MELİH ALTINOK
MELİH ALTINOK

Sahi, siz ne zaman delirmiştiniz?

Kurban Bayramı'nın ilk gününde Kâbe'den gelen 753 ölü ve 887 yaralı haberi çoğumuzu üzüntüye boğdu. Evet, çoğumuzu! Zira sosyal medyada kaza ile ilgili yapılan yorumlar, üzülmek bir yana kimilerinin bu felakete sevindiğini gösteriyordu.
Hekim olduğu söylenen biri şunları yazmıştı mesela, büyük harflerle, üstüne basa basa, heyacanla: "İyi olmuş beyinsiz pislikler temizleniyor... Allah bile onları orada gebertiyor."
753 can... Bu kişilerin geride bıraktığı binlerce anne baba, çocuk, sevgili, akraba, arkadaş, ilişki, hayal, umut... Ve saf, masum, yegâne amacı arınmak olan, kendilerine en ufak bir zararı dokunmamış tanımadıkları bunca insanın ölümüne sevinenler...
Bu hal sizce neyle izah edilir? Faşizan ideolojileri, saplantılı dünya görüşleri olabilir mi? Hitler'in ya da Stalin'in insan öldürmeye mantıki gerekçe yaratmaya çalışan faşist ideolojileri bile kazada ölen masumlara alkış tutmayı meşrulaştırmıyordu.
İslam'dan, Müslümanlıktan nefret etmeleri mi? Belki üçü beşi saplantılıdır. Ama tüm kutsallardan üstün tuttuğu insana ve insanlığa "zararlı" diyerek İslam'ı ya da dinleri reddeden biri, "kurtarmak" istediklerinin ölümüne sevinir mi?

Belki de sadece kötülerdir

Aralarından bazılarının sosyal medyadaki hesaplarına baktım. Arkadaşları falan var. Kimi azcık tanıdığı birinin doğum gününü kutlayacak kadar nazik. Bir diğeri pazar gezmesinde kilisede çektiği seflie'nin hemen ardından "Şeker bayramımızı" tebrik etmiş. Bildiğiniz "dinler arası diyalog" insanları yani. Öteki, kediler için kapımızın önüne her gün bir tas su koymamızı kendine dert etmiş. Yoga resimlerini paylaşıp altına "herkes içindeki iyiliği bulsun" türünden mesajlar verenler de çoğunlukta. Bildiğiniz insana benziyorlar işte.
O halde ne? Ne yaşamış olabilir ki, aralarında engellilerin, çocukların ve yaşlıların olduğu 753 insanın birbirlerinin ayakları altında ezilerek can vermesi karşında "oh" çekebiliyorlar?
Evet, yeni değil ama bir şekilde delirmişler. Üstelik de hep birlikte... Çünkü bir iki değil, yüzlerce hatta binlerceler. Birbirlerinin katliam önerilerini, ölümlere düzdükleri methiyeleri, insanlık ayıplarını alkışlıyorlar, "like ediyorlar."

Usta deliler

Yukarıda anlattıklarımız, deliliklerinin farkında olmayan, dolayısıyla hallerini gizleme gereği bile duymayan basit organizmalar. Bir de bunların, tanınmış oldukları için deliliklerini daha dikkatli yaşamak zorunda olan ve nefretlerini daha politik kusanları var.
Ülkenin en büyük berber gazetesinde çalışan bir köşe yazarı 753 can için yaza yaza şunu yazabilmişti mesela: "Kutsal toprakları Orta Çağ zihniyetiyle yönetirsen..."
Yazarımızın burada "Orta çağ zihniyeti" ile, sözünü ettiği kavramın karakteristiği olan Hıristiyan skolastiğini kast etmediğini hepimiz biliyoruz. Klasik, İslam, Arap oradan da "AKAPE" yergisinin anokronik sefaleti işte.
7-8 Ekim'de yaptığı sokak çağrısı ile kurban eti dağıtan Yasin Börü gibi onlarca çocuğumuzun ölümüne neden olan eş siyasi ise mevzua direkt girmişti. Kazanın sorumluluğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın felaketin yaşandığı ülkenin kralına zamanında gönderdiği taziyede arıyordu.
Bu son kolektif delilik performansı, akşam saatlerinde huysuz huzursuz bir tiyatrocunun "Örümcek kafanın kanlı bayramı benden uzak dursun" dizelerinden oluşan isterik tiradıyla bitti gitti.
Ama kafamızdaki soru yerli yerinde. Tamam delirdiler de, neden sonra?
Cevap, Melih Cevdet'in Öğle Uykusundan Uyanırken'e gömdüğü şu cümlede olabilir mi?
"Sonradan deli olmuş birisi, çünkü deliliğin öncesi yoktur."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN