CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun son günlerde olumlu yönde değiştiğini, özellikle rahmetli şehit Menderes'in kabrini ziyaretinden memnuniyet duyduğumu yazıp CHP'yi methetmeyi düşünürken, ne yazık ki CHP yönetimi yeni bir skandala imzasını atıverdi: Oslo demagojisi...
Olayı biliyorsunuz; üç yıl önce, MİT elemanları terör örgütü temsilcileriyle Oslo'da bir araya gelerek terör eylemlerinin bitirilmesi için temaslarda bulundular. Daha evvel de yazmıştım: Ben bu temasları tasvip etmiyorum ve Türkiye'ye herhangi bir fayda getireceğini beklemiyorum. Lâkin MİT'in bu gibi görüşmelerde bulunması çok normal karşılanmalıdır. Bırakınız bir eşkıya örgütünü, savaşan iki ülke arasında bile ülkelerin menfaatleri gözetilerek bu gibi görüşmelerin yapılması tabiîdir. Bu görüşmelerin bizim bakımımızdan maksadı, terörün bir an evvel sona erdirilmesidir.
Lâkin terör örgütü bu görüşmelerde samimî davranmamış ve olayı dışarıya sızdırarak mevcut siyasî iktidarın yıpratılması için kullanmıştır. CHP de PKK'nın oyununa gelerek Oslo görüşmesini AK Parti'nin ve Başbakan Erdoğan'ın aleyhine kullanmak gibi bir demagojik tuzağa düşmüş ve bu olayın üzerine atlamak görgüsüzlüğünü sergilemiştir. Bu arada yetkililerin, 'Belki de hâlâ PKK ile görüşülüyordur' sözü de kamuoyunun zihnini büsbütün bulandırmıştır.
Terörü sonlandırmak için bir yönetimin her türlü temasta bulunması normal bir vakıadır. Daha da ileri giderek belirtelim ki bu, yönetimin sorumluluğu ve görevidir.
Olayda MİT yetkilileri tamamen iyi niyetli olarak görev yapmışlardır. Bundan dolayı bir suç işlemeleri söz konusu olamaz. Ancak, bu görüşmeler netice vermemiş ve iktidar aleyhinde politik olarak kullanılmıştır.
Başbakan Erdoğan ya da herhangi bir Hükûmet yetkilisi, hazırlandığı söylenen sözde protokolü imzalamış değildir. Başbakan Erdoğan, protokolü onaylamamış, bilâkis karşı çıkmıştır. Bu durumda bu paçavra protokolün hiçbir meşruiyeti ve geçerliliği yoktur.