Türkiye'nin en iyi haber sitesi

'Her şey dahil' tatil anlayışını ilk kez 1949'da, Fransız kökenli Club Med başlatmış meğer. İkinci dünya Savaşı'nın bittiği dönemlerde, tüm Avrupa var gücüyle toparlanmaya, yeniden yapılanmaya başlarken... Kısa zamanda bütün dünyaya yayılan bu konsept, Türkiye'ye de Club Med ile gelmiş. Ben 60 yıllık bu Fransız tatil köyü deneyimini ancak yaz sezonu kapanırken yaşayabildim. Grubun Dünya Başkanı'nın da Türkiye'ye geldiği bir hafta sonunda... Bodrum Yalıçiftlik'teki Club Med Palmiye'deydim kısa süre önce. Orman havası, muhteşem bir deniz, eğlence ve tatilden beklenen her ne varsa burada emrinizde! Krizde bile 'yüzde doksan dolu' bir sezonu kapatmanın keyfiyle gala gecesi düzenlediler. Club Med CEO'su Henri Giscard d'Estaing'in masasındayız akşam yemeğinde. Fransızlar'ı soğuk, ukala ve mesafeli bulan bendeniz; ne yalan söyleyeyim, bütün gece bu kadar sıfır egoyla dolaşan, espriler yapan, müthiş konukseverlik gösteren, kalkıp herkesle birlikte kulüp dansı yapan, eğlenceli, güleryüzlü bir CEO beklemiyordum. Bu şahane CEO, Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı Valerie Giscard D'Estaing'in oğlu üstelik; işe bakın! Masada, diğer yanımda harika Türkçe konuşan bir Fransız oturuyor. Tanışıyoruz hemen, o da Fransa'nın İstanbul Başkonsolosu Herve Magro... E o da inanılmaz şeker! Yoksa Fransızlar hakkında yanılıyor muyum ben? Bir espri üzerine "E biz Fransızlar çok zekiyizdir" deyince 'hah tamam' diyorum, tam zamanı. Ve bütün patavatsızlığımla, Fransızlar'ın ukala olmasına getiriyorum lafı. Fransızlar'ın da Türkler'in de kendini çok yanlış tanıttığını anlatıyor. Fransa'da yaşayan Türkler'in dışarıya çok kapalı olduklarını, Türkler'in orada bile kendi dünyalarında yaşadıklarını, entegre olamadıklarını hatırlatıyor bir ara. Ve Türkiye'nin kendini yeterince tanıtmadığından örnekler veriyor uzun uzun. Mesela Tarkan inanılmaz seviliyormuş Fransa'da, "Neydi o şarkı?" diyerek hatırlamaya çalışıyor ve ekliyor: "Yakalarsam Muck Muck şarkısı herkesin dilindeydi. Acayip bir şarkı, hala da bayılarak dinliyor Fransızlar." Biraz sonra bu şarkı çalıyor ve söylediklerini test ediyoruz Magro'nun. Fransız kadınlar, çığlık çığlığa piste koşuyor ve şarkıya ezbere eşlik ediyor. Biz öylece kalakalıyoruz. Üç tabak üst üste yemek yemesine hayret ediyorum bu arada. 'Türk yemeklerine bayıldığını' anlatıyor. Peki Carla Bruni röportaj verir mi? "AB sorusu sormazsanız olabilir" diyor. Bakalım, kısmet...

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN