Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN CELAL GÜZEL

Medya ve terör

Genel kaidedir: Terör hedefine ulaşmak için 'medya'yı kullanmak ister. Aslında 'terör' bir propaganda yöntemidir; demokratik yöntemle amacına ulaşamayanların kendi güçlerini kanıtlamak için kullandıkları bir reklâm biçimidir. Bir defa yapılan eylem, defalarca ekranda gösterilir ve böylece binlerce eylem yapılmış gibi olur (Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu).
Geçen hafta salı günü Ankara'daki bombalı terör saldırısı, bazı televizyonlar tarafından sanki canlı yayınmış gibi saatlerce yayınlandı. Başkentin merkezî bir yerleşiminde bomba patlatılması ve üç kişinin hayatını kaybetmesi, elbette önemli bir haberdi ve medyaya yansıması kaçınılmazdı. Ancak bu haberin bütün gün televizyonlarda yer alması ve bu konuda devamlı yayın yapılması, terörün propaganda amacına hizmetten başka bir netice veremezdi. Zaten bombalı saldırının hedefi buydu ve olaydan sonra bu alçakça saldırıyı gerçekleştiren teröristin, Kumrular Sokağa yakın bir yerde, çayını içerek keyifle TV seyredişini hayâl edebilirdiniz...

***

Medya yayın yönetmenlerinin bu haklı tenkit karşısında isyan ederek, 'Peki ne yapalım, bu kadar önemli bir haberden hiç mi bahsetmeyelim?' dediklerini işitir gibi oluyorum. Halbuki, bu ölçünün tutturulması zannedildiği kadar imkânsız ve zor değildir. Ankara'daki bomba terörü, gazetelerin tamamına yakın bir kısmının ana manşetlerinde ballandırıla ballandırıla(!) anlatılırken, aynı gün Sabah Gazetesi'nin ön sayfasının sağ alt köşesinde terör propagandası yapılmadan verilebilmişti. Eminim ki teröristler o günkü Sabah'tan hiç hoşlanmamışlardır.
Diğer taraftan, işin ilgi çekici olan bir yönü daha var: MHP sözcüsünün beyanatına bakarsanız, o da şehit haberlerinin az verildiğinden şikâyet ediyor ve bu durumun Hükûmet'in medyaya baskısından ileri geldiğini öne sürüyor. O şanlı şehitlerimizi bize kimse unutturamaz. Sözcünün şehit haberleri talebinin yerine getirildiğini düşününce, onun istemeyerek de olsa terör örgütünün propaganda hedefi ile aynı paralele düştüğünü hatırlatmak isteriz.
***

3984 sayılı RTÜK Kanunu'ndaki terörle ilgili şu yayın ilkelerini medya olarak bir defa daha dikkatle değerlendirmek zorundayız:
* 'Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesi'.
* 'Yayınların şiddet kullanımını özendirici veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması'.
* 'Suç örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerinin yansıtılmaması'.
Günümüzde Türk medyasını incelediğimizde, 3984 sayılı Kanun'un ilkelerine tamamen ters bir durum ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki;
1. Terör örgütünün insanlık dışı saldırıları daima mübalağa edilerek ve büyütülerek verilmektedir. Medya, terör örgütünün uyguladığı psikolojik harekât yöntemlerine uygun şekilde çalışmaktadır.
2. Terör örgütünün korkutucu, yıldırıcı ve baskıcı yöntemleri, medya vasıtasıyla özellikle bölge halkına aynen yansıtılmaktadır.
3. Bazı medya organları, yorumcuları ve köşe yazarları tarafından, güvenlik güçleri kötülenirken, terör örgütü ve bağlantıları 'barışçı' ve 'demokrasiden yana' gösterilmekte; âdeta terör eylemleri ve teröristler desteklenmektedir.
***

Türkiye'de televizyonlar ve gazeteler, teröre karşı çok dikkatli hareket etmeli ve teröristlere âlet olmaktan dikkatle kaçınmalıdırlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA