Başbakan "çok geziyor."
Gezdiği yerlerde "dikkatini çeken bir yönetici" görünce, adını not ediyor.
Sonra "değerlendiriyor."
Örneğin "milletvekili yapıyor." "Bayan kaymakamın" Meclis'e girişi gibi.
***
Şimdi gelelim "hikâyemize."
Atatürk, bir gün Başbakan İsmet İnönü'ye demiş ki:
- Sen görevin gereği benden çok geziyorsun... Dolaştığın yerde dikkatini çeken yönetici olursa, not et... Meclis'i nasıl olsa ikimiz yapıyoruz... Öylelerini de Meclis'e sokalım.
***
Bir yurt gezisinde Çankırı Valisi "İnönü'nün dikkatini çekmiş."
Ve defterine not etmiş.
Ama "isim olarak" değil... "Çankırı Valisi" diye.
***
Seçim zamanı gelince...
Atatürk ile İnönü "listeyi" yaparlarken...
İsmet Paşa "görevlilere" talimat vermiş:
- Çankırı Valisi'ni de ekleyin.
***
Seçim bitmiş.
Seçilenler "saygı sunmak için" dizilmişler.
İsmet Paşa sormuş:
- Çankırı Valisi'ni göremiyorum... Nerede?
"Birisi" atılmış:
- Buradayım efendim.
***
İnönü bakmış "karşısındaki kişi", Çankırı'da "dikkatini çeken Vali" değil.
"Sen" demiş:
- Ne zaman Çankırı'ya Vali oldun?
- 3 ay önce Paşa hazretleri.
- Ya senden önceki?
- O falanca ile tayin oldu.
***
İsmet Paşa bu hikâyeyi eski Meclis Başkanlarından Ferruh Bozbeyli'ye anlatmış.
Bizimki Allah uzun ömür versin, "Bozbeyli'den nakil."