Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Daha birçok şeyi fal taşı gibi açılan gözlerle izleyecek olan Türkiye şimdi de antikapitalist İslamcı hareketin tanığı olmaya başladı. Grup önce namaz sonra Taksim dedi. Türkiye'de olsaydım mutlaka katılacağım 1 Mayıs etkinliğinde yer alacak bazı sosyalist dostlarımla konuştum, tümü de onlar için böyle bir programın, böyle bir topluluğun hiç sorun olmadığını belirtti.
Bu tür gelişmelerden heyecan duymak, hemen yorumda bulunmak doğru bir şey değil, tamam, fakat yapılan açıklamalar okunduğunda bazı önemli kavramların telaffuz edildiğini, bazı tepkilerin dikkate alınması gereken özellikler taşıdığını da kabul etmek lazım.

***
Daha önce Emek ve Adalet Platformu'na katılan ve "lüks iftarları" eleştiren bu kesim İslam'ın, Türkiye'de yaygınlık kazanmış, benim biraz da içerdiği "okismoron/ zıt söz" ifadeyi vurgulamak için "modernleştirici muhafazakârlık" dediğim, şimdi AK Parti'nin temsilcisi olduğu hareketle bu çıkış ne kadar örtüşüyor sorusunun yanıtı belli. Başta hareketin fikir babalarından İhsan Eliaçık olmak üzere içinde yer alanlar iktidar zihniyetini eleştiriyor bu bir.
İkincisi,bu kesim İslami hareketin Yeşil Kuşak düzenlemelerinden geçip geldiğini söyleyerek onu sorguluyor. O tarihle yüzleşmek gerektiğini söylüyor. Bu Amerika'yla İslam arasında kapanmaz sayılan ilişkiyi bir kere daha gündeme sokuyor. Nitekim çıkışlarını "devrimci İslam" veya "İslamcı sol" olarak değil, anti kapitalist Müslümanlık diye adlandırarak bu yaklaşımlarını bir kere daha, isterse zımnen olsun, dile getiriyorlar.
Anti kapitalist bir anlayışı öne çıkarması gruba manevra alanı sağlıyor. Zaten onlar da şimdi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla barışıyor ve biz onları, onlar 6. Filo'yu taşladı, yanlış yaptık diyerek nedamet getiriyor.
***
Bütün bunlar ne ifade ediyor, diye sorunca insan ister istemez çok daha eski tarihlerde gündeme gelmiş, Ali Şeriati gibi düşünürlerin yapıtlarında ele alınmış, tartışılmış Müslüman Sosyalizmi kavramını anımsıyor. Öyle bir noktadan bu gençlerin, bu grupların hareket etmediğini düşünmek zor. Böyle bir çıkış noktası veya arayış kesin gibi görse de insan bu hamlenin soyut ve evrensel bir Müslümanlık ve sosyalizm arayışı olmaktan çok Türkiye'ye özgü bir tepki olduğunu geçiriyor aklından. Dediğim gibi evrensel öncülleri ve dayanakları var bu siyasetin fakat belli ki, işin o yanı saklanmak isteniyor. Daha özcü (essentialist) bir Müslümanlık anlayışından hareketle gençler bu inanışı daha özgün haline dönük bir özgecilik (ascetism) içinde kavramak ve yaşamak istiyor. O yanıyla da zenginlik ve kapitalizm bağlamını gene sahabeden ve hadisten hareketle eleştiriyor.
***
Böyle bir yaklaşım neyi gösteriyor? Asıl soru bence budur. İçinde mutlak bir ütopyacılık barındırdığına inandığım bu yorumun gene de tekleştirilmiş, kapitalizm ve piyasa ekonomisine indirgenmiş dünya anlayışına bir eleştiridir bu yaklaşım. Ve bence önemlidir. Çünkü dünyada gitgide yaygınlık kazanan, kendi pratiğini oluşturan, iktidarını kuran Müslümanlık yaygınlık ve derinliğine bir de sosyalizmi eklerse hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylemek kabil. Hatta sadece anti kapitalizm noktasında kalsa bile önemli bu hamle.
***
Kapitalizme yönelik her eleştiri daha iyi bir dünyanın kapısını aralamak çabasıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN