Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bir yılda izolasyon tedbirlerini büyük oranda içselleştirdik.
Maske zorunluluğu kalktı deseniz bile, insanlar açık havada maske takmaya devam edecek kadar "ikna" olmuş haldeler.
Sarılma, öpüşme, kucaklaşma zaten lüks de el bile sıkışmıyoruz artık.
Çocuklar, gençler bile birbirlerine sokulmuyorlar.
Sırada, bakkalda, markette, kaldırımda, işyerlerimizde insanlar birbirine daha mesafeli...
İttirmeler, kaktırmalar, omuzlamalar, ayağa basmalar azaldı...
Haberlerde dikkat ediyorum... Normalde siyasilerin arkalarından koştururken birbirini ezen o güruhlar bile aralarındaki fiziki mesafeyi 5-10 santime kadar çıkarmışlar.

Bir yıldır kolonya elimizden düşmüyor. Herkes temizliğine daha çok dikkat ediyor.
Açık havada hapşırmak, tıksırmak, öksürmek tam olmasa cinayete yarım teşebbüsle eşdeğer.
Evlere ayakkabıya girmek şöyle dursun, pabuçlar sokakta çıkartılıyor.
Millet misafiri, üyesi elli üç ülkeden on altısının kraliçesi, Topluluk Başkanı ve Kraliçe II. Elizabeth gibi, teker teker huzura kabul ediyor.
83 milyonluk ülkede 1000'in altına düşen hasta sayımızla tarihi bir rekor kırıyoruz.
Pandemi yokken bile bu mevsimde hasta sayımız bunun katbekat üstündeydi.
Aşılar da geldi. İsteyen olup içini rahatlatabilecek. İlk günden aşı olanların sayısı da 600 bini aştı.
Şimdi, bir yıldır karamsarlaşan, korkutulan, daracık evlere çoluk çocuk kapatılan insanları biraz daha rahat bırakmanın tam zamanıdır.
Arkadaşlığı unutan çocukların okulları açılmalı... İnsanların maskeyle de olsa yüz yüze iki çift laf edeceği lokantalar, kafeler de... Vatandaşın işine, meşguliyetine dönmesine izin verilmeli. Pandemide adeta esir ettiğimiz 65 yaş üstü yeniden "hayata döndürülmeli".
Hepimizin bu moral molasına ihtiyacı var.

***

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz


BUNUN AŞISI VAR MI Kİ?

Aşı aşı diye tutturacaksın.
İki üç gün gecikince "Aşılar nerede" diye tepineceksin. "Yoksa geldi de Saray'da yandaşlara mı yapılıyor" diye kılçık atacaksın...
Gelince "Önce devletin başı olsun da görelim" diyeceksin...
kameraların karşısına geçip aşısını olunca ise "Önce sağlık çalışanları aşılanacaktı. Beyefendinin ayrıcalığı ne" diye söyleneceksin.
Acaba mutasyona uğramış bu insan türünün derdine derman olacak bir aşı var mı?

***


YENİ MİSAK-I MİLLİ SİBER VATAN...

Twitter ve diğer sosyal medya yakın zamana kadar, gençlerin aylaklık edip vakit öldürdüğü, bu yüzden ciddiye alınmayacak platformlar olarak değerlendiriliyordu.
Bu platformların, kışa dönen Arap Bahar'larındaki rolü anlaşıldıkça, kazın ayağının öyle olmadığına dair şüphelerimiz arttı.
Pandemi ve özellikle ABD seçim süreçlerinde net olarak anladık ki, bu mecralar çoktan ulusların kaderini etkileyebilecek bir manipülasyon gücüne dönüşmüşler.
Artık bu tehdit karşısında hiçbir devletin kafasını toprağa gömme lüksü yok.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da dün, bu sanal alanın da tıpkı "mavi vatan" gibi, Türkiye'nin egemenlik mücadelesi verdiği cephelerden olduğunu söyledi.
"Siber vatan" kavramını telaffuz etti.
100 yıl öncesinde ortak umudumuz olan Misak-ı Milli sınırları genişliyor...
Uzay vatan, mavi vatan derken siber vatan da sınırlarımıza dahil oluyor.

***


HEH ŞÖYLE WHATSAPP!

Milyonlarca kullanıcısını huylandırıp, Telegram ve BİP gibi rakiplerine kaptıran WhatsApp çırpınıyor.
Tüm dünyada gazetelere ilan veriyor, mesaj atıyor.
Dün de Türkiye'deki kullanıcılarının uygulama ekranlarında özel bir duyuru yayınladı:
"Gizliliğinizi korumaya kararlıyız. Kişisel sohbetleriniz uçtan uca şifreli oldukları için WhatsApp bunları okuyamaz ve dinleyemez. WhatsApp paylaştığınız konumu göremez. WhatsApp kişilerinizi Facebook ile paylaşmaz."
Daha durun...
ABD Başkanı'nı "kamu güvenliği" diyerek sansürleyen Twitter'ın, Facebook'un vs. hisseleri erimeye devam ettikçe daha çok köşeye sıkışacaklar ve şeffaflaşmak zorunda kalacaklar. El mecbur, tüketicilere daha çok güvenlik taahhüdünde bulunacaklar.
Bu arada hayatlarının takipçisini kazanan Telegram gibi alternatif mecraların üzerinden de şeffaflık talebimizi eksik etmemeliyiz.
Zira kendilerine WhatsApp'tan daha fazla güvenmemiz için ortada hiçbir neden yok.

***

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA