Kılıçdaroğlu Ankara'dan İstanbul'a doğru yürüyüşünü sürdürüyor.
Yol boyunca zaman zaman kendisine destek vermek için eşlik edenler de oluyor.
Birisi, 15 Temmuz gecesi köprüde halkın üzerine ateş açtığı ve kim bilir kaç kişiyi öldürdüğü, yaraladığı için şimdi içeride olan bir askerin yakını mesela...
Onun da, arkalarını Kandil'e dayadıklarını söyleyen ve şimdi hapiste olan HDP'liler için de yürüdüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu gibi "adaletten" anladığı teröristlerin salıverilmesi.
Peki, Türkiye üç beş kişiyi yanına alıp yol kapatana boyun eğecek, yargı kararlarını askıya alacak bir muz cumhuriyeti mi?
Elbette hayır. Ne devlet ne de halk bu tür zorbalıklara prim vermez.
Aşiret reislerinin, imtiyazlı siyasilerin karakol basıp nezarethaneden adam aldığı günler geride kaldı.
Onlar da biliyorlar. Zaten amaçları da içeriden çok dışarıya mesaj vermek. Fikir babalarının tarih boyunca denedikleri gibi, sandıkta alamadıklarını batı baskısıyla, hatta dış müdahaleyle elde etmek...
Çünkü seçimsiz, halka rağmen iktidarda olmaya alışmış bu kibirli kitle içerideki siyaset dışı en büyük müttefikini, orduyu kaybetti!
Dün, El Bab'da ve daha birçok kritik cephelerde savaşmış, Sur gibi pek çok terör bölgesinde görev yapmış bir subayımız aradı.
Son dönemlerde kışlalardan gelen gıda zehirlenmesiyle ilgili yazıma birkaç ek yaptıktan sonra.
"Bu arada biz de rahatsızız ama midemizden değil" dedi.
"Hayırdır?" diye sordum.
"Valla hiç hayır değil... Biz burada canımızı dişimize takmışız. PKK'sı, DEAŞ'ı bir yandan, casusu, ajanı, FETÖ'cü muhbiri bir yandan üzerimize yürüyor. Tek dayanağımız, geridekiler, ülkemiz, halkımız, devletimiz... Ülkenin ana muhalefet lideri ise bizim savaştığımız ne kadar odak varsa onlar için destek yürüyüşü yapıyor. Bölgede teröristlerin maşasını elinde tutan devletlere açıkça 'sizinleyiz' diye göz kırpıyor. Ne istiyor? Gelin bize müdahale edin mi diyor? Operasyona çıkan askerlerimizin ne hissettiklerini siz düşünün artık. Böyle solculuk, böyle vatanseverlik, böyle Atatürkçülük, böyle CHP'lilik olur mu?"
Evet, halen cephede olan subayımızın arkadaşlarının da ortak hissiyatı olduğunu söylediği düşünceleri bunlar...
Bir zamanlar kışladaki askerin fısıltılarını bile çarpıtıp manşetlerine taşıyanlara tavsiyem asıl şimdi o yurtsever, Atatürkçü askerlere kulak versinler.
Eminim ki, Kılıçdaroğlu'nun kılavuzluğunda çıktıkları yolda gördükleri rüyalardan uyanacaklar.
Zira ömür boyu gözü kapalı aradıkları o darbeci askere ulaşılamıyor artık!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN