Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Öğretim müfredatı gereği çocuklara konular anlatılır, ardından sınav yapılır. Çocuk sınava girer; ya şıkları işaretler ya da klasik yöntemle cevapları yazar. Bu yıllardır böyle. Adeta değişmeyen kurallar silsilesi. Ama biraz değişiklik şart çünkü başarı böyle ortaya çıkar. Yani çocuğa sormak yerine ona soru sordurarak cevapları buldurmak hem bilginin kalıcılığını sağlar hem de özgüveni artırır. Özgüvenin özellikle nerede işe yaradığını söylemeye gerek var mı?
Fikir güzel ama bir de bunu sağlam bir kalite derecelendirme kuruluşunun onaylaması gerekiyor. Öyle azıcık bundan, biraz da şundan olsun diyerek model uydurulamaz! Çünkü burada mevzubahis edilen çocuklar. Bilirsiniz, bizde özellikle eğitimdeki yeniliklerin, modellerin denenmiş ve kabul görmüş olması lazım. Aileler en çok buna dikkat ediyor. Peki, elimizde şu an ne var? Öğrendiğim kadarıyla Yön Koleji'nde gelecek eğitim-öğretim dönemiyle beraber yepyeni bir program uygulanacak. Bu cesur yeniliğin adı YÖNX Eğitim Modeli. 85 ülkede 5 bin 400 eğitim kurumuyla işbirliği yapan kalite ve akreditasyon kuruluşu Pearson onaylı. Bu eğitim modelini, kolejin kurucusu Miran Bacgeroğlu ile konuştuk.
Bu modelin sundukları arasında dikkat çekenler çok. Her şeyden önce çocukların akademik ve sosyo-kültürel potansiyelinin ortaya çıkarılması amaçlanıyor. Soru sordurarak öğretme yöntemi bunlardan yalnızca biri. Modelin aşamalarından, Challenge-Q adını verdikleri temel uygulamayla çocuğun bilgisine meydan okuması ve kendini zorlaması hedefleniyor. Çocuğa sürekli sorular yöneltiliyor, öğrenme güdüsü harekete geçiriliyor.

Çağı yakalamak
Modelde şöyle bir yöntem uygulanıyor: Mesela 'nın nerede olduğunu öğrenmek isteyen çocuk Almanya tarihini de öğreniyor; bilime katkılarını da biliyor, sanatını, edebiyatını da okuyor. Öyle yığma bilgilerle değil. Çocuk bunları grup halinde araştırma yaparken buluyor, öğreniyor. Bu kadar olur mu demeyin. Olur. Eğer çocuğa cevapları hemen verirseniz onun öğrenme isteğine ket vurursunuz. Gerisi "kopyala yapıştır" olur ve bu böyle sürer. Burada esas ilke kalıcı öğrenme... Çocuğun temeli güçlenince başarı da sıralanıyor. Nerede işe yaradığını söylememe gerek var mı derken bundan bahsediyordum.
Dahası anaokulunda yabancı öğretmenlerle İngilizce eğitimi ve ilkokullarda bilinçlendirme atılımları gerçekleşiyor. Yüzde 100 İngilizce eğitimle beraber 4. sınıfta ikinci yabancı dil Fransızca ekleniyor. Bunun yanında anaokulundan itibaren robotik ve kodlama dersleri var. Hep derim, çağı yakalamak gerek diye. Bence, bu tam da böyle bir atılım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN