Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ve Oktay Ekşi yeniden gazeteci olmuş...
Bir sitesi Ekşi'nin dönüşünü "basın özgürlüğünün olmamasına tepki vererek 36 yıl başyazarlık yaptığı Hürriyet'ten istifa etmişti" türünden sözlerle duyuruyordu dün.
Dünü unutturulanlar için nasıl da hap gibi basit bir cümle değil mi?
Ama öyle olmadı, anlatayım.
zaman siyasetçi zaman zaman gazeteci olan Ekşi, yine döndü.
1983'e kadar gazetecilik yapmıştı. Sonra parti kurma işlerine girdi. SODEP'te bir süre takıldıktan sonra tekrar gazetecilikte karar kıldı.
Ardından yine siyasete döneceğinin sinyallerini verdi.
Deniz Baykal'ın ardından devrildiği 2010 Kurultay'ında kürsüye yürüyen Kemal Kılıçdaroğlu'nu, dönemin Hürriyet yazarlarıyla birlikte masaya çıkarak alkışlayanlar arasında o da vardı.
Mecazen söylemiyorum, hatırlamışsınızdır, o masanın üzerindeki çoraplı ayakları gördüm! Hatta bu sahneyi o zamanki gazetemde yazmıştım ve yer yerinden oynamıştı.
Tufan Türenç o sahneyi "masaya çıktıysam çıktım ne olmuş" diyerek savunurken, Ekşi benim yalan söylediğimi iddia etmişti. Tabii ki bununla da yetinmemiş beni gazeteme de şikâyet etmişti "Basın Konseyi Başkanı." Ama kovdurmamıştı.
Bu olaydan kısa bir süre sonra Ekşi'nin Kılıçdaroğlu ile vekillik için görüştüğünü yazdım. Onu da reddetti beyefendi, "CHP'den adaylığı düşünmüyorum" dedi.
Ama bu kulisten bir süre sonra CHP'den milletvekili oldu. Hatta "en yaşlı üye" sıfatıyla Meclis'i bile açtı.
Mevzu budur.
Kılıçdaroğlu'nun siyasete girmesi üzerine aradığı ışığı gören "gazetecimiz" her şey kesinleşene kadar itiraf etmese de siyasete girmişti yine. Adayken ya da vekilken Hürriyet'in yazmasına müsaade etmeyeceğini bildiği için de tercihini yaptı, şık bir "çıkış" yaptı. O kadar.
Şimdi Oktay Bey diyecek ki "siyasete girmek suç mu?"
Niye suç olsun efendim, bilakis hak.
Fakat bir karar kılmak da şart. Gazeteci misin, siyasetçi mi?
Zira son seçimlerde aday gösterilmeyince yine döndüğümüz dükkândaki köşenizden halinize bakmadan atıp tutmaya başlayacağınıza şüphem yok.
"Bağımsızlık, tarafsızlık, basın meslek ilkeleri hatta konseyleri..."
Ne yapalım öyle olsun.
İşi yalnızca gazetecilik olan, fonlardan, derneklerden beslenmeyen, vekil maaşı almayan, danışmanlık yapmayan, hatta vekil adayı bile olmamış gazeteciler olarak "taraf" başımızı önümüze eğer "peki sayın vekilim" der geçeriz.

***

Bİ ÇEKOSLOVAKYALILAŞTIRAMADIK GİTTİ ŞUNLARI

Çekler bir süredir isimlerinden hoşnut değillerdi. Hatta Devlet Başkanları Milos Zeman bir süredir ülkesinden bahsederken çok da çaktırmadan İngilizce "Czechia" falan diyordu.
Sonunda ülkelerinin adını değiştirmişler. 'Çekistan' (Czechlands) gibi öneriler pek tutmayınca 'Çekya'da karar kılmışlar.
Birleşmiş Milletler falan her yere de yeni isimlerini bildirmişler hemen.
"Aman ha artık bize böyle hitap edeceksiniz!"
Ne garip değil mi, değiştirilen o "eski isim" uğruna dökülen kanları, kavgaları, savaşları, sürgünleri düşünüyor da insan.
Demek boşuna tekerleme olmamış, hakikaten zormuş bir halkı toptan "çekoslovakyalılaştırmak"; fırsatını bulunca hemen...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN