Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MEVLÜT TEZEL

Büyük ikramiye çıkınca 2. el araba aldılar!

Piyangodan büyük ikramiye çıksa kendinizi şımartmak için ilk ne alırdınız?
Akla ilk pahalı bir ev, son model bir araba geliyor değil mi?
Britanya-Gloucestershire'da yaşayan Joe ve Jess Thwaite çift, Euro- Millions'ta 184 milyon sterlin (yaklaşık 3 milyar 900 milyon TL) kazandı ve yaptıkları ilk şey 38 bin sterline (yaklaşık 800 bin TL) ikinci el bir araba almak oldu!
Joe Thwaite 'pek araba insanı olmadığını' kabul etti ve yeni ev ararken üst fiyat limiti koyup koymadığı sorusuna da şu yanıtı verdi:
"Sanırım yaklaşık 7 milyon sterline kadar çıktım ama sonra aptallık ettiğimi düşündüm. Kendi kendime 'Ne yapıyorsun?' dedim."
Harcayamayacak kadar çok parası olup ikinci el otomobil almak ya da emlak sitesinde yüksek fiyatlı ev bakmaya korkmak nasıl bir ruh hali acaba?
49 yaşındaki Joe iletişim satış mühendisi olarak çalışıyordu, ödülü kazanınca istifa etti. 44 yaşındaki eşi Jess ise kuaför. Çiftin ilkokula giden iki çocuğu var.



Demek ki, mütevazılık Thwaite çiftinin ruhuna işlemiş!
Bizde piyangodan büyük ikramiye kazanıp cezaevine düşen, intihar eden ya da sokakta yaşayanlar da oldu!
Sultanahmet'te 40 sene ayakkabı boyacılığı yapan Mustafa Savgan, Milli Piyango'dan 1982'de 30 milyon, 1984'te 15 milyon lira kazanmıştı. Evlendiği eşi dolandırıcı çıktı. Eşinin ailesine yedirdiği paralar yüzünden Savgan, yine beş parasız kalıp boyacılığa dönmüştü.
■ 9 çocuk babası ve işsiz olan Ahmet Bayram, 2005 yılında Milli Piyango'dan bir milyon 250 bin TL kazanınca önce eşini boşadı. Sonrasında gece kulüplerine gitmeye başladı. Tüm parasını kumarda kaybetti. 4 yıl sonra ise evinin banyosunda intihar etti.
Denizli'de üç yıl arayla Milli Piyango'dan iki defa büyük ikramiye kazanan Osman Kaplan da önce eşini boşadı. Lüks ev ve arabalar alıp, paraları gece hayatında bitirdi. Borçlanınca da cezaevine girdi!
Thwaite çifti akıl sağlıklarını korumak için büyük ödülü ihtiyatlı harcayarak en doğrusunu yapıyor! Yine de ikinci el otomobil almak pintiliğe girebilir.

***


AYAK KOKUSU!
Ezgi Mola, meslektaşı Merve Dizdar ile uçağa bindiğine bin pişman oldu. İkilinin hemen arkasında oturan ve ayakları ciddi şekilde koku yayan kişi, Mola'yı adeta çıldırttı.



Yaşadığı kötü deneyimi "Bozuk bir peynir kokusu bu kokudan daha iyidir... Mahvolduk, yarım saattir. Kapı açık gitsek olur mu?" diye video paylaştı.
Ve ayakları kokan kişi çorapsız terlik giyen bir yabancı çıktı!



Kamu spotu gibi bir haber aslında. Havalar ısındı, temizliğe dikkat edelim. Özellikle toplu taşımada, asansörde ter ve ayak kokusu çok rahatsız edici olabiliyor.
Duş almamanın bahanesi olamaz. Bir kalıp sabunla misler gibi kokabilirsiniz!

***


'ATATÜRK TİCARETİ' YAPMAYAN KALDI MI?
Köfteci adlı restoran, logosunu Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasına benzetmiş.



Sosyal medyada Atatürk'ün sözlerinin uyarlanarak dalga geçilmesi hiç hoş değildi Ne yazık ki, Atatürk ticareti diye bir realite var.
Siyasetçisinden reklamcısına, köşe yazarından okul okul dolaşan Atatürk'ün dublörüne kadar birçok bireysel girişimci ve şirket Atatürk'ten ekmek yiyor!
Atatürk sevgisini yaşatmalıyız ama bu sevgiyi ticarete dökmek hem haksız rekabet hem de büyük saygısızlık!

***


İNGİLTERE DE RAHATSIZ!
Rekabet Kurulu, Apple ve Google'la ilgili yaptıkları araştırmadan sonra iki şirketin piyasada daha da baskın hale gelebilecekleri endişesi taşıyan bir rapor açıkladı.
Raporda iki şirketin telefon pazarında çok fazla güce sahip olduğunu ve daha fazlasını ele geçirmelerini önlemek için harekete geçilmesi gerektiğini belirtti.



ABD'nin en büyük müttefiki İngiltere bile Apple ve Google'dan şikayetçiyse durum vahim demektir!
ABD'li internet ve teknoloji devleri o kadar büyüdüler ki, artık birçok ülke onları tehdit unsuru olarak görüyor.
Google büyük reklam gelirinden bazı ülkelerde medyaya pay vermeyi kabul etti. İnşallah bu ülkelerden biri de Türkiye'de olacak, görüşmeler başladı.
Google'a karşı uygulanan strateji diğer internet devlerine de uygulanmalı.

***


TOLUNAY'IN BAŞARISIZLIĞI KABULLENMESİ
Ümit Milli Futbol Takımı, Belçika, Danimarka, İskoçya ve Kazakistan'la mücadele ettiği grubunda U21 Avrupa Şampiyonası'na katılma şansını yitirdi.
Ve gençlerin teknik direktörü Tolunay Kafkas şu açıklamayı yaptı:
"...Belçika ve Danimarka ile yarışacak durumumuz yok. 3. sırada bitirdik, bu bir gerçek. Kabul edilebilir ve olması gereken bir sonuç. Bir hata varsa ülkenin futbola bakışında var. Bu çocukların bir günahı yok. Genelden memnunum.
Bitirdiğimiz yer 3.'lük, doğrudur, reeldir." Evet, altyapılardan eskisi gibi yıldız adayları çıkmıyor. Çocuklarımız kulüplerinde fırsat bulamadıkları için gelişemiyorlar.



Kafkas normalde bahaneler üretse, başarısızlığın nedenlerine ilişkin temel sorunlardan bahsetse hiç gündeme gelmezdi! Ama Kafkas, kötü durumu 'futbolumuzun gerçekleri' diye olumlu göstermeye çalıştı.
Demek ki, rakiplerimiz belli olunca Kafkas, kafasında üçüncülüğü kabullenmiş. Madem kafasında gruptan çıkmak yoktu, o zaman istifa etseydi!
Stefan Kuntz da Tolunay'dan memnun herhalde, ses çıkarmıyor!
Kuntz acaba "Kovulursam bari asıl uzmanlık alanım olan ümit millilerle devam ederim" diye mi düşünüyor?
Normalde Kuntz geldiğinde Tolunay görevden alınmalıydı. Kuntz, Alman altyapı sistemini oturtmaya çalışmalıydı!
Tolunay'ın artık nasıl bir torpili varsa üst üste başarısız olduğu halde futbolda en önemli ikinci koltukta oturmaya devam ediyor!

***


Altyazı
"Yanlış zamanda karşılaştığımız mükemmel insanlar vardır. Bir de doğru zamanda karşılaştığımız yanlış insanlar." (La Délicatesse)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA