Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Gerçekten kolay bir yıl olmadı. Sosyal medyaya bakarsanız 2020 bitti diye çoğunluğun bayram havasında olduğunu görürsünüz. Bizim numaralandırdığımız bir takvimin bir tarihini yine biz insanların suçlamaya kalkışması ne kadar ilginç değil mi? Aslında bu tür işler insanoğlunun batıl inanç üretmeye ne kadar meyilli olduğunun da bir göstergesi. Sanki 2020 uğursuzdu. O gidip yerine 2021 gelince bütün zorluklar ortadan kalkacakmış gibi bir inanış veya beklenti ciddi ciddi seslendiriliyor.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz


Küresel düzensizlik
Bu tür hurafeleri bir kenara bıraksanız da son bir yıl içerisinde dünyanın birçok sınamadan geçtiğini söyleyebilirsiniz. Bunların başında hiç şüphesiz hepimizin hayatını baştan aşağı etkileyen korona salgını geliyor. Hayatımızın tüm boyutlarını yeniden düzenlemeye mecbur kaldığımız bir dönemden geçiyoruz. Kişisel ilişkilerimizden tutun da dünya ekonomisine kadar her alan salgının etkisi altında. İnsanlığın uzun süredir unuttuğu salgın hastalık belki de bu zamana kadar pek farkına vardığımız korkuları da değerleri de bize yeniden hatırlattı.
Normal şartlar altında önemini pek fark edemediğimiz hayatın doğal akışının ne kadar kıymetli olduğunu kavradık. Eş dost ziyaretlerini ve sohbetlerini arar olduk. Bilimsel çalışmaların son yüzyıllarda hız kazanması sayesinde tüm dünyada artan yaşam beklentisinin bir anda hayal olabileceğini gördük. Koca bir insanlığın bir virüs tarafından teslim alınabileceğini anladık.
Siyaseten bir kriz anında dünyadaki işbirliği mekanizmalarının ne kadar yetersiz kalabileceğini de gördük. pandemiyle mücadelede kolaylaştırıcı bir rol oynamak yerine uluslararası örgütlere ve dayanışmaya olan güvensizliği iyice artırdı. Medeniyetin temsilcisi olduğu iddiasındaki ülkeler hemen korsanlık faaliyetine başvurarak birbirlerinin maskelerine ve sağlık cihazlarına el koydu. Neoliberal dünyanın bize çizdiği işbirliği resminin gerçek olmadığını daha iyi anlayamazdık.
Ama tam da bu yıl neoliberal dünya kendisini Biden ile tazelemeye hazırlanıyor. Gerçi bu hayallerinin ne kadar gerçekliğe tekabül ettiği ayrı bir tartışma konusu ama Amerikan başkanlık seçimleri bir anlamda neoliberal küresel düzen arayışının ürünüydü. 2020'yi ve Trump'ı suçlamaya devam edenler Biden'dan ve 2021'den ümitli olabilir ama dünya siyasetinin geldiği evreleri doğru okumak yerine batıl inançlara saplı kalanların bu gerçeği görebileceğini pek sanmam. Üzgünüm ama küresel bir düzen üretilebilecek günlerde değiliz.

Türkiye'nin kazanımları
'nin de son bir yıl içinde küresel düzensizlikten etkilendiği ortada. Ama özellikle güvenlik ve dış politika alanını Türkiye büyük bir kârla kapattı desek yeridir. Bu yıl ve Irak'taki güney cephesi daha istikrarlıydı. Ama Doğu ve Batı cepheleri son derece hareketliydi. Doğu'da Karabağ meselesinde Türkiye, Azerbaycan'la beraber tartışmasız bir galibiyete imza attı. Doğu Akdeniz'de kendisine karşı kurulan kuşatmayı yarıp en etkili aktör haline geldi. Henüz bu cephe kapanmadı. Yapılacak çok iş var. Ama 2019'a oranla çok daha iyi bir konumdayız.
Kişisel olarak 2020 yılını korona ve benzerleriyle değil Ayasofya ile hatırlamak niyetindeyim. Müslümanların yıllardır kurduğu bir hayal gerçek oldu. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere emeği geçen herkese bu hayali hep yaşatanlar adına teşekkür ederim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA