Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

Abidin kaybetmenin resmini yapabilir misin?

Demokrasilerde sandığı kazanıp iktidarı almanın koşulu net. Siyaset kanallarının açık olduğu eşit koşullardaki yarışta seçmeni ikna edeceksiniz. Bugüne değin sandıkta yenildiği siyasi rakiplerini orduya, medyaya ve akademiye dövdürerek anlık koalisyonlarla teselli bulan makbul muhalefet de bunu kabul etmeli.
Olmuyor işte. İnsan, ilki açık oy gizli sayım usulüyle de olsa serbest seçimlere geçtiğimiz 1946'dan beri yaşananlara hiç mi bakmaz? Yıl 1950. Çok partili hayata geçer geçmez "yeter söz milletindir" diyenler iktidara geliyor. Yıl 1960. 27 Mayıs'ta orduyu göreve çağırıp hükümeti deviriyorsun. Ne fayda? Birkaç yıl geçmeden başbakanını astığın geleneğin takipçilerini iktidara getiriyor halk.
Ders almıyorsun. Bu kez 10 yıl sonra 12 Mart'ta muhtıra veriyorsun. Neye yarar? Halk yine darbe karşıtlarını iktidara taşıyor. Anlamıyorsun hâlâ. Geliyoruz 1980'e. 12 Eylül darbesini yapıyorsun. İlk seçimde askerin "tukaka" ilan ettiği Özal galip çıkıyor.
Diğerleri işe yaramış gibi 1997'de 28 Şubat'a sarılıyorsun. Devirdiğin muhafazakâr iktidarın yerine, ondan katbekat güçlü bir destekle Ak Parti'yi çıkartıyor halk. 2007'nin 27 Nisan'ında e-muhtıra veriyorsun. Halk cevabı sandıkta iktidarının oylarını artırarak veriyor. Çetin Altan yıllardır tekrar ediyor, "Tekerrür eden tarih değil insanların aptallığıdır." Kulak asmıyorsun.

Üzgünüm, yapılmışı varmış Abidin
Yine aynı yoldasın, köprüden önce siyasete son çıkışı kaçırıyorsun. Yine seçecek milyonları değil, seçilecek 3-5 aktörü yan yana getirerek iktidarı alma hayalindesin. Halka değil, son 12 yılda Erdoğan'ın ve Ak Parti'nin kazandığı dokuz seçim öncesi hep muhalefetin kazanacağını "tahmin eden" yazarlara sarılıyorsun. Seçmeni, yine "Ak Parti oy kaybediyor" yazıları döşenmeye başlayan bu yalancı çobanların ikna etmesini bekliyorsun. İnsanlar şuursuz mu?
Partine oy kazandırmak için değil, iktidara oy kaybettirmek için çalışıyorsun. Güçsüz olduğun yere yükleneceğine, orada kısmen güçlü olan diğer muhalefet partisine destek atıyorsun. Yıllardır ekonomik ve siyasi istikrarın meyvelerinden tadan seçmen, en iyi ihtimalle koalisyon getirecek bu ayak oyununa gelir mi?
Çözüm süreci karşıtı Cemaat'i, İzmir'de HDP konvoyu taşlayan ulusalcıları, vekillerin meclis kulisinde bile Kürtçe konuşmasına tahammül edemeyen MHP'lileri Kürt seçmene "dostundur" diye satmaya kalkıyorsun. Türkiye ile savaşın eşiğine gelmiş ülkelerin liderleriyle seçim öncesi beraber çalışmak için mutabakat metinleri imzalıyorsun... Küllerin prensi olacağım diye seçmenden ülkeyi yakmana yardım etmesini istiyorsun. Sen gözünü kör eden iktidarı yüzüğünü parmağına geçiresin diye Türkiyeli seçmen ülkesinin yangın yerine dönmesine müsaade eder mi?

Şuraya biraz da siyaset koyalım
İlke, ahlak, demokrasi tartışmalarını falan geçtim, niye bu kadar zahmete giriyorsun? Oysa yapacağın tek şey siyaset yapmak. Son gün bile kısık sesiyle miting yapıp seçmeni ikna etmek için çalışan siyasetçiyle dalga geçeceğine, seçmenine saygı duymak. Felaket tellallığını bırakıp, umudu ve geleceği işaret etmek. Yoksulluğu, tedbirleri, zorluğu değil, Refahı ve demokrasiyi paylaşmayı vaat etmek.
Bari bu seçim öncesi girin insanların arasına. Belki, partinize oy veren işçinin, esnafın, işadamının bile gelecek planlarını Ak Parti'nin iktidarda kalması ihtimali üzerinden şekillendirmesinin hikmetini anlarsınız. Evet kuşkusuz hemen iktidarı alamazsınız ama hiç olmazsa muhalefet olmanın eşiğine gelirsiniz. Az mı?
Ne de çok ihtiyacımız var değil mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA