Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ankara, 'daki ateşkesi "kalıcı barışa" dönüştürmek için büyük bir diplomatik çaba gösteriyor. Libya Başbakanı Serrac'dan sonra İtalya Başbakanı Conte de dün Ankara'daydı. Yine dün, Libya'daki tarafları temsilen Serrac ve Hafter'in yanısıra Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Savunma Bakanı Akar ve MİT Başkanı Fidan 'nin etkin arabuluculuğu için Moskova'daydı. Bu satırlar yazılırken henüz hangi şartlarla anlaşmasının imzalandığı belli değildi.
Ancak Hafter'in ateşkesi kabule mecbur kalması ve Mısır ile Cezayir'in de destek vermesi gidişatın ciddi ve olumlu olduğunu düşündürüyordu. Aslında 8 0cak İstanbul Zirvesi'nden bu yana olanlar, Erdoğan ve Putin'in üstlendiği arabuluculuğun Libya'daki durumu yeni bir aşamaya taşıdığını gösteriyor. Şansölyesi 'in Berlin'de konferans için Erdoğan ve Putin ile yaptığı görüşmeleri hatırlarsanız, Libya masasındaki kritik üç ismi sıralamış olursunuz.
Erdoğan'ın 19 Ocak'ta Berlin'e gitmesi Ankara-Moskova-Berlin hattındaki çarpıcı işbirliğini de ortaya koyuyor. Merkel görevini devretmeden önce Avrupa ve Almanya için "liderlik" sergiliyor.Yani, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un yapamadığı şeyi yine Merkel yapıyor. Merkel'den sonra Avrupa'nın liderlik sorununun daha da derinleşeceği aşikar.

Erdoğan ve Putin'in kararlılığı
Libya'daki ateşkesin kırılgan olmaması için öne çıkan iki lider, Erdoğan ve Putin. Onların kararlılığı ve aralarındaki güven olmasa Serrac ve Hafter bu kadar hızlı bir araya gelemezdi. Libya dosyasındaki olumlu gidişatta Suriye'de alınan derslerin ciddi karşılığı var. Öncelikle Türkiye ve , 2015'te uçak krizi ile bozulan ilişkileri toparladıkları gibi Astana süreci ile zorlu da olsa bir işbirliği üretebildi.
Libya'daki tarafların kompozisyonu daha komplike olmakla birlikte Erdoğan ve Putin'in hem sahaya hem de masaya ağırlığını koyabilmesi fark yaratıyor. İki lider stratejik rekabetlerini aşarak spesifik konulardaki menfaatlerini (YPG'ye yaklaşım ve İdlip gibi) uyumlulaştırabilmeyi başardı. Aynı şeyin Washington-Ankara hattında yapılamaması ayrıca ele alınması gereken bir sorun.
Erdoğan, ABD ile ikili ilişkileri düzeltebilmek için hayli uğraştı. Başkanlığı boyunca Amerikan yerleşik kurumları ile boğuşan Trump, Erdoğan ile kurduğu iyi ilişkiye rağmen, istediği işbirliği düzlemine geçemedi. Kongre, bir anlamda, ABD'nin Türkiye politikasını esir aldı. Ankara-Moskova ilişkileri giderek yapısal anlamda ortaklaşırken, Ankara ile Washington arasındaki ihtilaf alanları eksilmiyor. Washington'daki bazı çevrelerin stratejik körlüğü sebebiyle yeni işbirliği fırsatları (Irak ve Libya gibi) kaçırılıyor. Yine Doğu Akdeniz'de ABD giderek Türkiye ve Rusya'yı yakınlaştıracak bir hataya sürükleniyor. Halbuki İran ve Irak'tan Doğu Akdeniz ve Libya'ya uzanan yeni bir jeopolitik düzlem oluşuyor. Bölgemizdeki kalıcı işbirliğini bu hattın her bir noktasındaki birlikte çalışma iradeleri belirleyecek.

Ankara'nın yol haritası
Davet üzerine asker gönderme kararı alan Ankara, Libya'daki olumlu gidişatı kalıcı hale getirmek için hamlelerine devam etmeli. Bazılarını şu şekilde sıralayabilirim.
Hafter'in ateşkesi bozmak için fırsat arayacağı bilinmeli. Bunun için de sahada güçlü olmalı. Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile yapılan askeri işbirliği tüm boyutlarıyla sahada gerçekleştirilmeli.
Rusya, Almanya, Cezayir, Tunus ve İtalya ile pozisyonlar ortaklaştırılmalı.
Trablus tarafındaki bütün aktörlerle sıkı iletişim kurulmalı. BAE'nin Trablus'taki bazı grupları yanına çekmeye çalışacağı bilinmeli.
Ateşkesin mahiyeti ve önemi sahadaki gruplara anlatılarak güçlü destek sağlanmalı. Aralarındaki ihtilafların azaltılması ve aktörlere güvenin tesis edilmesi gerekir.
Tobruk tarafındaki gruplarla temas sağlanarak Hafter'in siyasi çözüme razı olması için baskı oluşturulmalı.
UMH'nın kontrolündeki yerlerdeki altyapı hizmetleri (elektrik, su, kanalizasyon vb.) toparlanmalı. Bir örneklik oluşturulmalı.
Kamu yönetiminden güvenlik sektörüne kadar yeniden yapılanma çalışmalarına başlanmalı. Libya'da barış ve istikrar tesis edilebilirse bütün dünya başkentleri Erdoğan ve Putin'in liderliğine şapka çıkaracak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN