Ortadoğu'da savaş artık sadece cephede yürümüyor. Algı, provokasyon ve vekil aktörler de en az tanklar kadar belirleyici. Son günlerde yaşanan gelişmeler bu açıdan dikkat çekici.
Önce Kıbrıs'taki saldırı. İngiltere Savunma Bakanlığı, üslerini vuran drone'un İran'dan fırlatılmadığını açıkladı. Bu önemli bir detay. Çünkü saldırının hemen ardından İran suçlanmıştı. Şimdi ise basit bir soru ortada duruyor: Eğer İran değilse, kim yaptı?
Son dönemde benzer bir kalıp tekrar ediyor. Körfez'de petrol tesisleri hedef alınıyor, Doğu Akdeniz'de askeri gerilimler yaşanıyor, Türkiye'nin çevresinde krizler patlak veriyor. İlk suçlama genelde İran'a yöneliyor. Ama sonra tablo bulanıklaşıyor. Bu yüzden "false flag" yani sahte bayrak operasyonu ihtimalinden söz etmemiz şart. Amaç İran kuşatmasını büyütmek ve daha fazla ülkeyi savaşın içine çekmek olabilir.
İngiltere'nin tavrı da dikkat çekici. Başbakan Keir Starmer, İngiliz askerlerinin İran'a karşı bir savaşta kullanılmasına sıcak bakmadığını söyledi. Hatta İngiltere'nin uluslararası hukuka ABD'den daha fazla önem verdiğini vurguladı. Bu sözler Londra'nın temkinli olduğunu gösteriyor. Kıbrıs'taki İngiliz üslerinin hedef alınması ise İngiltere'yi daha sert bir rol almaya zorlamanın yolu olabilir.
Öte yandan sahada başka bir plan daha konuşuluyor. CNN'in haberine göre, ABD İran'a karşı PKK unsurlarıyla nasıl birlikte çalışabileceğini tartışıyor. Senaryolardan biri, PKK ilintili unsurların İran güvenlik birimlerini hedef alarak şehirlerdeki muhaliflerin sokağa çıkmasını kolaylaştırması. Bir başka görüş ise bu grupların bölgede kaos yaratarak İran'ın askeri kapasitesini zayıflatabileceği yönünde. Daha da ileri fikirler var. İran'ın kuzeyinde İsrail için bir tampon bölge oluşturulması ihtimali bile konuşuluyor!
Tam bu gelişmeler konuşulurken Doğu Akdeniz'de askeri hareketlilik hızla arttı. İngiltere, Fransa ve Yunanistan, GKRY'ye önemli askeri sevkiyatlar yaptı.
İngiltere, HMS Dragon savaş gemisini ve iki Wildcat helikopterini bölgeye gönderiyor. Ayrıca GKRY'deki üslerine 6 F-35 konuşlandıracağını açıkladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, uçak gemisi Charles de Gaulle'ün Akdeniz'e hareket etmesi talimatını verdi. GKRY'ye bir fırkateyn ve anti-İHA sistemi gönderileceği de duyuruldu.
Yunanistan ise GKRY'ye 4 F-16 ve 2 fırkateyn gönderme kararı aldı.
Bütün bu gelişmeler üst üste konulunca tablo daha net görünüyor. İran'a atfedilen ama kaynağı tartışmalı saldırılar, sahada devreye sokulan vekil aktörler ve Doğu Akdeniz'de hızla artan askeri yığınak.
Türkiye için bu sadece bölgesel bir kriz değil, milli güvenlik meselesi. Ve şu soru akla geliyor:
İsrail ve bazı Batılı ülkeler, Kıbrıs hattı üzerinden Türkiye'yi vaktinden önce ve daha büyük bir çatışmanın içine çekmeye mi çalışıyor?