MELİH ALTINOK
MELİH ALTINOK

Organize işler bunlar

Kemal Kılıçdaroğlu'nun partisinin grup toplantılarını beddua ve küfür seansına çevirmesini yalnızca "terbiyesizliğe" ya da "duygusal patlamaya" bağlamanın hata olduğunu hatırlatıyorum sık sık. Zira kimse hatta Kemal Bey bile bu denli sistematik terbiyesizlik yapamaz.
Amaç, siyaset mekanizmasının asgari saygıya dayanan diyalog kanallarını kapatmak, yani demokrasinin müşterek zeminini ortadan kaldırmak. Evet, bir nevi, hayatın durdurulmasını hedefleyen terörün silahsız versiyonu.
Öyle ya kadın bakanlarına bile "kimin altına yatıyorsunuz" diye seslenen bir rakip parti lideriyle ilişki kurulmasını hangi taban içine sindirebilir.
Sonrasıysa malum. Siyasi temsilcileri konuşamayan halk sokakta kutuplaşır. Darbe mekaniğinin çarkları tıkırdamaya başlar. Dünyanın her yerinde olduğu gibi siyasetin işlevsiz kaldığı bahanesine sarılan ordu devreye girer.
'nin aşağı yukarı 65 yıllık demokrasi serüveninde defalarca olduğu gibi, ülke kalkınmaya ve demokratikleşmeye harcayacağı enerjisini heba eder. Koskoca bir halkın umutları başka bahara ertelenir.
Tabii ki bu bel altı terör ve kaos siyaseti içerideki medya provokasyonuyla da desteklenmelidir. Küfürbaz sözcüleri, cemaat pravdasına çevrilen cumhuriyetleri, isterik mizah dergileri, karanlık medya siteleri zaten bu iş için vardır. Ama kuşkusuz Ortadoğu'da hiçbir operasyon yerel dinamiklerin becerisine bırakılmaz. Uluslararası destek önemlidir.
Siyaseti felç etme operasyonunun, aslında demokrasiyi dağa kaldırmak için yapıldığı oksimoronuna sarılan yabancı basın "o halde" küfrün dozunu artırmalıdır değil mi?
Almanya ZDF televizyonunda vasat bir komik belirir ve 'nin siyasi tercihleri, inançları, yaşam tarzı kısacası ne kadar ortak değeri varsa hakaret eder.
Yetmez, İngiltere'de bir gazeteci 'nin 12. Cumhurbaşkanı'na hakaret yarışması düzenler. Ama ne kadar ağızlarını bozarlarsa bozsunlar, bu halkın ağız tadını bozamayacaklar.
"Duran adam" ya da "piyanist" gibi Mısır'dan Ukrayna'ya, Türkiye'den Brezilya'ya ihraç ettikleri taşıma modeller artık deşifre oldu.
Hepsinden önemlisi, ülkesinin, inancının siyasi tercihinin onuru olduğuna inananlar artık sesleri çıkartabileceklerini ve geleceklerine sahip çıkabileceklerini gördüler.
Siyaset kurumunun seviyesinin artmasının yanı sıra, değerleri aşağılanınca garip bir haz duyar hale getirilen seçmenin tedavisi için bu özgüvenin daha net sergilenmesi gerekiyor.

***

GEÇMİŞİN UMACILARI

Meclisteki dokunulmazlık önergesinin içeriği genişletildi. Sağlıklı bir sonuç alınabilecek mi bilemiyorum. Dün dokunulmazlık tartışmasının odağındaki isim, Selahattin Demirtaş da belki de bu muğlaklığın verdiği özgüvenle konuşuyordu.
"Tek arkadaşım kendi ayağıyla ifade vermeye gitmeyecek. Nasıl götüreceklerse kendileri bilir."
Evet, Demirtaş da, tıpkı meclisteki diğer partileri esir almaya çalışanların yaptığı gibi, geçmişim umacılarına sarılıyor. 1994 DEP'lilerin Meclis kapısından alındığı o görüntüleri hatırlatıyor.
PKK-HDP çevresi 90'lara çoktan döndü ama bu ülkede köprünün altından çok su aktı. Kimse telaşlanmasın, kompleks yapmasın, mahalle baskısına boyun eğmesin. Çünkü terörden canı yanan bu halkın tek istediği adil bir yargılama.

***

400

Hafta başında, Akdeniz'de boğularak feci şekilde can veren, çoğunluğunu çocukların oluşturduğu mülteci sayısı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN