Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YÜKSEL AYTUĞ

Almanya’nın fethi

Viyana'yı olmasa da Berlin'i fena fethettik. Deplasmanda bir dünya devini 3 golle devirmemizden söz etmiyorum. Almanlar için çok daha onur kırıcı gerçekler var, onları yazacağım.
Üç gün önce Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Alman şansölyesi Scholz'un gözlerinin içine bakarak, "Biz Holokost (soykırım) cenderesinden geçmedik. İsrail'e bir borcumuz yok. Onun için Gazze konusunda rahat konuşuyorum" dedi. Şansölyenin gıkı çıkmadı. Bunu Alman başbakanının yanında söyleyebilecek ikinci bir lider var mı? Şansölye, Tel Aviv Ben Gurion Havaalanı'nda füze saldırısı alarmında uçağın altına yattığında bile bu kadar mahcup olmamıştı..



Üç gün sonra Berlin Olimpiyat Stadı'nda yer gök kırmızı beyazdı. 70 bin kişi "Türkiye, Türkiye" diye bağırıyordu. Alman Milli Takımı'nın kaptanı bile bir Türk'tü. Maçı anlatan TRT spikeri, başlama düdüğü çaldığında "Almanya görünümlü Türkiye'ye hoş geldiniz" diyordu. Siz bir de Ay-yıldızlı çocuklarımızın bu yaz katılacağı ve Almanya'nın ev sahipliğinde düzenlenecek Avrupa Futbol Şampiyonası'nı hayal edin. Almanya, kendi sahasında deplasmana çıkacak ilk milli takım olacak...
Ülkeler artık savaş meydanlarında çala kılıç fethedilmiyor. Anladınız siz onu...

Hıncal ağabeysiz bir yıl
Dün yazı günüm değildi. Hıncal ağabeyi anmak bugüne kaldı.
Gideli bir yıl olmuş, ne çabuk... Onun sözüdür, "Zaman çabuk geçiyorsa, iyi geçiyor demektir." Meğerse o da yanılmış. Gittiğinden beri iki büyük savaş, iki de deprem yaşadık. Zamanın çabuk geçtiğini sanmak, bir felaketten diğerine savrulmamız yüzündendi.



Sen nasılsın, ne haldesin bilmem ama burada iyiye giden bir şey yok Hıncal ağabeyim. İstanbul'un trafiğinde yine magandalar cirit atıyor. Koca kent, belediyecilik adına yine sahipsiz. Bizim şirketin asansörlerinde yine kimse kimseye gülümseyerek "Merhaba" demiyor. Hâlâ kimse yaka kartını takmıyor. Kumar siteleri cep telefonlarımıza mesaj göndermeye devam ediyor. Diziler yine üç saat sürüyor...
Yerin dolmadı. Dolmayacak da... Ben hâlâ yazımı yazdıktan sonra bir kez de senin için okuyup, düzeltiyorum, "Hıncal ağabeyim ne der?" diye...
Özlüyorum... En çok da kavgalarımızı...

Mesele Gazze değil, anlamadınız mı?
Batı'nın neden top yekun İsrail'e destek verdiğini çözemeyenlere küçük bir açıklama:
Tabii ki Yahudilerin kaşına gözüne vurgun değiller. İngiltere, Almanya, Fransa ve hatta Mısır'ın ortak bir özelliği var. Dördü de Rus doğalgazına muhtaçlar. Bu tekeli kırabilmek için Fransızların Doğu Akdeniz'de tam da Gazze'nin (Filistin) kıta sahanlığında tespit ettiği çok verimli iki petrol sahasına çökmek istiyorlar. Bu, Rusya'nın ekonomik olarak zor duruma düşmesini bekleyen ABD'nin de işine geliyor. ABD ayrıca donanmasını bizim petrol aradığımız alanın yanına park etti. (!) Muhtemelen gözdağı vermek için...
Yani mesele Gazze değil, petrol rezervleri. Bu da dünyayı emperyalist devletlerin değil, onları parmağında oynatan petrol şirketlerinin yönettiğinin bir başka belgesi.
Diyeceğim o ki, işgalciler petrole, doğal gaza doymadan. Gazze'deki masum çocukların akıbeti değişmez...

Gaf'let kürsüsü
Netanyahu: "Erdoğan kendi köylerini bombaladı" (15.11.2023) Özgür Özel: "Roboski'yi Erdoğan bombalattı. Kendi köylülerini bombaladı." (17.11.2023) İşte sahibinin sesi...

Zap'tiye
Gazze bize "vardiyalı savaşı" da öğretti. İsrail diyor ki: "20 saat bombalayacağım. Kalan 4 saatte kaçabilen kaçsın."

Ne demiş?
"Canınızdan çok sevdiğiniz birini eninde sonunda öldürecek olan birinin yaşamasına izin verir miydiniz?" (Aile dizisinden tehlikeli bir soru)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA