Köy edebiyatını da Köy Enstitüleri'nden mezun olmuş yazarları da sevmem. Köylünün romanda, öyküde anlatılmasına kimse itiraz edemez. Fakat köylülüğün anlatılması ancak köylülük trajiğinin anlatılmasıyla mümkündür. Çünkü köylü ve köylülük insanlığın en şaşırtıcı gerçekliğine tekabül eder.
Oysa bizdeki köy edebiyatı basit bir politik edebiyat olarak başladı, köyün sosyolojik durumunun basit ve şablonlara dayalı anlatımı olarak devam etti ve o nedenle de bitti. Köy edebiyatı sol edebiyat veya solculuk/solcular edebiyatı olarak kendisini meşrulaştırmaya çalışır. Sonunda bir kentli ve kentsoylu işi olan edebiyatın yeni dalgaları bu basit yaklaşımı aşacaktı, öyle de oldu. Benim 1970'lerin ortasında gidip Attila İlhan'ı bulmam onun bir solcu olarak köy edebiyatının yanlışını göstermesi ve tartışması nedeniyledir.
2005-2006 yılında Princeton Üniversitesi'nde ders veriyor ve kitap yazıyordum. Birinci cildi yayımlanmış Türk Siyasetinin Yapısal Analizi'nin gelecek yıl başında basılacak 1950-80 arasını anlattığım ikinci cildiyle uğraşırken gece geç vakte kadar çalışıyordum. O saatten sonra hemen uykuya geçemediğimden, geçmek istemediğimden, iyisi mi, o yılları anlatan, daha önce okuduğum romanları yeniden okuyayım dedim. İki büyük yazarımızdan Yaşar Kemal ve Orhan Kemal'den başkasını okumayı da canım çekmedi.
Bir defasında Yaşar Kemal'in evine gitmiştim. Kültür Bakanı Fikri Sağlar'a eşlik ediyordum. Yaşar Kemal daha kapıda görür görmez beni "Seninle konuşacağım" dedi. Sonra da kendisini köy edebiyatı içinde değerlendirdiğim için beni eleştirdi. O yıllarda yazdığım yazılarda öyle bir yargıda bulunmuştum.
2005'in kışında, bir hafta içinde Yaşar Kemal'in Dağın Öteki Yüzü adını verdiği üç büyük romanını soluk almaksızın okudum. Bunlar Ortadirek, Yer Demir Gök Bakır ve Ölmez Otu'dur. Romanları bitirdiğim zaman Yaşar Kemal'in bizdeki köy edebiyatı içinde tanımlanabileceğine dair ana yaklaşımım değişmedi. (Ayrıca çok da önemli değil bu!) Ama onun diğer köy edebiyatı yazarlarıyla karşılaştırılamayacak ve tam da başta belirttiğim türden bir insan trajiği yazarı olduğuna iman ettim.
Köy ve köylülük Yaşar Kemal'in insan denilen bu uçsuz bucaksız cehennemi keşfetmesi için bir zemindi, bir ortamdı. Modern, kentli insanın bilmediği, farkında olmadığı ancak belki bilinçaltında taşıdığı en temel içgüdülerinin, en vahşi ve hayvanca hislerinin ve tepkilerinin, korku ve kaygılarının irdelenebileceği tek alandı köy. Yaşar Kemal'in kendisini sık sık bir destan/epope yazarı olarak nitelendirmesi doğruydu. İnsanı ürküten bir dünyayı anlatıyordu.
Bir at-ana simgesi etrafında anlatılan, kaderiyle boğuşan, ekmeğini kazanmak için dağları, tepeleri aşan köylüler... Herkesin Çukurova'ya indiği, bomboş kalmış bir köyde bir horozla yaşamaya mahkûm olmuş Meryemce... Bir küçücük çocuğun öldürmeye karar verdiği birisini öldürememesi... Köylük yerde mitlerin doğuşu... Ve nihayet Türk edebiyatının hiç mi hiç bilmediği peyzaj, Çukurova ve olanca yalınlığı, yalçınlığı, yabanlığıyla, acımasızlığıyla doğa... Tansıklığıyla, zulmü, acımasızlığı, çaresizliği, zavallılığıyla insan...
İtiraf edeyim son kitabın son sayfalarında o "içleri bozulmuş", "hasta", yorgun, yoksul insanların, Çukurova'dan alışveriş için indikleri kasaba sokaklarındaki hallerini anlatan satırları okuduğumda gözlerimden yaşlar iniyordu. Türk edebiyatının insanı bu ölçüde çırılçıplak anlatan başka yapıtını hatırlamıyorum.
Gabriel Garcia Marquez'in dediği gibi, Yaşar Kemal'i okumak başta zordur. O yalçın coğrafya ve o irkiltici insan macerası okuru itebilir. Onun bir epope yazarı olarak sözünü uzattığı da bir gerçektir. Ama bir kez içine girerseniz yaşadığınız o cehennem ve kıyamet atmosferi yeryüzünde yaşayabileceğiniz en büyük edebiyat deneyimlerinden birisini yaşatır.
Yaşar Kemal yeni bir kitap yayınladı: Binbir Çiçekli Bahçe. Ben en çok diğer edebiyatçıları anlattığı bölümleri sevdim. Ama ondan çok daha fazlası var. Gene de derim ki, yeryüzünün en büyük yazarlarından birisinin hiç değilse şu üç romanını bir gayya kuyusuna inercesine, tedirgin ve ürkek, ürpererek, dehşete düşerek okumaya başlayın.
İnsana ve edebiyata iman edeceğinize eminim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN