National Geographic'deki belgesel, ramazan ayının ruhuna öyle uygundu ki... Malum; ramazan, aynı zamanda azla yetinmenin, kanaat etmenin, tutumlu olmanın, rızka saygının hatırlatıldığı bir aydır.
2018'de hayatını kaybeden ünlü şef ve gurme Antony Bourdain'in adeta "insanlığa vasiyet" olarak hazırladığı Gıda İsrafının Öyküsü belgeseli de bu yönüyle çok çarpıcıydı. İşte belgeselden aldığım notlar:
* Bir demet kıvırcık salatanın doğadan tamamen yok olması tam 25 yılı buluyor. Bu süre içinde karbonmonoksit salımından 9 kat fazla sera gazı üretiyor.
■ Gıda atıklarının kompost, gübre, hayvan yemi ve yakıt olarak değerlendirilmesiyle elde edilen yıllık 680 milyar dolarlık gelir, Facebook ve Instagram'ın toplam cirolarından fazla.
■ Pek çok ülkedeki pazarlarda atık olmaktan kurtarılan gıdaların işlendiği aşevleri faaliyet gösteriyor.
■ Seul'de çöpe gıda atığı dökenlere ciddi bir vergi uygulanıyor. Şehirde tartısı bulunan çöp kutuları var. Kutuya kartınızı okutup, dökmeden önce çöpünüzü tartıyorsunuz. Ay sonunda da her aboneye, tıpkı elektrik faturası gibi bir ücret tahakkuk ettiriliyor. Bu uygulama ile Seul'de gıda israfı yüzde 30 düşürülmüş.
Tavsiyeler: Daha az yiyecek al, kalan parçalarla yemek yap ya da daha sonra kullanmak üzere onları dondur.
Vanlı öğrencilerle buluşuyorum
Allah nasip ederse yarın Van Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde öğrenci arkadaşlarımla buluşacağım. Turkuvaz Medya'nın, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa düzenlediği "Yazar Öğrenci Buluşması" adlı söyleşimizde hem beni misafir edecek okulun kütüphanesine kitap yardımında bulunacak hem de Hayatım Roman adlı kitabımla ilgili öğrenci kardeşlerimle söyleşide bulunacağım. Sohbetimizin odak noktasını ise her zaman olduğu gibi

"Gazeteciliğe hevesli gençlere naçizane tavsiyeler" oluşturacak.
Bu tür organizasyonlara büyük önem veriyorum. Bir gazetenin ve yayınevinin, yazarları aracılığıyla Anadolu'yu gezmesi, oradaki insanların halini hatırını sorması, ihtiyaç ve taleplerinden bire bir haberdar olması son derece değerli. Eminim harika ağırlanacağım ve şahane izlenimlerle döneceğim. İnşallah...
Hiç mi utanmanız yok?
Fenerbahçe'deki son transferlerden kim sorumluysa hemen istifa etmeli. Başkansa başkan, teknik direktörse teknik direktör, transfer komitesinin başındakiyse, o... Zira kimse bu taraftara bu zulmü yaşatamaz. Adam maç sonu gözyaşları içinde isyan ediyordu: "Bütün gün oruç tuttum. İftardan sonra geldim tribünde 90 dakika küfrettim. Ne işe yaradı? Sevabı mı kaldı? Bana orucu bile haram ettiler..." Futboldan emekli Kante'ye verdikleri kamyonla parayı bir santrafor almaya harcasalar, Fenerbahçe şimdi ligde liderdi. Adamı sanki halı saha maçı için yoldan çevirmişler, o da ayıp olmasın diye aldığı topu yandakine veriyor.
Altay'ı gönderip, üç katı paraya aldıkları kaleci Ederson'un bir kere topa atladığı görülmedi. Adam tüm golleri en ön koltuktan izleyip duruyor.
Üç senedir yaptıkları tek olumlu transfer Asensio. Bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi gibi... Bu saatten sonra Fenerbahçe şampiyon olsa ne yazar, olmasa?.. 10 yıldır şampiyonluğa hasret taraftar bunca acıyı yaşadıktan sonra...
"Emeği geçen" herkese yazıklar olsun!
Gaf'let kürsüsü
Bir vücut geliştirme sporcusu, çinkonun kasları geliştirdiğini öğrenince, 38 madeni para ve 37 mıknatıs yutmuş.

Zap'tiye
Sıcak havada güneşin altında yatan kediyi serin tutmak için üzerini yaprakla örten kızın yüreğinden hepimize bir parça lazım.

Ne demiş?
Kırkayağa sormuşlar: "Önce hangi ayağını atacağına nasıl karar veriyorsun?" Kırkayak o günden sonra yürüyememiş. Bazen çok düşünmek kişiyi hareketsiz bırakır. (Sanal medyadan)