Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın uluslararası arenadaki performansı komplekslerinden arınmış her yurttaşın göğsünü kabartacak cinsten.
Çünkü Erdoğan'ın, ABD, ve Çin gibi dünya devlerinin liderleriyle kurduğu, diplomasinin sınırlarını aşan ilişki modelinin olumlu sonuçları ortada.
Artık, ABD'ye rağmen Rusya'dan S-400'leri alıp hava savunmasını çeşitlendirmeye cüret eden bir Türkiye var.
Avrupalı sömürgecilerin tehditlerine rağmen, petrol ve doğalgazdan payını almak için kendi yaptığı sondaj gemilerini kararlılıkla 'e indiriyor.
Başbakanlarımızın ültimatomlara verecek cevabı olmadığı için ABD Başkanlarının telefonlarına çıkamadığı günlerden... Türkiye Cumhurbaşkanının Beyaz Saray'ı arayıp "Fırat'ın doğusuna operasyon yapacağız askerlerinizi çekin dediği ve daha önemlisi çektirdiği zamanlara geldik.
Yaşadığı ülkeye karşı sorumluluklarını Erdoğan nefretine kurban etmeyen birinin bu gelişmeleri takdir etmemesi mümkün mü?

***

Değil!
Bu yüzden de Türkiye'nin hanesine yazan artılara neresinden kulp takacaklarını şaşırdılar.
En çok başvurdukları taktikse, Erdoğan'ın ilişki içinde adımlar attığı liderlere küreselcilerin argümanlarıyla saldırmak, onları itibarsızlaştırmaya çalışmak.
Mahallesine muhtar seçilmeyi beceremeyecek adamlar, zekâsını yerleşik medyaya ve müesses nizama rağmen dünya devi ABD'ye başkan seçilerek gösteren adama "idiyot" diyorlar.
Trump'ın, Erdoğan'ın telefonu üzerine askerlerine geri çekilme emri verdiği pazartesi gününün gecesinde yaşananları hatırlayın.
Trump'ın, kendisine "Erdoğan ve Putin gibi otoriterlerle iş tutup Kürtleri sattın" diyen cephesine ve iç politikaya yönelik denge tweetlerini elden ele gezdiriyorlardı.
Ne var ki, Trump'in dün attığı şu tweetleri karşısında bir bahane bulamadıkları için suskunluğa gömüldüler:
"Birçokları Türkiye'nin ABD'nin büyük bir ticari ortağı olduğunu unutuyor. Türkiye, F-35'lerin çelik gövdesini yapıyor. Aynı zamanda İdlib'de çok sayıda hayatın kurtarılmasında bana yardım ettiler" "Aynı zamanda hatırlayın, daha da önemlisi Türkiye, 'nun itibarı olan önemli bir üyesi. O (Erdoğan) 13 Kasım'da konuğum olarak ABD'ye geliyor!"

***

Trump'ın seçimleri kazanacağını yazan bir gazeteci olarak göreve başladığı ilk günden beri aynı şeyi söylüyorum.
Hatta bugünkü yazının başlığı da 13 Ağustos 2016'da yine bu köşede yayımlanan makaleme ait.
Trump günün sonunda bilançoya bakan bir iş adamı olarak, Hillary Clinton gibi Türkiye'ye ideolojik pencereden bakan alternatifleri düşünülünce Türkiye için bir şans.
Dolayısıyla seçilmesi ve ABD'nin iç tartışmalarına odaklanması sayesinde Türkiye vakit kazandı... 15 Temmuz'un yaralarını sardı, savunma sanayisini güçlendirdi. Hatta Suriye, Irak ve Akdeniz'deki hamleleriyle küresel politikada iddialı bir aktör olduğunu gösterdi.
Aksini düşünün. Trump yerine üç yıl önce, ABD başkanını terör örgütü PKKYPG'ye destek olmadığı için yeminine ihanetle suçlayan Bayan Hillary kazansaydı bugün Türkiye için her şey daha zor olmaz mıydı?
Bu arada, Akit'te sözünü ettiğim yazımdan ötürü bana yıllardır "Amerikancı" diyen bir yobaz vardı.
Baktım hâlâ Hillary Clinton'un çizgisinde...
Ne ilginç değil mi?
Hillaryci bir İslamcı!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN