ATİLLA DORSAY

Oscar için seçim tam bir skandal!

Size bir komisyonun üyelerinin adlarını yazacağım. Bakın bakalım, size ne hatırlatıyor: Hüseyin Ülger, Yılmaz Atadeniz, Biket İlhan, İsmail Güneş, Kamil Koç, Selda Çiçek, Semra Güzel Korver, Aytaç Arman, Hüseyin Karabey, Yusuf Sezgin.
Bu isimler, yakın günlerde Türk sinemasının Oscar adayı seçimini yapan komisyonun üyeleri. Elbette sinemaya biraz yakın olanlar, emektar yönetmen Yılmaz Atadeniz, bir dönemin 'İslami sinemacısı' İsmail Güneş, kadın yönetmenlerimizden Biket İlhan ya da eski oyuncular Aytaç Arman ve Yusuf Sezgin'i tanıyacaklardır. Peki ya diğerleri?
Ya da şöyle soralım: Bir kısmını, hatta çoğunu tanısak bile, Türk sinemasını Oscar'larda temsil edecek filmi seçecek adlar bunlar mı olmalıdır? Kişi olarak hepsine sonsuz saygım, sevgim var. Ama acaba 80'ine merdiven dayamış bir Yılmaz Atadeniz geçen yıl kaç film görebildi? Diğerleri de çağdaş sinemayı/sinemamızı gerçekten izliyorlar mı? Çünkü Oscar'a film göndermek hem dünya, hem de Türk sinemasını yakından izlemek demektir. Bunu yapacak vakitleri oluyor mu?
Ve de niçin içlerinde tek bir sinema yazarı yok? İşleri gereği bol film izleyen, sinemanın nabzını en yakından tutan eleştirmenler niye dışlandı? Temsil edilen derneklere bakınız: SESAM, SEYAP, SİNEBİR, TESİYAP, FİLMYÖN, FİYAB, SİNESEN, BSB, BİROY, SETEM, SODER...
Belki yine sinemayı yakından bilenler, SESAM, FİLMYÖN, SİNESEN ve SODER gibi kuruluşların adını duymuş olabilirler. Peki ya ötekiler? Hiç duydunuz mu? Seçimde temsil edilmeyen SİYAD - Sinema Yazarları Derneği, her şeye karşın daha çok bilinen bir ad değil mi? Üstelik, Oscar'ın ABD'de ve ona koşut olarak her ülkede 'gösterime çıkmış tüm filmleri dikkate almak' gibi bir temel ilkesi varken, bizde sadece 'başvuran filmler' dikkate alınmış.
Onlar da şöyleymiş: Ay Lav Yu, Bal, Başka Dilde Aşk, Kosmos, Ses, Siyah-Beyaz, Vavien, Yüreğine Sor. Eğer seçimin, 40 küsur film gösterilen bir yılda sadece sekiz film arasında yapıldığını Oscar komitesine bildirseniz, Türk filmini geri bile gönderebilir! Yani seçilmeyen filmlerden birinin sahibi pekala bunun için başvurabilir ve eminim sonuç da alır...
Denecek ki: Ne farkeder, işte en iyi film olan Bal'ı seçmişler. Yani Berlin galibi, Altın Ayı sahibi. Ama mesele o değil ki! Mesele kimi ilkeler koymak, tüm filmleri dikkate almak, olabilecek en iyi kurulu toplayıp en iyi filmi seçmek. Yoksa bir zamanlar Antalya vb. festivallerde yapıldığı gibi, tüm sinema meslek örgütlerinden (yazarlarınkini özenle dışarda tutarak!) resmi yazılarla istenen birer üyeyle göstermelik kurullar oluşturup görünüşü kurtarmak değil. Bu gidişle bir başka yıl, pekâlâ Recep İvedik seçilebilir!
Kültür Bakanlığı'nın patronajı altında yapılan bu iş, bence tam bir bir skandal. Umarım basına ciddi bir açıklama gönderirler.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN