Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NİHAT HATİPOĞLU

Fitne öldürmekten beterdir

Kuran-ı Kerim fitne tehlikesinin cinayetten daha çetin ve zararlı olduğunu belirtiyor. "Fitne adam öldürmekten daha beterdir (Bakara, 191)" buyuruyor.
Fitne dönemindeyiz. Ortalık darmadağınık. İslam beldelerinde masumların kanı akıyor.
İnsanların bir kısmı menfaatine tapınıyor. Kendi menfaati için yapmayacağı şey, yıkmayacağı duvar yok. Sanki sarhoş olmuş gibiler. Başları kesilmiş tavuk gibi sağa sola sıçrıyorlar. Ortalık, manen boğazlanmış insanlarla dolu. Elimiz görülmeyen kana bulaşmış. Her birimiz, güruh, cemaat, mezhep, meşrep, tarikat, gazete, takım, marka, televizyon, velhasıl inandığımız ve savunduğumuz ne varsa onun uğruna karşımızdakini alt etmek için yapmayacak şey bırakmamış gibiyiz. Tezgâh kuruyoruz.
Oyunlar yapıyoruz. Can yakıyoruz.
Bel altı vuruyoruz. En mahrem alanlara giriyoruz. Dilimizin ölçüsü yok. Kalemimizin mizanı yok. Sözümüzün süzgeci yok.
Sanki Allah hiç hesap sormayacakmış gibi -haşa- davranıyoruz.
Sanki bir yazıcı melek yazmıyor gibi çalım atıyoruz. Önce; lekeliyor, tekmeliyor, harcıyor, tezgâha düşürüyor, sandalyesini çekiyor, iffetini kirletiyor ve sonra karşısına geçip de "vah vah kim yapıyor bunları" diye yakınıyoruz. Kandırıyoruz.
Ama aslında kendimizi aldatıyoruz.
Aslında yakalanıyoruz. Faka bastırırken faka basıyoruz. Allah (cc) tarafından işaretleniyoruz.
Filmin yönetmeni, yapımcısı velhasıl bütün reji ekibi ortada.
Allah da biliyor. Allah yazıyor.
Damgalıyor. Kayda geçiriyor.
Dosyalıyor. Depoluyor. Zamanı gelince vizyona koyacak.
Kefeninizle daracık mezara konduğunuzda güvendiklerinizin hiçbiri ama hiçbiri sıfatı ve adı ne olursa olsun sizi kurtaramayacak.
Kimse size bir kuruş bedel ödemeyecek. Üstünüzü örtüp gidecekler. Yapayalnız, tek başınıza oradasınız. Ne bir yardımcı ne de bir kurtarıcı yok.
Sadece imanın, amelin ve onları değerlendirecek Rabbin var.
O kadar...
Üzmüşsen üzüleceksin.
Kaşımışsan kaşınacaksın.
Nefret-ü kin ekmişsen onu göreceksin.
Küfretmişsen bedelini ödeyeceksin. Lekelemişsen lekeleneceksin.
Zulmetmişsen cezanı çekeceksin.
Geçen hafta annemi toprağa verirken bütün bunlar gözümün önünden geçti. Anneme hiçbir şey yapamadım, duadan gayri. Üç saat sonra evimdeydim.
Yapabildiğim nihayet bu.
Siz de öyle olacaksınız. Mezara konduğunuzda kimse size bir şey yapamayacak. Allah dilemedikçe, dün yanınızda olan hiç kimse yanınızda olmayacak.

