Türkiye'nin en iyi haber sitesi

‘Sağlık sorunu olmayan, geliri yüksek daha çok vergi ödesin’ diye yazdım, kıyamet koptu! ’de en çok okunan yazılardan biri oldu ama linci yedim! Olsun, ben ‘ölü taklidi yapan yazarlar’ gibi fikir mücadelesinden kaçmam. Sözümün arkasındayım!

Pazartesi günkü yazımda "En azından bir sağlık sorunu yoksa gelir düzeyi yüksek olmasına rağmen çocuk yapmayanlardan daha çok vergi alınmalı!" diye yazdım, sosyal medyada kıyamet koptu. Yazının tepki çekeceğini biliyordum, linç edildik. Olsun lince alışkınız, 'ölü taklidi yapan' yazarlar gibi fikir mücadelesinden kaçmayız!
İyi ki linç edildim, yazı 'de en çok okunan yazılardan biri oldu, Twitter'da TT oldu. Ve sonuçta Türkiye'de nüfusun hızla yaşlanması gibi hayati bir konu gündeme geldi.
Özellikle sosyal medyadaki muhalif tayfa, yazımda maddi durumu iyi olmasına rağmen 'dolce vita' hayat sürüp çocuk yapmayanları eleştirdiğim bölüme tepki gösterdiler. Çünkü internet siteleri, bu bölümü cımbızlayıp yazıyı servis etti. Yok mu böyle insanlar? Geliri iyi, lüks arabası, evi var, bayramda seyranda Avrupa'da tatil yapıyor ama çocuk bakmak yerine kediköpek bakıyor. 'da da tartışmalar bu örnek üzerinden yürüyor. Hatta 'Bu insanlardan çok vergi almak yetmez, ikna edilmesi için farklı yasalar çıkaralım' diyorlar! Hani senin çok sevdiğin, medeni Almanya'da!
Şimdi bunu yazınca da hayvanseverler ayağa kalkıyor. Biz de hayvanseveriz, senin canının sıkılıp Heybeliada'ya bıraktığın kedi-köpeklere dört yıl kışın mama taşıdım. Twitter'a kedi videosu atmakla hayvansever olunmuyor!

ELBETTE İSTEYEN YAPAR
Tweet'lerdeki " tercih meselesidir. İsteyen yapmaz" eleştirisine katılıyorum. Evet, isteyen yapar, isteyen yapmaz, kimse de buna karışamaz. Ama Türkiye'de 2001'de 2.38 olan doğurganlık hızı 2017 yılında 2.07 seviyesine düştüyse, canlı doğan bebek sayısı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 3.6 azalarak 1 milyon 248 bin 847 gerilediyse benim de senin bu bencilce tavrını eleştirme hakkım var.
Yazıma özellikle genç muhalifler tepki gösterdi. Eee eve ekmek götürme derdinde olan, akşam yorgun eve geldiğinde çocuklarına ders çalıştıran, en ucuz bebek bezini, mamasını bulmak için mağaza mağaza dolaşan cefakâr anne ve babaların Twitter'a ayıracak vakti yok. Böyle olunca sosyal medya da hayatın gerçeklerinden uzak, tek derdi takipçi kasmak olan sözde muhaliflere kalıyor.
Ve biz de sosyal medyayı Türkiye sanıyoruz.
Bana, haklı olduğumu belirten özellikle çalışan anne ve babalardan birçok e-mail geldi.
"Parası neyse vereyim, başıma koca, çocuk vb. çıkartmayın" diye tweet attı. Böyle kaba bir yaklaşım bir haberciye yakışıyor mu? Elbette Mengü istediği gibi hayatını yaşayacak, sana karışan kimse yok ve buna da kimsenin hakkı yok. Ama Türkiye hızla yaşlanırken buna dikkat çekmek seni neden bu kadar rahatsız etti?
Oysa yazıda, bizim sosyal medya muhaliflerinin çok sevdiği, medeniyetine övgüler düzdüğü Almanya ve ABD'yi örnek gösterdim. Almanya'da bekar birinden yüzde 19 vergi alınırken, işin içine aile girince bu oran yüzde 1.3'e kadar düşüyor. ABD'de de bekar biri yüzde 16 vergi öderken, aile kurduğu zaman bu oran yüzde 4.1'e düşüyor. Türkiye'de ise bu oranlar bekar birisi için yüzde 13.3, evli için yüzde 11.4... Bu oran, çocuk sahipleri için daha aşağıya çekilmeli.
Ama sözde muhalifler bu örneğe de kızdı.
Çocuk büyütmenin zor olduğu bir çağda çocuklu ailelerin yükünü biraz azaltalım diye yazmama neden kızıyorsunuz?
"Elbette işsiz bekarlardan bahsetmiyorum; kazancı iyi olan ama buna rağmen çocuk yapmayanlardan daha çok vergi alınsın" yazmama rağmen, muhalif arkadaşım hâlâ meseleyi anlamadıysan, rakamlarla anlatayım da tehlikeyi belki görürsünüz:

YAŞLI NÜFUS 2 KAT ARTACAK
2017'de evlenen çift sayısı 596 bin 459 iken, 2018'de yüzde 2.9 azalarak 553 bin 202 oldu.
Boşanan çift sayısı da 2017'de 128 bin 411'ken, 2018'de yüzde 10.9 artarak 142 bin 448 oldu. Boşanmaların yüzde 37.6'sı evliliğin ilk beş yılında. İlk evliliklerde ortalama yaş ise 30'u geçti.
Böyle olunca da Türkiye'de ilk defa doğurganlık hızı 'yenilenme düzeyi'nin altına düştü. Üstelik göçmenlerin hızlı nüfus artışına rağmen bir gerileme var. Demografik yapının değişme tehlikesi ise ayrı bir yazı konusu!
1990'lı yıllarda yüzde 4 olan Türkiye'nin yaşlı nüfus oranı yüzde 9'a dayandı.
Mevcut gidişatta Türkiye 22 yıl sonra 'çok yaşlı nüfusa sahip ülkeler' sınıfına girecek.
Asıl tehlike, Türkiye'nin yaşlanma sürecini 15 yıl içinde tamamlayacak olması.
15 yılda yaşlı nüfus iki katına çıkacak.
bu süreyi 115, İsveç 85 yılda tamamlamış. Bizim için büyük risk. Türkiye'nin yaşlanma hızı freni patlamış otomobil gibi! Şimdi anladın mı sözde muhalif arkadaş!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN