ŞİRİN SEVER

Okurların takıntıları

Hıncal Abi ne güzel yazmıştı geçen gün... "Yapmayın sevgili okurlar, yapmayın... Hayatın her anında, her noktasında kusur arayıp, bulunca kendinizi muzaffer kumandan sanmaktan vazgeçin. Bırakın kusuru yapan kusuru ile kalsın..." Dünya Atletizm Şampiyonası'nı yazarken, Berlin yerine Münih Olimpiyat Stadı yazdığı için yüzlerce mail gelmiş okuyucularından... "Her gün yedi saatini ekran karşısında geçiren Hıncal, bilmez mi oranın adını. Belli ki dalgınlıkla yazılmış, gül geç, nedir bu düzeltme takıntısı?" diyor haliyle. Okurların ufacık hatalar yüzünden bütün yazıyı ıskalamasına, bütün bir yazının anlamını, önemini, güzelliğini bırakıp o tek yanlışa, ufacık yanlışa takılıp hapsolmalarına sitem ediyordu. Sonuna kadar katılıyorum ona. Okuyucuların her yazıyı 'Aha yanlış buldum, yaşasın' edasıyla okuması, düzeltme takıntısı, o da olmadı her yazıdan bir komplo teorisi çıkarması, 'bunu şu sebeple yazmıştır muhakkak' diyerek sizin adınıza karar vermesi, herhangi bir espriyi, ironiyi anlamadan sizi mahkum etmesi öyle çok oluyor ki... Okumak için değil, 'dövmek' için okuyorlar adeta! Hatalar elbette söylenecek, uyarılacaksınız, normali bu zaten. İnsanız, hepimiz hata yapıyoruz, hepimiz yanılabiliyoruz... Ama bazıları herhalde yataktan ters kalkıyor, eline sizin yazdığınız gazete geçiyor kazara... 'Şunu bir benzeteyim' diyerek oturup yazmaya başlıyor... Mesela körler restoranında görmeden yemek yemenin, daha doğrusu yiyememenin ne kadar zor olduğunu anlatıyorsun; "Ne zor şeymiş görememek, sinirlerimiz kayış gibi gevşedi, gülme krizine girdik, çıkar çıkmaz 'iyi ki görüyoruz' dedik" diye yazı yazıyorsun... "Kör olmak bu kadar komik geldi size demek..." diyen bir mail! !!! Nasıl yani? Normal biri, bu yazıdan bunu mu anlar? Bayağı bir şuursuz olmam gerekmez mi böyle düşünmem için? Gün geliyor Michael Jackson yazıyorsunuz... "Çocuklarıyla ilgili mevzuda eleştiriliyor, Amerika ve İngiltere'de pek çok hayranı tepki gösterdi" diye yazıyorsun diyelim... "O mükemmel bir babadır, siz onu kıskanıyorsunuz" maili! Nedir bu, şaka mı? Evet, aslında ben yıllardır onun yerinde olmak istedim, aleyhinde yazılar yazıp durdum, bunalıma girmesine neden oldum, Neverland'de oturmak da tek hayalimdi! Mesela light takılacaksın... "Vay efendim, memlekette neler oluyor, sen nasıl bu kadar eften püften şey yazarsın?" E kardeşim, ben GÜNAYDIN'da yazıyorum. Hayatın renkleri, keyifleri, eften püften dediğin ama pek çok insanı ilgilendiren ayrıntılar için var bu gazete. Beğenmiyorsan, sen de SABAH'ı oku bi zahmet! Herkes tek şey mi yazsın, sen istedin diye? Özetle... Ben de Hıncal Abi gibi 'yapmayın' diyorum; düzeltin, itiraz edin, karşı fikriniz varsa söyleyin ama saçma takıntılardan kurtulun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN