HASAN CELAL GÜZEL

Bir megalomanın hezeyanları

  • Yükleniyor...

Sevgili okuyucular, geçtiğimiz günlerde Milliyet Gazetesi'nde yayınlanan Apo ile BDP'lilerin görüşme tutanakları, sürecin başlangıcından beri ne kadar haklı olduğumuzu açıkça ortaya koydu.
Bu sütunlarda -tarafsız görünme endişesini bir yana koyarak- Başbakanımızı sevdiğimi ve icraatını desteklediğimi ifade ettim. Ancak, her zaman söylediğim gibi ben milletimi ve vatanımı her şeyden çok seviyorum. Değerli Başbakanımızın da benden farklı olmadığını biliyorum. Lâkin ne yazık ki bazen en dirayetli devlet adamlarını bile yakın çevresi yanlış yönlendirebiliyor.


***
Teröristbaşı ve PKK/BDP ile görüşme süreci doğru olmamıştır. PKK destekçisi goygoycular, 'barışa karşı olma', 'nefret söylemi' gibi iddialarda bulunmaya devam etseler de biz -bütün milletimiz gibi- elbette huzur ve sükûndan yanayız. Ancak, Başbakan Erdoğan'ın dünkü konuşmasında söylediği gibi, 'savaş', 'barış', 'ateşkes' gibi kavramlar ancak egemen devletler arasında söz konusu olur.
Dünyadaki bütün terör olaylarında olduğu gibi, önce terörist terörden vazgeçerek silâhını bırakır, sonra oturur görüşürsünüz. Bizim de başlangıçta şartımız bu olmuştur. Bunu sağlayabilmek için de etkili bir güvenlik mücadelesi yapmak gerekir. Nitekim, 29 yıllık terörle mücadele döneminde, Başbakan Erdoğan en tesirli mücadeleyi gerçekleştirmiş; son bir sene zarfında teröristlerin yüzde 90'ı etkisizleştirilmiş ve PKK çözülmenin eşiğine getirilmiştir. Esasen görüşme süreci de bu etkili mücadele sayesinde başlatılabilmiştir.
Görüşme sürecinde çok önemli hatâlar yapılmıştır. Şöyle ki:
1. Elli bin kişinin ölümünden sorumlu eli kanlı terörist, sanki Kürt halkının temsilcisi gibi kabul edilerek muhatap alınmıştır. Devletin en üst görevlileri bile uydurma açlık grevinin sonlanmasında Apo'nun tesirine inanma gafletine düşmüştür.
2. Koca Türkiye Cumhuriyeti Devleti MİT Müsteşarı'nı İmralı'ya göndermiş ve devlet bir teröristle pazarlığa oturtulmuştur.
3. Doğru dürüst bir eğitimi olmayan, tek cümleyi bile insicamlı şekilde ifadeden âciz bir şakî. Bağımsızlık savaşçısı ve mütefekkir Mandela'nın yerine konmuş ve ondan medet umulmuştur.
4. Görüşme sürecinin zaman ayarlaması fevkalâde yanlıştır. Sadece iki ay daha beklenmiş olsaydı, terör örgütü kendiliğinden çözülecek ve silâh bırakmak zorunda kalacaktı. Bu süreçten faydalanarak toparlanan terör örgütü, artık yüzlerle ifade edilmeye başlanmışken tekrar sayısını bin beş yüz civarına çıkarmıştır.

***
Bakınız bu megaloman, psikopat canî neler saçmalıyor: 'Bir rejim değişikliği olacak ve devlet yeniden kurulacak'; 'Ne ev hapsi, ne de af... Buna gerek kalmayacak, hepimiz özgür olacağız'; 'AK Parti'yi iktidara getiren ve ayakta tutan benim'; 'Başbakan MİT operasyonunda tutuklanacak ve darbe yapılacaktı, ben önledim'; '50 bin kişiyle halk savaşı yaparız'. Bu arada Gülen Cemaati'ne de iftirayı unutmuyor.
Bütün bu saçmalıklar ve hezeyanları da BDP eliyle sızdırarak kendince kuyruğu dik tutmaya çalışıyor.
Sevgili dostlar, insan hiç böyle bir megaloman canîyi karşısına alıp görüşme yapar mı?... Şimdi, benim bu rezalete niçin karşı çıktığımı anladınız mı?...
Artık durumu iyice değerlendirip bir yandan terörle mücadeleyi sürdürürken, diğer yandan halkın gerçek temsilcileriyle görüşmeye devam ederek işi daha fazla uzatmadan milletin ve devletin menfaatleri istikametinde kararlar almanın zamanıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN