Türkiye'nin şu anki ne idüğü belirsiz sisteminden kurtulması ve Başkanlık ya da Yarı-Başkanlık sistemine geçmesi gerçek bir hukuk devleti haline gelebilmesi için de şarttır. Şu anki ne idüğü belirsiz sistemde adam gibi bir hukuk devleti de inşa edilemiyor. Şimdi sıfırdan bir demokratik hukuk devleti kurmak zorundayız. Hukuk devletinin inşası yönünde en önemli kurum olan HSYK'nın en etkili isimlerinden 2. Daire Başkanı Mehmet Yılmaz da geçenlerde yaptığı açıklamada hukuk devletinin inşasının önemine değiniyor ve paralel yapı ile mücadele eden tüm yargı personeline moral veriyordu. Gerçekten hem yargıda hem Emniyette hem de devletin diğer kurumlarında paralel örgüt ile mücadele edenlere destek ve moral verilmesi çok önemli.

***

Maalesef geçmiş dönemden kalma iç içe geçmiş ilişkiler sebebiyle devlet ve yargı görevlilerine engel çıkarmaya çalışanlar olabiliyor. Özellikle iş dünyası ayağında çok tuhaf ve alengirli menfaat ilişkileri sebebiyle devlet yetkililerine engel çıkarmaya kalkan siyasetçiler ve işadamları maalesef var. İşte tam da bu noktada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gerçek liderliği ön plana çıkıyor. Tüm ama tüm devlet kurumlarına bu mücadele noktasında taviz vermemelerini ve kendilerini durdurmaya çalışan kim olursa olsun terslemelerini her fırsatta söylüyor Erdoğan. Görevini layıkıyla yapmak isteyen her devlet yetkilisine kalkan oluyor Erdoğan. Zaten bu sayede bu mücadele yürüyebiliyor...
***

Mesela örnek bir olay anlatayım... Geçenlerde bu paralel yapının bir finansörü Fethullah'ın gerçek yüzünü anladığını söylüyor ve nedamet açıklamaları yapıyor. Türk devletinin yetkilileri de kendisini çağırıyor. Diyorlar ki Gel gerçekten pişmansan 35 yıldır içinde olduğun şu FETÖ gerçeğini bize detaylarıyla anlat. Devlet ve yargı güçlerine yardımcı ol. Biz devlet olarak seni paralel çeteye karşı koruruz. Bu finansör ise hiçbir şey bilmediğini söylüyor. 1 Kasım sonrası konjonktüre uymak için medyada yalandan şov yapan bu şahıs devlet yetkililerine hiçbir bilgi vermiyor. Hatta alenen yalan söylüyor. Son 4-5 ay içinde örgüt liderinin yaşadığı ABD'ye gidip gitmediği soruluyor. Gitmedim diyor. Oysa istihbarat kayıtlarıyla 27 Temmuz 18 Ağustos arası ABD'ye giden ve Gülen'e biat ziyareti yapan kendisi. Daha önce de 17 Aralık'ın sonrasında ABD'ye giden ve Gülen'e biat eden yine kendisi. 1 Mart 2014'teki ihanet toplantısına katılıp Recep Tayyip Erdoğan'ı içeri atma planlarını alkışlayan da kendisi. Devlet ve yargı elbette bunları kanıtlarıyla biliyor. Bu tağşişçi finansör ise devlete gerçekleri anlatmak yerine hükümete yakın diye bilinen işadamlarına gidiyor. Yalanlar söylüyor ve yardım istiyor. Hatta bu yalanlarla bir işadamı aracılığıyla hükümete yakın medyada kendi lehine uydurma haberler bile yaptırabiliyor. Bu yöntemlerle Emniyet ve hukuk kurumlarını aldatacağını sanıyor. Paralel yapı ile mücadelede bu tür rezaletlere asla taviz vermeyen Cumhurbaşkanımız Erdoğan da bu durumdan feci biçimde rahatsız oluyor. Aldığı talimat üzerine Türk devletinin çok önemli bir yetkilisi de bu yanlış işe giren işadamını net bir dille uyarıyor. Bunun üzerine bu işadamı devletinin yanında duracağını ve hainliğini anladığı paralel tağşişçiden tüm desteğini çektiğini söylüyor. Şu anda da soruşturma devam ediyor. Eğer bu paralel işadamı devlet ve yargı kurumlarına yalan söylemeye devam ederse de bedelini ödeyecek... Kıssadan hisse Yeni Türkiye'de kim olursa olsun hiçbir işadamı devlet ve yargı işlerine karışamayacak ve FETÖ'cülerden gerçekten pişman olanlar da Hüseyin Gülerce'yi örnek alarak tüm hakikatleri devlet kurumlarına anlatacak. Lamı cimi yok bu işlerin...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN