Çok üzgünüz. Acı çekiyoruz. İsyanımız var.
Lanet ediyoruz... Önce Eylül'ün haberi, sonra Leyla'nın... Çocuklarımızla birlikte umutlarımızı da kaybediyoruz.
Utanç duyuyoruz, duymalıyız. Sessizliğimiz için, çocuklarımızı koruyamadığımız için her birimiz utanç duymalıyız.
Çoktan anladık; sihirli değnek diye bi' şey yok.
'Bize bi'şey olmaz' sığlığından çıkmalıyız.
Üçüncü sayfa haberlerine göz gezdirip ta ki bizim başımıza gelene kadar, sanki hiçbir kötülük yokmuş gibi davranmaktan vazgeçmeliyiz.
Bu duyarsızlık, bu birkaç dakikalık ah'lar ve vah'lar; dönüp dolaşıp bir gün her birimizi canımızdan vuracak besbelli.
Masum ve savunmasız çocuklar, hayvanlar...
Güçlünün ezip durduğu kadınlar... Tablo her dakika bin beter oluyor.
Tahammüller çoktan gırtlağa dayandı.
Eylül'lerimiz, Leyla'larımız, hayallerimiz ellerimizden kayıyor. Çocuklarımıza, geleceğimize sahip çıkamıyoruz.
Yahu biz neden bahsediyoruz? Bizim başka bir konuyu düşünme, tartışma gibi bir hakkımız var mı şimdi?
Bela okumak, sosyal medya ayaklanmaları falan yetmiyor. Artık hep beraber gürleme zamanı.
Yaşadığımızın adı felaket, kıyamet...