***

O zaman gelin, sıkıntılarımızı, dağınıklığımızı, ayrı gayrı oluşumuzu, düşmanlıklarımızı bedenlerimizden önce toprağa gömelim. Kardeşliğimizi hatırlayalım. Bir olalım. Fitneye su serpelim. Birbirimizin açığını depolayacağımıza dualarımızı depolayalım. Bir ümmet olarak tek cemaat olduğumuzu unutmayalım.
Bütün Müslümanlar tek cemaattir. Bu cemaatin yaratıcısı ve emredicisi Cenab-ı Allah'tır. Bu cemaatin lideri ise Hz. Muhammed'dir (sav).
Bu cemaatin ilkeleri Kuran-ı Kerim'dir. Bu cemaatin mihrabı Mekke'dir. Bu cemaatin mensupları her Kelime-i Şehadet getirendir. Hz. Peygamber'in "cemaatten ayrılma" buyururken bahsettiği cemaat işte bu cemaattir. Yani müminlerin tümüdür.
Bütün bunlar yetmiyor mu? Şu vahdet, şu birlik varken neyin peşindeyiz? Bana der misiniz bütün bunların yerine koyacağınız bir bedel-alternatif, ortak, şerik var mı? Olduğuna inanan varsa -haşa- Rabbiyle problemi var demek ki...
Unutmayalım ki, Bedir'deki zafer birlik, inanç ve takvayla kazanılmıştı. Samimiyetle zirveye oturmuştu. Ve yine unutulmamalı ki Huneyn'deki bozgun çokluk duygusuyla böbürlenmekten sonra gelmişti.
Siz, ey kardeşim, ey muhatabım; küçüksünüz, hiçbir şeysiniz.
Bir hiçsiniz. Dün bir su parçasıydınız.
Annenizden ayrıldınız.
Bugün bir et ve kemiksiniz.
Yarın bir hiçsiniz. Topraksınız.
Toprak olacaksınız. Ve unutmayın ki Rabbim diledi mi sizi ve bizi öyle bir darmadağın eder ki ne isminiz kalır ne de cisminiz.
İbret alamazsak, ibretlik oluruz.
Neyi paylaşamıyoruz? Nedir bu bitmez hırs, açgözlülük?
Mezara ve ahirete yığınla kul hakkı ve bedduayla gitmekten korkmuyor musunuz? Bu batmanlarca günahı neyle silkeleyeceksiniz?
Dediğim gibi sözün ilk muhatabı benim. Kendim sonra da her mümin. Gizli kodlar, gizli muhataplar aramayın. Bu sözler -haddimi aşmadığımı ümit ederek- fitneye, kötülüğe, savrulmaya karşı Kuran ve Hz. Resul nefesinde birleşmeye bir çağrı sözüdür. O kadar.
***
Bir ufak teşekkür

Bundan bir hafta önce annemi kaybettim. Her gün yanına gidiyorum.
Daha çok taze. Duamı ediyorum.
İlk günlerde yalnız bırakmıyorum. Rabbimin hükmüne razı olarak.
Anneme milyonlarca insanın duası, Fatihası, Yasini, hatmi geldi. Bütün izleyicilerimize, dostlarımıza teşekkür ederim.
Annemin vefatından iki saat sonra telefonla arayarak acımı hafifletecek sözlerle bana destek veren sevgili başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı iletiyorum.
Yine büyük kısmı Hacı Bayram'daki cenazeye katılan, evimize gelen veya telefonla ulaşan Bakanlar Kurulu üyelerine ve milletvekillerine, sevgili Recai Kutan Bey'e ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr.
Mehmet Görmez'e, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık Bey, Turkuvaz Medya Grubu Başkan Vekili Sayın Serhat Albayrak, Çalık Holding CEO'su Berat Albayrak, ATV Genel Müdürü Adem Gürses, telefonla bana ulaşan CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'na ve her partiden milletvekillerine, İstanbul ve Diyarbakır valilerimize, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı başkanına ve adını anamadığım televizyonların, gazetelerin değerli yazar ve idarecilerine, kendim ve Hatipoğlu ailesi adına teşekkürlerimi iletirim.
Ayrıca internet yoluyla mail ve Twitter'dan bana destek ve taziyelerini ileten, Fatiha ve hatimler okuyan bütün sevdiklerim, izleyici ve okuyucularıma da şükranlarımı iletirim.
***
Namaz kılana kim ateş eder?

Mısır şehitlerini rahmetle anıyoruz. Bir yönetim düşünün ki Allah'a eğilene, secde edene keskin nişancılarla ateş açıyor. Çocuklar katlediliyor. Genç kızlar keskin nişancılarla vuruluyor. Siz o yönetime emir veren iradenin dinini sorgulamaz mısınız? Vicdanını, insanlığını sorgulamaz mısınız? Tetik çeken eli sorgulamaz mısınız? Henüz hayatının baharında olan Esma'yı ve benzerlerini kalleşçe vuran nişancının dilinde Kelime-i Şehadet olsa ne yazar? Siz onun dininin olduğuna inanıyor musunuz? Mısır'a yazık oluyor. Mısır halkı bunu hak etmiyor. Ben o halkı çok iyi biliyorum. İki yıl aralarında kaldım. Mısır halkının ekmeğini yedim. Mazlum ve ama o kadar onurlu olduklarını bilirim. Halk kazanacak sonunda inşallah. Daha fazla insanımızı kaybetmeden. Dualarımız onlarla, Suriye'deki kardeşlerimizle, Arakan'da, Doğu Türkistan'da velhasılı nerede bir Müslüman'ın kanı akıyorsa duamız orada. Nerede bir mazlum varsa yüreğimiz orada. Hiç kimse ama hiç kimse Mısır ve Suriye'de öldürülen, şehit edilen masum çocukların hesabını veremez. Ne yüce Rabbe, ne tarihe, ne insanlığa, ne de vicdana. Allah'ın bütün gazabı zalimler üzerine olsun. Rabbimin bütün rahmeti de şehitler ve mazlumlar üzerine olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA