Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MEVLÜT TEZEL

Haluk Levent skandalından sonra ‘bağış yaparım’ diyen ne kadar azaldı?

Haluk Levent'in Ahbap Derneği üzerinden topladığı paralara çökmesi çok tartışıldı, bağış yapanlar depresyona girdi.
"AHBAP'a bağış yapın" çağrısında bulunan ünlüler toplumdaki güvenlerini kaybetti.
Levent şu anda içerde ama yol açtığı yolsuzluğun toplum üzerindeki etkileri yeni yeni kendini göstermeye başladı.
Türk toplumu dünyada da hayırseverliğiyle tanınır. Halkımız din, dil, ırk fark etmeksizin her yardıma muhtaca elinden geldiğince yardım etmeye çalışır.
Ancak Levent'in bağış paralarına çökmesinin toplumdaki yardımlaşma duygusunu da etkilediği ortaya çıktı.
Marketing Türkiye adına Aksoy Araştırma'nın gerçekleştirdiği "Sivil Toplum Kuruluşları'na (STK) Güven" araştırmasında katılımcıların yüzde 85,6'sı Ahbap Derneği skandalından sonra STK'lere olan güven duygusunun azaldığını söylüyor.
Öyle ki, her iki kişiden biri bundan sonra bağışlarını azaltmayı ya da tamamen bırakmayı düşünüyor.
Araştırmanın saha çalışması, Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberlerinin kamuoyunda yoğun biçimde tartışıldığı bir dönemde gerçekleştirildi.

Tartışmaların STK'lere duyulan güven üzerindeki etkisi oldukça belirgin.
Katılımcıların yüzde 64.8'i bu gelişmelerin STK'lere duydukları güveni "çok azalttığını", yüzde 20.8'i ise "biraz azalttığını" söylüyor.
Yüzde 14.4'lük kesim ise güveninin etkilenmediğini belirtiyor.
Böylece toplamda yüzde 85.6'lık bir kesimin güveninin en azından bir ölçüde azalması, tek bir STK olan Ahbap'ın etrafındaki tartışmaların kurumların geneline yönelik algıyı da etkileyebildiğini ortaya koyuyor.
Araştırmaya katılanların yüzde 26.5'i bundan sonra daha az bağış yapacağını, yüzde 22.5'i ise STK'lere bağış yapmayacağını belirtiyor.
Yüzde 27.8'i henüz karar vermediğini ifade ediyor.
Katılımcıların yüzde 49'u bağışlarını azaltma ya da tamamen sonlandırma eğiliminde olduğunu söylüyor!
Yüzde 27.8'lik kararsız kesim de gelecekteki bağış davranışlarının güven ortamına bağlı olarak şekillenebileceğini belirtiyor.
Özetle Haluk Levent bağış paralarını yemekle kalmadı, vatandaşın yardım derneklerine olan güvenini de derinden sarstı.
Hatta şu an yardım bekleyen insanlara yapılacak bağışların azalmasına da neden oldu!

ZAMANLA ARTABİLİR
Haluk Levent olayı milat olmalı! STK'lerin bağışları nerede topladığı ve nerelere harcadığıyla ilgili sıkı bir denetim mekanizması geliştirilmeli!
Herkesin güveneceği yeni bir sistemin içerisinde STK'lar, özel ve kamu kurumları da gönül rahatlığıyla bağış toplayabilmeli!
Bu arada araştırmanın Ahbap Derneği tartışmalarının yoğun yaşandığı bir dönemde gerçekleştiği de unutulmamalı.
Halkımızın zamanla Levent'in yarattığı hayal kırıklığını atlatıp yine eskiden olduğu gibi bağış yapmaya devam edeceğine inanıyorum.
Milletimiz sepetteki birkaç çürük elma yüzünden bağış yapmaktan vazgeçmez!


EVLİLİK İÇİN EN UYGUN YAŞ
Hangi yaşta evlenmek iyi? 20'li yaşların başında mı? Yoksa belirli bir olgunluğa ulaşılan 35 yaş ve üstü mü?
Utah Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmaya göre bu iki yaş kategorisi de evlilik için en uygun yaşlar değil!
ABD Ulusal Aile Büyümesi Araştırması (NSFG) verileri üzerinden gerçekleştirdiği analizlere göre evlilik için en uygun dönem 28-32 yaş aralığı.
Araştırmaya göre 20'li yaşların başında yapılan evliliklerde duygusal olgunlaşmanın tamamlanmaması ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle boşanma riski oldukça yüksek.

Sanılanın aksine belirli bir olgunluğa ulaşan 30'lu yaşların ortasından itibaren evlenen çiftlerde boşanma riski yeniden yükselişe geçmiş.
Boşanma riskinin en aza indiği dönem ise 28-32 yaş aralığı.
Bu yaşlar arasında bireylerin hem kariyer hem de kişisel oturmuşluk anlamında dengeye ulaştığı düşünülüyor.
Bu yaş aralığında evlenildiğinde ilişki daha sağlam temeller üzerine oturuyormuş.
Elbette genelleme yapmak doğru değil ama birçok araştırma evlilik yaşının ötelenmesinin evlenme oranlarını düşürdüğünü gösteriyor.
Önce üniversite, sonra askerlik, daha sonra kariyerini oturtmak ve belli maddi birikime ulaştıktan sonra evlenmek bazıları için hâlâ en ideal süreç görünebilir.
Ancak yeni araştırmalara göre 35 yaş ve üzerinde yapılan evliliklerde daha fazla boşanma yaşanıyor!
Çünkü uzmanlara göre yaş ilerledikçe eş seçiminde esneklik azalabiliyormuş.
Ya da uzun süre yalnız yaşamaya alışmış kişiler evlilik içi uyum süreçlerinde daha fazla bocalayabiliyormuş.


FEROMON ARTIRMA AKIMI!
Sosyal medyada özellikle genç erkekler arasında 'feromon artırma' olarak adlandırılan 'pheromone- maxxing' adlı bir akım başladı.
Bu akım karşı cinsle buluşmalardan önce duş almamayı ve deodorant kullanmamayı içeriyor.
Akımın temelinde, bir erkeğin doğal vücut kokusu ne kadar güçlüyse cinsel açıdan o kadar çekici olacağı düşüncesi yatıyor.
İnsanın doğal kokusu gerçekten etkili ama bu pis kokmak anlamına gelmemeli.

Zaten toplumun genelinde duş alma sıklığı düşük. Yaz aylarında bazıları ter kokularıyla çevresine rahatsızlık veriyor.
Bir de bu akımın popüler olması toplu alanlardaki kötü koku oranını artırır!
Bence hayatın her alanında olduğu gibi bu 'feromon artırma' akımında da bir denge sağlanabilir.
Temiz kalınarak da 'feromon artırma' mümkün olabilir.
Duşta aşırı şampuan, duş jeli kullanmadan, duştan sonra da aşırı parfüm ya da deodorant sıkmadan tenin doğal kokusu temiz bir şekilde öne çıkarılabilir.


İZ BIRAKAN SÖZLER
"Aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşanamayan mutluluklardır." (Fyodor Dostoyevski)

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA