Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Öyle politize olmuşlar ki... Siyasetçiler halt etmiş! Rakamlarla konuşalım diyorsun 'pöhh' yapıyorlar. Verileri analiz edelim diyorsun 'ehh' çekiyorlar. Yapısal reformlara odaklanıyorsun 'ıhh' oluyorlar.
Kimden mi bahsediyorum?
Hani var ya…
Kendilerini 'fevkalede önemli şahsiyetler(!)' olarak ilan edip, kalanları tukaka görenler… Geçmişte batık bankasını kurtaran Derviş'e methiyeler düzerken birdenbire protest kişiliğe bürünen aslında tek derdi beyaz yakalıların geldiği konferanslarda saat/TL değerini artırmak olanlar… Ekonominin monşeri edasıyla orada burada dolaşanlar…
Hepsi daha Hazine ve Maliye Bakanı açıklama yapmadan başlamışlardı algıya… Baktım dün de devam etmişler…
Peki onların kafa bulandırdıkları gibi mi?
Reform paketine göre, Hazine, kamu bankalarına 28 milyarlık devlet iç borçlanma senedi çıkaracak. Bu senetler aralarında üç kamu ve katılım bankalarının da olduğu 8 finans kuruluşuna büyüklüğüne göre dağıtılacak. Bu hamlenin iki etkisinin olması beklenebilir.
Birincisi, özellikle 2018 sonundan bu yana elini taşın altına koyan kamu bankalarının sermayeleri güçlenecek. İkincisi de likiditeleri artacak. Şöyle düşünün, bankacılıkta 1 liralık özsermaye karşılığı 8 TL kredi verebiliyorsun. Öyle bakarsanız, ekonomiye 220 milyarlık kredi anlamına gelebilir.
Gelelim, kurulacak enerji ve gayrimenkul fonuna…
Konuya sadece bankaların bilançolarının makyajlanması olarak yaklaşıyorlar.
Halbuki, bankalardaki enerji ve inşaat sektörünün takibe düşen ya da düşme aşamasında olan kredileri fona devredilip, bilançolar temizlenirken, reel sektörde rehabilite olacak. Bu fona aktarılacak kredileri Bankalar Birliği belirleyecek. Bankalara borcunu ödemekte zorlanan ama şirketinde de yönetim zaafiyeti gösteren patron bir karar verecek. Şirketin devamlılığını seçerse profesyonel yöneticiler devreye girecek. Şirketin hangi alanlardan çıkacağına, hangi alanlarda devam ederse kârlı ve verimli olacağına, satışa çıkarılacak varlıklarına kadar her konu enine boyuna masaya yatırılacak. Rehabilitasyon sürecinin ardından şirketlere ortak da bulunabilecek.
Bir nevi, yerleşim alanının dışına çıkarılan çöpler içinde ayıklama yapılacak. Katı atıklar ayrıştırılacak. Dönüşümü mümkün olanlar bir kenara istiflenecek. Arıtma tesislerine gönderilecek. Etrafa kötü koku vermeleri engellenecek. Kullanılabilirliği kalmayanlar veyahut kokusu artık dayanılmayacak gibi olanlarda yok olacak. Bana göre, bu sürecin sonunda daha sağlıklı bir reel sektöre kavuşacağız. Haa, bu yeter mi derseniz? Elbette sonrasında BDDK'ya çok iş düşüyor. Artık regülasyon kurumu olarak bankaların arz-talep açısından doymuş sektörlere vereceği kredilere bir formül bulması gerekecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN