Türkiye'nin en iyi haber sitesi
M. ŞÜKRÜ HANİOĞLU

Fenerbahçe ve İttihadçılık (1)

Yeni bir toplum yaratma amacını güden İttihad ve Terakki için "gençlik" ve "spor" önemli ilgi alanlarıydı. Tek parti iktidarında toplumsal mühendislik projeleri ortaya konulurken bu ilgi daha da yoğunlaştı. En popüler spor olan futbol da doğal olarak Cemiyet faaliyetinin merkezine taşındı.

Yakın tarihimiz hakkında bilgi düzeyi oldukça yüksek bir okuyucudan ilginç bir mesaj aldım. Bu mesajda "Fenerbahçe'ye Cemaat operasyonu," "3 Temmuz Fenerbahçe'ye yönelik psikolojik harekâttır," "Biz mi çok büyüğüz, sizler mi çok küçüksünüz?" ifadelerinin yer aldığı köşe yazılarının her eleştiriye "irtica tehditi," "meşrutî rejim aleyhdarlarının komplosu" kavramlarını kullanarak cevap veren, "Cemiyet-i mukaddese kutsal ve büyüktür" iddiasıyla diğer yapıları aşağılayan İttihad ve Terakki mensuplarının tezleriyle benzerliği vurgulanarak, bunun Fenerbahçe'nin İttihadçılık ile kesişen tarihinden kaynaklanan bir tür "Yeni İttihadçılık" olup olmadığı soruluyor.
Neredeyse tüm güncel sorunların İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin siyaset ve uygulamalarına bağlandığı toplumumuzda bu sorunun cevaplandırılmaya çalışılmasında yarar vardır. Doğal olarak imparatorluğun son on yılına damga vuran, 1913 sonrasını tek iktidar odağı olarak yönlendiren ve kapsamlı toplumsal mühendislik çabalarıyla büyük bir dönüşüm yaratmaya çalışan bir örgütlenmenin, üzerinden bir asır geçse de, etkileri görülecektir.
Ancak bu etkileri vurgularken belirli sınırların ötesine gitmek bizi farklı nedenlerden kaynaklanan benzerliklere dayalı anlamsız tarihî süreklilikler yaratma hatasına sürükleyebilir.

İttihad ve Terakki ve spor
Yeni bir toplum yaratma amacını güden İttihad ve Terakki için "gençlik" ve "spor" önemli ilgi alanlarıydı. Tek parti iktidarında toplumsal mühendislik projeleri ortaya konulurken bu ilgi daha da yoğunlaştı. Cemiyet'in ana amacı "keşşaflık (izcilik)" ve "idmancılık" faaliyeti çerçevesinde gençleri örgütleyerek onlara "Türkçü" ideolojiyi aşılamak ve Müdafaa-i Milliye ve onun yerini alan Müzâharet-i Milliye Cemiyetleri aracılığıyla sporu kontrolü altına alarak onu hedeflerine ulaşmak için bir araç olarak kullanmaktı.
Cemiyet alt kuruluşları aracılığıyla Uzunçayır At Yarışları'ndan Beykoz Kürek Yarışları'na varan bir alanda spor faaliyetini kontrol altında tuttuğu gibi, tüm ülkeye yayılan "keşşaf yoldaşlığı" yapılanmaları ve idman yurtları aracılığıyla gençleri örgütleme faaliyetine girişti. En popüler spor olan futbol da doğal olarak Cemiyet faaliyetinin merkezine taşındı.

Cemiyet ve futbol

1908 İhtilâli sonrasında futbola olan ilgi patlama yapmış başta pâyitaht olmak üzere tüm ülkede yeni kulüpler kurulmuştu. İttihad ve Terakki açısından 1913 sonrasında futbol alanında yapılabilecek iki temel girişim bulunuyordu. Bunlardan birisi kamuoyu tarafından Cemiyetin takımları olarak algılanacak, adları bile Türkçü ideolojiyi yansıtacak kulüpler oluşturmak, diğeri ise popüler kulüpleri kontrol altına almaktı. Bir süre Cuma Ligi Birliği Müfettişi Burhaneddin Bey'in savunduğu tüm kulüplerde oynayan yetenekli Türk oyunculardan oluşacak bir "saf Türk takımı" yaratma projesiyle ilgilenildi. Ama "millî gaye keyfiyetini nedendir bilinmez ihmâl eyleyen," "ecnebî unsurlar" barındırarak takımların "tam Türk takımı" olmasının önüne geçen "Galatasaray ve Fenerbahçe" kulüpleri yüzünden bu gerçekleşemedi.
Cemiyet bunun yerine daha önce Progres (Terakki) ve Union (İttihad) adları altında faaliyet gösteren ve Ziya Gökalp tarafından 1914'te Altun Ordu İdman Yurdu adı verilen kulübü Talât Paşa'nın himâyesinde "en fazla müsaadeye mazhar kulüp" olarak örgütledi.
Taşrada da 1914'te Mahmud Celâl (Bayar)'ın girişimiyle, daha sonra Fenerbahçe Başkanlığı da yapacak olan Şükrü (Saraçoğlu) Bey gibi Türkçü gençler tarafından kurulan Altay benzeri Müdafaa- i Milliye Cemiyeti ya da Türk Ocakları aracılığıyla idare edilen kulüpler oluşturuldu.
Ancak Cemiyet kendisiyle özdeşleşen bu kulüpler dışında popüler bir kulübün de kontrolünü elinde tutmayı arzuluyordu.
Bu sıfatı haiz, tarihleri devr-i sâbıka giden iki "Türk" takımı vardı. Bunlardan Galatasaray, Cemiyet tarafından pek câzip görülmüyordu.
Kurucusu Arnavut milliyetçiliğinin önde gelen isimlerinden ve İstanbul Alfabesi'nin yaratıcılarından Şemseddin Sami Fraşeri'nin oğlu olan kulüp, Mektebi Sultanî gibi Türkçülerin fazlasıyla "kozmopolit" buldukları bir muhitte gelişmişti. Cemiyet liderlerinden birisinin "milletim nev'-i beşerdir, vatanım rûy-i zemin diyen gençler bizde de ma'te'essüf türedi" ifadesiyle eleştirdiği Tevfik Fikret ile de özdeşleşen kulüple bu nedenle fazla ilgilenilmedi. Bir ara Makriköy (Bakırköy)'de Galatasaray İdman Yurdu kurulması projesi geliştirildiyse de bu ciddî bir netice vermedi. Cemiyet lisenin keşşaf teşkilâtını kontrolle yetindi.

YARIN: Cemiyet ve Fenerbahçe

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA