Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un Mardin'de yaptığı konuşmaya, CHP'den tepki geldi. O konuşmadaki en sivri bölüm, Başbuğ'un "Açık oturumları dinlemeyin" şeklindeki cümlesiydi: "...Bana 'Komutanım ne oluyor? Bölünecek miyiz?' diye soruluyor. Ciddiye almayın. Açık oturumları dinlemeyin, seyretmeyin şu televizyonları diyorum."
Tahmin ediyoruz ki, CHP ve MHPlileri en çok bu sözler rahatsız etti. Çünkü, demokratik açılımı, "ülkeyi bölünmeye götürecek bir ihanet" diye takdim eden onlar. Bu yüzden de, Genelkurmay Başkanı'nın "O lâflara kulak asmayın, ülke bölünmez" güvencesini veren cümlelerini pek sevmediler.
Oysa, İlker Başbuğ'un demokratik açılıma destek verdiği pek söylenemez. Kürt kökenli vatandaşlarımızın PKK'ya katılmaması, hem iktidarın, hem askerin paylaştığı bir talep ama, yöntem konusunda önemli farklılıklar mevcut. Sözgelimi, Başbuğ, Kürtçe eğitim yerine Türkçe eğitim vurgusunu yapıyor. Affı telâffuz etmiyor, sadece, dağdakilerin, Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesi kapsamında teslim olmasını istiyor. Kısaca ifade etmek gerekirse, İlker Başbuğ, demokratik açılımın önünde bir engel olmamakla birlikte, atılacak adımların sorumluluğunu paylaşmak niyetinde değil. (Zaten böyle bir mecburiyeti de yok.) Bununla beraber, ülkenin, bölünmenin eşiğinde gösterilmesinden de rahatsız.

***

Türk Silâhlı Kuvvetlerinin, her konuda görüş belirtmesi, demokratik bir ülkeye yaraşmıyor. Konu, Milli Güvenlik Kurulu'nda tartışılır; artık ondan sonra inisiyatif siyasi iktidardadır. Tabii, atılacak adımların mesuliyetini de ordu değil, hükûmet taşır. Ama, daha önceki müdahalelere sesini çıkarmayan, ya da gizli/açık alkış tutan siyasi partilerin, birden bire tehevvüre kapılmalarını da yadırgadık doğrusu. 28 Şubat sürecinde askerin açık müdahalesine, "Onlar da sivil toplum örgütleri gibi görüşlerini beyan edecekler" diyen Deniz Baykal değil miydi? Hatırladığım kadarıyla, eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın, "Sözde değil özde laik bir cumhurbaşkanı istiyoruz" cümlesine de muhalefet karşı çıkmamıştı. 22 Temmuz seçimleri öncesinde, sürekli sınır ötesi operasyonu savunan ve buna yanaşmayan AK Parti'yi "teslimiyetçi" bir konumda gösteren askerin tavrı da, o dönemde, hem MHP'nin, hem de CHP'nin hoşuna gitmişti. Bence, muhalefet sözcülerinin derdi, "Neden İlker Başbuğ konuştu?" değil, "Neden Genelkurmay Başkanı bizim düşüncemize paralel konuşmadı?"

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN