HASAN BÜLENT KAHRAMAN
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Sarıgül aday olur mu?

CHP kuruluş yıldönümünü kutlarken ben de bu partiyle ilgili son dönemde ortaya çıkmış ve aklımı kurcalayan gelişmeleri düşünüyordum. Hiçbiri münferit olmayan, hepsi partinin geçmişiyle ilişkili gelişmeler... Onların başında da, kabul edelim ki, herkesin heyecanla beklediği bir konu var: Mustafa Sarıgül'ün İstanbul Belediye Başkanlığı için adaylığı.
Bu Sarıgül'ü ve onun CHP ile olan kişisel, bireysel ilişkisini aşan bir konudur. Her siyasal partinin bu ölçekte attığı adım o güne kadar gelen birikimin ve onu hazırlayan süreçlerin sonucudur. Ondan sonrasını da belirleyecek potansiyele sahiptir.
O zaman Sarıgül'ün adaylığı neyi temsil ediyor ve bu olgu CHP'nin genetik yapısıyla ne şekilde uyuşuyor veya uyuşmuyor sorusu üstünde düşünmek gerekir.

***

Sarıgül ilginç ve tanınan bir siyasetçi. Onu bir "profil" haline getiren özelliklere sahip. Çalışkanlık gibi sübjektif bazı değerleri bir kenara bırakalım. Sarıgül'ü öne çıkaran iki temel olgudan söz edilebilir. Bir, olabildiği kadar popülist bir siyasetçi Sarıgül; iki, Sarıgül söz konusu popülizmiyle "halkçı" bir kimlik sergiliyorsa da sonunda Şişli'de belediye başkanlığı yapıyor yıllardır.
Sarıgül'ün popülizmi, dediğim gibi, halkçılığıyla iç içe geçmiş durumda. Batı siyasal literatüründe "sağ" bir kavram olarak bilinen halkçılık bizde ne yazık ki, şimdilerde unutulsa da CHP'nin ve diğer partilerin köylülük üstünden benimsediği, kökleri eskiye gitse de, her dönemde, bilhassa 1970'lerde, yeniden biçimlendirilen ve sola yerleştirilmek istenen bir kavramdı. Köylülüğün ve kırsal alanın çözülmesinden sonra halkçılık daha ziyade kent çevresini, varoşları ifade eder oldu.
O kesimin de AK Parti'ye kaybedilmesinden sonra popülizm daha ziyade etnik, milliyetçi, ulusalcı bir içerikle bütünleşti ki, bu tanımın CHP ile ne derecede örtüştüğünü bugün inkâr etmek olanaksız. Bir örnek, Aleviliktir. Bir başka örnek Kürtlüktür. CHP tarihsel müttefiki Alevilikle bugün ne tür bir ilişki kurması gerektiğini, genel başkanının kimlik özelliklerine rağmen bilememekte, Kürtlük konusunu belli bir sosyolojik siyaset kanavasına yerleştirememekte ve bu konular dile getirildiğinde ne geçmişiyle yüzleşebilmekte ne de geleceğe dönük bir plan kurabilmektedir. Geriye kalan tek yolu benimseyerek, işte, karmakarışık, bulanık bir popülizme kaydı.
***

İkincisi, Şişli'nin ifade ettiği anlam. Buna siz Çankaya'yı, Beşiktaş'ı, Kadıköy'ü ve biraz da İzmir'i ekleyiniz. Bu ilçeler ve iller bir bütün olduğunda belli bir karakter taşıyor: zengin, beyaz Türk tabir edilen, iyi eğitimli, Batılı, Atatürkçü bir çevre bu. Sarıgül bu çevreleri yönetti bugüne kadar. Yani, 1950 sonrasındaki sağ-sol diye kabaca tasnif edilen ayrışmada CHP'ye destek veren çevreyi. Hatta bu kesimin 1970 Ecevit hareketinde bile CHP'den kopmadığını da belirtirsek ilişkinin koyuluğu, derinliği daha iyi anlaşılabilir.
Sarıgül, onların adayıdır gibi bir manasız laf edecek değilim. Ben, neden Şişli'nin bugüne kadar CHP'yi desteklediğini ve Sarıgül'ün o ilçenin belediye başkanlığından parti içinde daha önemli bir yere sıçrama potansiyelinin nedenleri üstünde duruyorum. Bunun siyasal plandaki anlamı üstünde düşünüyorum. Halkçılık ve Şişli karmaşası bugünkü CHP'dir.
Bu niteliklerden biri diğerine ağır basarsa onu temsil eden bir aday bulunur, Sarıgül terk edilir. Ancak ikisine birden oynayalım denirse Sarıgül aday olur.
O zaman ne olur onu da ayrıca çözümleriz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN