplantısında. Zaten biz geleneksel Akdeniz Diyeti temelinde yaş, cinsiyet, aktivite düzeyi ve fizyolojik ihtiyaca uygun beslenin diyoruz yıllardır.
2 -Özellikle bizim doğal dediğimiz onlar 'gerçek besinleri yiyin' diye yeni bir argüman geliştirdiler. Doğal besin tüketiminin önemini tüm dünya biliyor açıkçası. Gerçek besini olmayan marketlerde, binlerce çeşit kimyasaldan bol şekerli olarak geliştirdikleri hazır yiyeceği tüketen bir ülkede, 'Doğal besinlere ulaşın' demek onlar için bir yenilik. Doğanın besinleri vücudunuzun ilacı... Bu hep söylediğim en temel beslenme ilkesi ve şaşmaz bir bilimsel bilgi. Bunu yeniden söylemek istiyorum.
3 -Yüksek kalite kişiye özel protein tüketiminin beslenmede en önemli konu olduğunu hep söylerim, biliyorsunuz. Kırmızı et, tavuk, hindi, balık, yumurta yemenin kaliteli hayvansal protein açısından değerli olduğunu sürekli hatırlatırım. Amerikalılar yeni kılavuzlarında buna özellikle vurgu yaptılar. Hatta bu "Kırmızı et artık aklandı" diye sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Ama kılavuz sadece "Kırmızı et yiyin" demiyor. Diğer beyaz etleri ve yumurtayı beslenmenin temelinde olduğunun altını çiziyor.
4 -Yeni kılavuzda benim sizlere sürekli tekrar ettiğim; hayvansal protein yanında baklagil, kuruyemiş, sebze ve meyvelerden bitkisel protein ile günlük protein ihtiyacınızı zenginleştirin deniyor. Aslında yeni bir bilgi değil ama kılavuzda 'tarihi bir başarı' olarak değerlendiriyorlar! Tek fark protein ihtiyacını Dünya Sağlık Örgütü ve diğer sağlık kuruluşlarının revize etmeleri. Amerikalılar için protein ihtiyaçlarını kilogram başına 1.2-1.6 gr' a yükselttiler. Bu bence de iyi bir öneri ve doğru bir artış.

5 -İşlenmiş etler, şeker, şekerli içecekler, işlenmiş endüstriyel besine direkt yasaklayıcı bir adım attılar. Bu bilinen ve hep söylediğim uyarıydı, onlar bunu epey baskın söylediler.
6 -Çocukluk çağı obezitesinin başını alıp gitmesinde etken olan 'ultra işlenmiş endüstriyel besinler'i sık ve fazla yiyen Amerikalılar için gerçek besine yönelme vurgusunun ilk defa vurgulandığı için kendi önerilerini ayrıcalıklı bir yere koyuyorlar. Oysa bu da bizim yıllardır söylediğimiz "Çocuklarınızı hazır besinlerden koruyun" ilkesiydi. Şimdi ABD'de yüksek sesle dile getiriliyor!
7 -Süt ürünleri düşmanlığı nihayet Amerika' da sona ermiş. Sağlıklı bir sindirim sistemi, mikrobiyota ve süt ürünlerinin besinsel zenginliğine de vurgu yapılarak mutlaka tüketin diyorlar. Hem de tam yağlı süt ürünleri sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez parçası olduğunu altını çize çize kılavuza koydular. Neymiş değerli takipçilerim; süt sağlıklıymış. Siz bunu benden sürekli duydunuz zaten.
8 -Amerika sağlıklı beslenme önerilerini sıralasa bile hemen hepsi hasta ve obez. Sürekli işlenmiş gıda ve her hastalığa dayatılan ilaçlar nedeniyle iyileşmesi de çok mümkün değil kısa zamanda. Bu kadar yeni olmayan yıllardır üstüne bastığımız beslenme önerilerini bugün söylese de hala obeziteyi iyileştirmek için iğne pompalaması bu paradoksun karanlık yüzü bence.

9 -Yeni kılavuzda su ve doğal maden suyu ile günlük hidrasyonu sağlamanın önemi belirtilmiş. Size her zaman söylüyorum, su için ve doğal maden suyunu eksik asla etmeyin diye. Kılavuzda 'sparkling water' olarak belirtilen doğal mineral içeren su vurgusu Amerikalılar için yeni maalesef.
10 -Yeni kılavuzu anlatan piramit için en anlamlı değişiklik, "Rafine tahılları beslenmeden uzaklaştırın ve tam tahılları mümkün olduğunca sınırlı tüketin." Daha önceki piramidin en çok tüketimini önerdiği tam tahıllar, bu yeni piramitte en az tüketilmesi istenen besin grubu oldu. Yerinde bir değişim bence de. Günde 2-4 porsiyon tam tahıl vurgusu sağlıklı yaşam için yeterli değerli okuyucularım.
11 -Sodyum alımını sınırlı tutmanın önemi bu kılavuzda da daha doğrusu yeni piramitte de yer alıyor.
12 -Defalarca yazdığım ve yıllardır zayıflama diyetlerimde sağlıklı beslenme listelerimde uyguladığım her öğünde protein ve liften zengin öğünler yeni kılavuzun yıldız vurgusu bunun altını çizmekte yarar görüyorum.


- Sonuç olarak Amerikalılar bu yeni piramide adapte olmaya çalışsın! Biz, bizim havzamız olan Ege ve Akdeniz beslenme alışkanlıklarına sıkı sıkı bağlı kalmalıyız. Doğal, sağlıklı, iyi tarım, iyi hayvancılık ürünlerimizden az ve öz yemeliyiz.


ZAYIFLAMA İĞNELERİ HIZLI ZAYIFLATIYOR VE HIZLI KİLO ALDIRIYOR!
British Medical Journal Dergisi'nde yeni yayınlanan araştırma bize zayıflama iğnelerinin obeziteyi iyileştirdiğini daha net açıklıyor. GLP 1 hormonunu taklit ederek enjeksiyon olarak yapılan ve hızla iştahı kapatan bu iğnelerin maalesef obezitenin kronik biyolojik yapısına uygun olup olmadığı tartışılıyor. Çünkü iştah yapay olarak iğne kullanıldığı süre birçok kişide baskılanırken birçok kişide gastroinstestinal yan etkiler sebebiyle fayda görmeyip iştah etkisi görülemeyebiliyor.
İşte tam bu noktada iğne enjeksiyonu ile uzun bir süre boyunca normalden birkaç kat daha yüksek GLP-1 seviyelerini yapay olarak sağlamak, kendi doğal GLP-1 üretiminizin azalmasına ve etkilerine karşı duyarlılığınızın düşmesine neden olabileceği ifade ediliyor. Biyolojik bir problem!
Bu çalışmada elde edilen bilimsel veriler analiz edildiğinde iğneyi bırakanlarda iştah aşırı bir şekilde geri gelerek başlangıç kilolarına 1 veya 1.5 yıl içinde hızla geri döndüğünü hatta doğal yiyeceklerle ve gerçekleştiği gösterildi. Araştırmayı yürüten bilim insanları "İlaç kullanırken iştah ve kilo vermek sorun değil, ancak bu GLP-1 'tedavisini' bıraktığınız anda iştah artık kontrol altında tutulmuyor ve aşırı yeme olasılığı çok daha yüksek oluyor." diyor. Ve tedavi durdurulduğunda kilo alınmasının iğneyle zayıflayan bireylerde çaba eksikliğinden ziyade rahatsızlığın biyolojik yapısını yansıtmasından kaynaklandığını ifade ediyorlar.

Oxford Üniversitesi'nde yapılan bu çalışma ile aslında zayıflama iğneleri kullanımının sağlıklı ve doğal beslenmeyi engelleyerek yaşam tarzı değişikliğini de zorlaştırdığını belirtmektedir. Ve kilo kaybı için bu iğneleri kullananların tedaviyi bıraktıktan sonra yeniden kilo alacaklarını bilmeleri gerektiğini de söylüyor bu araştırma.
İngiliz Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), iğneleri sadece biraz zayıflamak isteyenlere değil, obeziteyle ilişkili sağlık riskleri olan aşırı kilolu kişilere öneriyor. Ancak bizim ülkemizde ve dünyanın her yerinde bu kimyasal iğne maalesef aynen mide ameliyatları gibi gerçek obezlere değil zayıflamak isteyen herkese uygulanıyor. Bu iğneler obeziteye eşlik eden kronik hastalıkları olan ciddi obezler için uygun olduğunu kimse kabul etmek istemiyor. Zayıflama iğnelerini bırakanları analiz eden verilerde, bu iğneleri bırakmayı deneyenlerin "Bir düğmeye basılmış gibi oluyor ve anında açlıktan ölüyorsunuz" diye tanımladıklarını bildiriyor. Bir kadının deneyimini, "Sanki zihnimde bir şey açıldı. 'Her şeyi ye, hadi! Bunu hak ediyorsun çünkü çok uzun zamandır hiçbir şey yemedin' dedi" diye anlattığına da yer verilmiş.
Bu araştırma analizinde bilim adamları; iğne ile zayıflayan kişinin iştahını yapay olarak bastırmak için yalnızca GLP- 1'e bağlı olmasının ve uzun vadede kendisine yardımcı olacak herhangi bir diyet veya davranış değişikliği yapmamasına neden olduğunu vurguluyor, yeniden kilo alma durumunda metabolik değerlerin de daha da kötüleştiği gerçeğinin altını çiziyor. GLP-1 agonistleri enjeksiyonu ile bu kimyasal ajanın sonunda sindirim kanalına geldiğini ve mikrobiyotayı da olumsuz etkilediğini sizlerle paylaşmak isterim. Ve midede üretilen doğal akkermensia muciniphila'yı da yok etmekte böylece doğal bakteri dengesini de olumsuz etkilemektedir.
GLP-1 dünyada her ne kadar kolay kilo kaybı çözümü olarak gündemde olsa dahi obeziteyi önlemede etkili olmayacaktır. Bu iğnelerin maliyetlerini karşılayamayanlar, iğne kullanımında yan etkileri kontrol altına almada başarılı olamayanlar, iğne kullanımı sırasında göz, tiroid, pankreasta meydana gelen ciddi komplikasyon sebebiyle direkt bırakanlar, yeniden kilo alarak obezite sorununa tekrar katkı sağlayacaklar. Bu nedenle doğru obez hastaya verilen GLP-1 kullanımı sırasında kilo kaybı sürecinde kas kaybının olmaması, oluşabilecek gastrointestinal sistem semptomlarının beslenmeye bağlı olanlarının düzeltilmesi ve doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması için mutlaka Diyetisyen kontrolü ile zayıflamayı sağlamanın önemi açıktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.