Türkiye'de olguları analiz düzeyinde tartışmak şu ortamda imkansız hale geldi.
Hukukçu Kemal Gözler'in sosyolojik bağlamda son derece yanlış olan "Laik elitler ayaklanır CHP'nin başına geçerse Erdoğan'ı devirir" tipi bilim-dışı tespitlerini eleştirdim.
Kendine İslamcı diyen bir yazar ise bu tespitlere katıldığı için olayı kişisel olarak aldı ve kendi kişiliğine saldırı olarak algıladı!
AK Parti, siyaseti sadece belli bir ideoloji temelinde yaparak siyasi parti olmaktan çok "siyasi cemaat" gibi davranmayı reddetmektedir.
AK Parti, kamu siyaseti temelinde bir yapılanma yerine, katı ideoloji temelinde yapılanarak siyaseti radikalleştiren anlayışa karşıdır.
AK Parti, muhafazakârlık ve demokratlık temelinde bir kitle partisidir. Siyasetin fikir ekseninde yapılmasını temel almakta, buradan kalkarak kitlelere dönük merkez siyaseti üretmektedir.
AK Parti toplumsal merkezden aldığı güçle siyasi merkezi yeniden inşa etmiş ve merkez sağın tartışmasız tek gücü haline gelmiştir.
AK Parti kendi düşünce geleneğinden hareketle, yerli ve köklü değerler sistemimizi evrensel standarttaki muhafazakâr siyaset çizgisiyle yeniden üretmek amacındadır.
AK Parti geçmişin statükoculuk üzerine bina edilen muhafazakârlığı yerine yeniliğe açık modern bir muhafazakârlığı savunmaktadır.
AK Parti, radikal söylem ve üslubun Türkiye siyasetine bir fayda sağlamadığını savunan bir partidir.
AK Parti dinimizi bir toplumsal değer olarak çok önemsemekle birlikte din üzerinden siyaset yapmayı, devleti ideolojik bir dönüşüme uğratmayı, dini sembollerle örgütlenmeyi doğru bulmamaktadır.
Din üzerinden siyaset yapmak, dini araç haline getirmek, din adına dışlayıcı bir siyaset yürütmek hem toplumsal barışa, hem siyasi çoğulculuğa, hem de dine zarar vermektedir.
Dini ve dindarları önemsemek, dini değerlerin sosyal fonksiyonlarını kabul eden bir parti olmak ile dini bir ideoloji haline getirerek devlet aygıtı marifetiyle ve zorla toplumu dönüştürmeyi amaçlayan bir parti olmak arasında çok ciddi bir fark vardır.
Din adına parti kurmak veya böyle bir imaj vermek topluma ve dine yapılabilecek bir kötülüktür. Din mukaddes ve ortak bir değerdir, bunu kimse siyasi tarafgirlik konusu yaparak bölünme ve ayrışmalara sebebiyet vermemelidir.