Efendim, kusura bakmayınız, yeni yılın bu ilk gününde, yılbaşı gecesinin mahmurluğunu yaşayan siz kıymetli okurlarımın karşısına yine gül cemalimle çıkıyorum... Malumunuz, Noel Baba geyikleriyle birlikte anılır, bunun yeni yıl geyiği ile bir ilgisi var mıdır orasını bilemem ama bu yeni yıl muhabbetlerinden bunaldığınız kanaatindeyim. Olsun, bir de benden bunalınız efendim. Bu yazıyı, yılbaşı adeti diye icat edilen 'kırmızı don' sendromuna girmiş bir biçimde yazıyorum. Kimse kusura bakmasın, yakınçağ pop tarihimizin tozlu sayfalarından çıkarıp, 2011'e dair meraklarımı yazacağım. Şimdi kıymetli okur, sizin de dikkatinizi celp etmiştir, Şebnem Schaefer hanım kızımız son dönemlerde hiç piyasada görünmüyor. Merak ediyorum, kendisi yeniden -ve tabii ki annesiyle birlikte- memleket gündemine dönüp, elinde bir bekaret raporu olduğu halde, siyasi birtakım girişimlerde bulunacak mı? Herhangi bir partide kadın kolları başkanı olacak mı? Malum, daha evvel Demokrat Parti'den aradığını bulamayan mis gibi ahlâklı hanım kızımız, Almanya'da Hıristiyan Demokrat Parti ile faaliyete başlamıştı. Gerçi Bu Hıristiyan Demokrat Parti'nin Berlin eyalet sözcüsü Peter Trapp göçmenlik başvurusunda bulunanlara zeka testi uygulanmasını istemişti ama olsun. Şebnem'imiz hem yarı Alman hem de çok zeki... Ali Atıf Bir'e ne oldu?! Evet sayın okur, Seray Sever üzerine kahve boca ettikten sonra bir türlü eski performansını gösteremeyen bu ilim adamı popüler starımız, acaba 2011'de yeniden parlayacak mı? Şahsen ben Ali Atıf Bir'in, eski özgüvenli günlerinde olduğu gibi, 'En yakmayan kadın pedi hangisi?' yazılarına dönmesini arzu ediyorum... Sonra, Milli Kaynana Semra'nım ne oldu ey okuryazar? Bakınız, buradan tüm medyayı itham ediyorum! Birilerini parlatıp parlatıp bizi alıştırıyorsunuz. Sonra birdenbire ortalıktan yok ediyorsunuz ve biz onların akıbetini bilemeden yaşlanıyoruz. En son şurada kalmıştık: Semra'nım rıza göstermese de, ahlâk timsali kızı Seçil birdenbire bir arkadaşla kaçarak evlenmiş ve Semra'nım bir evlilik programı sunmaya başlamıştı. Gelen bütün adayları stüdyodan kovaladığı için olsa gerek, en sonunda kendisi stüdyodan kovalandı ve Semra'nım kayıplara karıştı. Ama benim bünyem onu istiyor.
ERDAL ACAR GECE HAYATINA DÖNMELİDİR
Efendim, artık 'Erke Dönergeci'ne sarılmak, hatta onunla sarmaş dolaş olmak istiyorum. Lakin 2007'de piyasaya sunulacağı ve dünyada savaşları falan bitireceği açıklanan bu durup durduğu yerde enerji üretebilecek icat, 2011 oldu, hâlâ ortada yok. Ya birileri çıkıp, bu aleti bulduklarını ilan eden koskoca emekli generaller ve emekli Yargıtay Başsavcısı herkesi kafaya aldığını açıklasın ve bizi yıkılan hayallerimizle baş başa bıraksın, ya da şu 'erke dönergeci' artık sürülsün piyasaya da, her gün pompacılara, "Acaba akaryakıta yine zam geldi mi?" gibisinden yalvaran gözlerle bakan şu aciz kulun çilesi sona ersin. Erdal Acar gece hayatına geri dönmelidir kıymetli okur. Kendisi alemlerden elini eteğini çektiği an itibarıyla, memleketimizin magazin endüstrisi çökmüştür. Ne 'Uçankuş', ne 'Flaş! Flaş! Flaş!'lar, ne de tüm bunlardan sebeplenerek her gün hayatımıza giren Petek Dinçöz, tanıtımdan tanıtıma koşan mankenler var artık hayatımızda. Halbuki milletimiz bu işe de müptela idi ve magazinin birden bire kesilmesi dengelerimizi bozdu. Erdal Acar'dan ricam, artık kar maskelerini sandıktan çıkarması ve önüne gelen ilk hanımın başına geçirerek ortalığa salmasıdır... Kullanıp bir kenara atılan Levent Oran ve Ajdar Anık hayatımıza geri dönsün. Evet, muhterem Savaş Ay Abimiz tarafından keşfedilerek hayatımıza 'kadın dövmeyi savunan adam' olarak giren Oran, eğer saçları kalmışsa, yine civciv sarısına boyatarak 2011'de ekranlara dönsün isterim. Milletçe kendisine vefa borcumuzu ödeyelim. Ajdar da yeni besteleriyle aramıza katılsın. Hayır, eğer olmayacaksa, kendilerine 'malulen emekli' aylığı bağlansın... 2011'de Banu Alkan-Murat Taşdemir çiftine yine bir program yaptırılsın. Olaya Ahu Tuğba ve Meriç Bey de dahil edilsin. 'Yaşam Analisti' Kenan Erçetingöz onları gözlesin ve nasıl bir yaşam yaşadığımızı Rafet El Roman ile birlikte analiz etsin... Nihat Doğan'ı 2011'de artık Meclis'te görmek istiyoruz. Memleket bu haldeyken ilişki yaşayamadığını ilan eden bu 'çile insanı', inanıyorum ki Meclis'e girdiği takdirde, hem memleketin sorunları daha kolay çözüme kavuşacak hem de kendisi rahatlayacaktır. Kendim için ne mi istiyorum? Nil Demirkazık'la baş başa bir kahve içmek... Sahi, nerede kendisi?