Türkiye'nin en iyi haber sitesi

'ın uğradığı fiziksel ve psikolojik şiddete ülkemizde birçok kadın maruz kalıyor ne yazık ki. Kadınlar artık eskisi gibi susmuyor bu şiddet karşısında. Yaşar gibi bir süre sussa bile sonrasında haklarını aramak için mücadele ediyorlar.

Bilinçlenmeye başladığımız doğru bu konuda ama tabii ki yeterli değil. Yazımda da belirtmiştim, Yaşar basına sızmasından korktuğu için Midyat'ın birçok defa fiziksel ve psikolojik şiddetine uğramasına rağmen yutmuş tüm bunları. Ta ki 4 Mayıs'a kadar. Düşünün, Yaşar ne kadar korkuyorsa artık Midyat'tan, küçük bir kız çocuğu gibi kendini banyoya kilitliyor. Üstelik banyodaki kapı bile Midyat'ı durdurmaya yetmiyor, kırıyor kapıyı.

GERÇEK ANLAŞILACAK
Benim tüm yaşananlarda anlamadığım bazı noktalar var. Onları sizinle paylaşmak istiyorum... Yaşar'ın gördüğü şiddete dair tüm kanıtlar soruşturma dosyasında yer alıyor. Polis eşliğinde alınan darp raporu da dahil. Yaşar kendi haklılığından emin olduğu için 'suçluluk telaşı' içinde değil yani anlayacağınız. Midyat'ta ise durum tam tersi. Midyat, 6 Mayıs'ta olaya ilişkin yaptığı ilk açıklamada "Bu üzücü iddiaya dair tüm deliller adli makama iletildiği için detaylı açıklama yapmam hukuken yanlış olacaktır" demesine rağmen, kısa bir süre sonra kesik, kanlı elinin ve darp raporunun fotoğrafını paylaştı. Ne anlamı var bu hareketinin? Bir tek anlamı var, o da 'suçluluk telaşı'. Acılar içinde kıvranırken bile 'köpeği için ağlayacak' kadar naif bir kadını aklı sıra kamuoyu nezdinde 'canavara' dönüştürme çabasından başka bir şey değil Midyat'ın bu yaptığı. Ve bence kendi ifadesiyle söyleyeyim; ne ahlakla, ne insafla bağdaşır bu tavrı. Ama Sevcan Yaşar'a dair yazım çıktıktan sonra Midyat, "Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi huyu vardır" cümlesini de paylaşmış. Bence de Midyat aynen öyle ve bu çok uzun sürmeyecek. Mahkemede Yaşar'a uyguladığı şiddet tüm boyutlarıyla ortaya çıkacak çünkü.

Organ naklinde çok güzel başarılara imza atıyoruz

, oğlundan aldığı böbrekle ikinci baharını yaşarken çok önemli açıklamalarda bulundu geçirdiği operasyona dair. Tayfur'un "Ülkemizi organ nakli konusunda tek geçiyorum. Doktorlarımızla, teknik ekipmanlarımızla çok büyük başarılara imza atıyoruz" sözleri bence çok önemli. Çünkü böbrek nakli olmaktan korkarken, hızlı bir şekilde nakil olmuş ve kısa bir süre sonra da eve çıkmış Tayfur. Korona salgını ile mücadelede de benzer başarıyı gösteriyor sağlık emekçilerimiz. Onların bu başarıları beni çok gururlandırıyor. İyi ki varlar...

Edebiyatçılarımızdan ne istiyorsunuz?

Bir süredir çok değerli edebiyatçımız Sezai Karakoç'a yapılan saldırıları görüyorum sosyal medyadan ve inanın çok üzülüyorum. Karakoç, bu ülkenin yetiştirdiği çok değerli bir edebiyatçıdır. Öyle şiirleri vardır ki insanın adeta içine işler. Tıpkı Nazım Hikmet gibi, tıpkı Ahmet Arif gibi. Bir süre önce de şair Şükrü Erbaş'a saldırmışlardı SABAH'a röportaj verdi diye. Nedir bu edebiyatçılarımızdan istediğiniz? Özellikle bunu demokrasi, çoğulculuk gibi değerleri ağızdan düşürmeyen kesimlerin yapması da ayrı bir 'ironi' bence...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA