Sistemin adı "parlamenter demokrasi" ise, Cumhurbaşkanı'nı parlamento seçer.
"Yetkileri" de kısıtlıdır.
Ama sistem "başkanlık veya yarı başkanlık" ise Cumhurbaşkanı'nı halk seçer.
Yetkileri de "fazladır."
***
Bizdeki uygulama ise "ne kuş, ne deve" misali.
Sistem "parlamenter demokrasi."
Fakat "Meclis'in seçtiği Cumhurbaşkanı'nın yetkileri çok fazla."
***
Şimdi "yeni bir yola" giriyoruz.
Hem "parlamenter sistem" devam edecek.
Ve hem de "Cumhurbaşkanı'nı halk seçecek."
***
Cumhurbaşkanı'nı Meclis seçerken zaman zaman iş "rejim krizine" dönüşüyor.
Bunun "örneklerini" gördük.
Şimdi Ahmet İyimaya'ya soru:
- Parlamenter demokraside Cumhurbaşkanı'nı halka seçtirmek bir "sistem krizine" dönüşmez mi?
Yani "ya 40 katır ya 40 satır."
Öyle de "kriz", böyle de "kriz."
***
Ahmet İyimaya:
- Parlamenter sistemde Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi bir istisna... Bir paradoks diye bakılabilir... Bu eleştiriyi göz ardı edemeyiz.
- Ama unutmayın, Meclis seçtiğinde de iş rejim krizine kadar uzanıyor.
***
- Sayın İyimaya... Şu işin bir orta yolunu bulsak.
- Bu büyük bir reform... Cumhurbaşkanı'nı halk seçecek... Fakat halkın seçtiği Cumhurbaşkanı'nın yetkileri kısılacak... Parlamenter sistemde nasıl olması gerekiyorsa, ona inecek... Yani sembolik makam... Yani dış temsil... Ve kurumlar arasında koordinasyon.