Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Referandum tartışmaları her ne kadar mecrasından çıkıp başka bir arayışın aracı haline gelmişse de devam eden tartışmalar Türkiye'nin asıl şimdi kurulduğunu gören sözlere gösteriyor derim.
Yeni Türkiye üç büyük aksta meydana gelen oluşumlarla inşa ediliyor.
Bunların ilki sermaye. Çok uzun bir mayalanma döneminden sonra Türkiye ilk defa şimdi belirli bir sermaye birikimine sahip oluyor. Sermayenin ne kadar tabana yayıldığı başlı başına bir problemdir. Henüz o noktada değiliz. Ama sermaye birikiminin Anadolu'da yepyeni bir anlayış meydana getirdiği malum. Nedeni açık: daha önceki sermaye devletindi. Devlet kendi ideolojisini taşıması için, kendisine destek olması için o sermayeden dilediği kişi ve ailelere pay aktarıyordu. Batı modernleşmesinin belkemiğini meydana getiren burjuvaziden Türk burjuvazisinin farkı buydu. Şimdi bu kontrol mekanizması kırıldı. Küreselleşmenin katkısıyla devletten alacağı payı yok sayabilen, kendi gücüyle ayağı üstünde durmaya çalışan, kendi kendine yeten, az veya çok, yerli bir sermaye sınıfı var ve bu sınıf kendi ideolojisini kendince kuruyor. Devlete bağımlılığı yok. İktidarları bu yeni sınıf tespit edecek. (Efendim ne yazık ki, 'yeni orta sınıf' değil.)
İkincisi şehirleşme. Elbette, dünya kadar sıkıntısı var bu işin. Henüz yeterince çözülemeyen düğüm noktaları kırsal alandan kentsel plana geçen kitlelerin farklı savrulmalar yaşamasına yol açıyor ama bu temel gerçeği değiştirmez. Yeni kentli nüfus belki eskisine nazaran daha kapalı yaşıyor, belki kent merkeziyle hemen bütünleşmekte zorluk çekiyor ama yerel yönetim düzeyinde bu nüfus 'çevre merkezleri' meydana getiriyor. Klasik merkez-çevre zıtlaşması ve onun her şeyi açıklamaya yeten gücü böylelikle kırılıyor. Çevrede merkezler, merkezde çevreler oluşuyor. Gerçek problem ise bu kitlenin sosyolojik olarak büyük bir güç meydana getirmesine karşın henüz sınıfsal olarak kendisine bir konum bulamamış olmasıdır. Şimdilik AK Parti kontrol ediyor bu kesimi. Üstelik 1994'ten beri. Ama bu kitlenin mobilizasyonu bundan sonraki dönemi de tayin edecektir. (Efendim gene ne yazık ki 'yeni orta sınıf' değil.)
Üçüncüsü biraz daha karmaşık. Şundan ötürü.
Yukarıda değindiğim iki olgu siyasetin çok daha sosyolojik bir içerik kazanmasına yol açıyor. Oysa Türkiye 1908 sonrasında hep önceden ve yukarıda biçimlendirilmiş ideolojik bir siyasetle iç içe geçti. Zaman zaman bunun dışına çıkıldı. Bu şu demektir. Bizde de geçerli olan klasik modele göre ideoloji ve siyaset bir sosyoloji belirler. Rus, Çin ve Kemalist devrimlerin bürokratizasyona uğramasının nedeni budur. Ordu ve bürokrasi bu rejimlerde toplumu (sosyolojiyi) oluşturmaya ve kontrol etmeye çalışır. Hâkim konumda bulunmalarının nedeni budur. Oysa sosyolojilerin (toplumun) biçimlendirdiği, öncülük ettiği rejimlerde ordunun ve bürokrasinin etkinliği azalır. Batı toplumlarıyla Batı dışı toplumların siyasal modernleşmeleri arasındaki fark budur.
Şu son YAŞ krizi de, referandum tartışmaları da belirttiğim şu öğelerden türüyor ve aynı köklerden kaynaklanıyor. Yeni bir Türkiye kuruluyor veya Türkiye yeniden kuruluyor. Eksiğiyle, fazlasıyla. Benden söylemesi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA