Geçtiğimiz pazartesi günü, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel, Türkiye Yazarlar Sendikası İzmir Temsilcisi şair Namık Kuyumcu ve Tufan Eraykutlar ile birlikte, İzmir'de Buca Cezaevi'ne bir ziyaret gerçekleştirdik.
Dudaklarımızda, sanki usta şair Enver Gökçe'nin, buruk 'görüş günü' adlı şiirini mırıldanır gibi, izin alabildiğimiz dört kişiyi ziyaret ettik. İzmir Büyükşehir davasında tutuklu yargılanan Ali Sabuktay, Hüseyin Kırmızı, Erhan Bey ve Muharrem Derbentoğulları. (Ziyaret listesindeki son isim Halim Yazıcı'ydı. Ama hastaneye gittiği için göremedik.)
Hapishane ziyaretleri her zaman çok hüzünlüdür. Hem eden, hem edilen için. Morallerinin iyi olması, hepimize moral verdi. Ama yine de, kalbimizden akan derin bir hüzünle baktık, demir parmaklıkların ardına.
Daha önce de, bu köşede vurguladık: Hukukçu değiliz. Ama İzmir Büyükşehir İddianamesi okunduğunda, net anlaşılıyor; 'belediyenin organize suç örgütü gibi' gösterilmesi, haksız, yanlış değerlendirme.
ÖZGÜRCE YARGILANSINLAR
Ayrıca iddianamenin hiçbir sayfasında, "cebir ve şiddet kullanma" yolu yok; kesinlikle "haksız ekonomik çıkar sağlamaya" yönelik bir tablo yok. Bu doğrultuda delil yok. Olaylar ve isnat edilen suçların, CMK 250. maddesinin dışında olduğu açık algılanıyor.
Bu durumda, bu insanlar hiçbir yere gitmeyeceklerine göre, neden özgürce yargılanmıyorlar?
Bu 'temel insan hak ve özgürlüğü' neden onlar için geçerli değil?
Biz hukukun üstünlüğüne yürekten inanıyoruz. Onlar da inanıyorlar.
Ama bu olumsuz örneklerin, 'toplumun adalete olan inancını zedelediğini de' hep hatırlamak gerekli.
Adalet, herkese lazım. Bu insanların yargılanma süreçlerinin, özgürce yürümesini umut ediyoruz. Elbette 'özgürce' yargılanırlarken, dava sürecek, sonucu yine hukuk belirleyecektir.