Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

Bilime Aykırı Derken?

Bursa Tabip Odası uyarıyor:
"Bursa'da bulunan ve pandemi ile ilgili bilime aykırı açıklamalar yapan, sosyal medyada paylaşan doktorların durumu incelenmekte ve gerektiğinde haklarında soruşturma açılmaktadır. Kamuoyuna duyurulur."
Tabip Odası "Bilim'e aykırı" derken "bağzı doktorların" ne yaptığına şahit olmuştur dersiniz?
"Anlayana" tadındaki bildiride bu sorumuza cevap bulabileceğimiz herhangi bir açıklama yok.
Başıma geldiği için, söylüyorum... Acaba "açık havada maske takmak işe yarıyor mu" diye soran vatandaşa "elimize düşmeyin" diye tehditler savuran "hekimlerden" mi bahsediyorlar?

Ya da ekranlarda "tıpla korkutup" reklamlarda el dezenfektanı pazarlayan doktorları mı uyarıyorlar?
Yoksa, sabah akşam "öleceksiniz" diye korkuttukları hastalarını cahil diye aşağılayan Hipokrat yeminliler mi kastettikleri?
Elbette değil...
Hekim diye bildiklerimizin kurdukları engizisyonda aforozla tehdit ettikleri, bildiğimiz hekimlerden başkası değil...
Hastalarını ölümle korkutmayan, insanları paniğe sevk etmeyen, tedaviyle birlikte umut da veren, ilaç, ameliyat, müdahale dışında koruyucu hekimlik tavsiyelerinde bulunan doktorlarımız...
DSÖ'nün TIP biliminin üzerinde Demokles'in Kılıcı gibi sallandığı bu günlerde, ilaç tekellerinin değil hakikatin ve halkın yanında duran dostlarımız.
Kendilerine minnettarız. Keşke sesleri daha çok çıksa.

***


MUHBİR VATANDAŞ SALGINI
Vatandaşın biri Twitter'dan yakınıyor...
"Biz de evde kös kös otururken dışarıda top oynayan çocukları ve ailelerini polise şikâyet ettik ama gelen giden olmadı. Çok üzülüyorum..."
Pandemi gelip geçer...

Bundan sonra böyle hapis hayatı yaşayacak değiliz ya...
Ama sokakta top oynayan çocukları, komşusunu polise ihbar edip bunu da övünülecek bir davranışmış gibi ilan edenler düzelirler mi bilmiyorum.
Pandeminin yan etkilerinden olduğunu düşündüğüm bu kolektif delilik salgınını ciddiye almanın zamanı gelmedi mi?

***


PAYLAŞILAMAYAN FETÖ TABANI
Meral Akşener 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili "Ne kadar gariban varsa içeride" demiş.
Akşener'in 15 Temmuz öncesi, iktidara gelirlerse "cemaatçi polis şeflerini" serbest bırakacağına dair seçim vaatleri hafızalarımızda. "Hoca Efendi" diye andığı Fetullah Gülen'e bağlılığını bildirdiği videoları da youtube'dan izliyoruz.
Yalnızca onun değil elbette...
Partisinin kurucularının, milletvekillerinin darbe gecesi attıkları "direnmeyin" twitleri sık sık haber oluyor.
Bugün Atatürkçü milliyetçi pozları kesen "kurmaylarının" yargı FETÖ'nün paravanları ve medyasına soruşturma açtığında şakirtlere gibi direnişe geçtikleri de hepimizin malumu.

Hadi bunlar eskide kaldı diyelim.
Peki bugün çıkıp, memlekette onca mağduriyet varken hala FETÖ tabanına göz kırpmanın izahı nedir?
Oy için mi Meral Hanım?
Bu kitleyi CHP'ye, Deva Partisi'ne ya da Davutoğlu'na kaptırmamak için mi?
Siyasi bir refleksle mi yani?
İyi de ne kadarlık bir seçmen potansiyelinden bahsediyoruz?
Bu memlekette FETÖ mağduriyetinden bahsedilince desteği alınacak seçmenin oranı nedir?
Anketler, sağcısından solcusuna FETÖ karşıtlığında hemfikir olan çoğunluğun yanında, mağdur FETÖ'cülerin lafı bile olmayacağını gösteriyor.
Her şey oy değil diyorsanız, bir siyasetçi olarak rakipleriniz karşısında oy kaygısı taşımama konforunu size sağlayan motivasyonu kamuoyuyla paylaşmanız gerekmez mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA