Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İBB'nin 30 Ağustos törenlerinde sahnelediği vals gösterisi tartışılıyor.
Bir kesim "Kültürümüzde vals mi var, milli bayramda bu neyin kompleksi" diyerek eleştiriyor.
Diğerleriyse "İşte Türkiye'nin aydınlık yüzü" diye alkış tutuyor... Hatta zaman zaman Taliban'la eşdeğer tutacak kadar uçtukları Osmanlı'dan örnekler bile veriyorlar...
"Sultan Abdülaziz vals bestelemedi mi?" diye soruyorlar.
Bence sorun tercih edilen müziğin türü değil, zamanlaması.
Kutladığımız askeri bir zafer.
Yer, savaş meydanı...
Kan revan...

Dişe diş, kana kan mücadele...
18 Mart gibi...
Haliyle bu ruhta ve atmosferde Cumhuriyet devriminin başlıca sembolik göstergeleri arasında sayılan vals eğreti duruyor.
Kaldı ki Büyük Taarruz, Anadolu'nun düşman işgalinden kurtarılışı için topyekûn bir seferberlik hali...
İmparatorluktan cumhuriyete geçmek için "modernizm talebiyle" hareket eden devrimcilerin kalkışması değil.
Bu, daha sonranın gündemi, tartışması.
Dolayısıyla, 29 Ekim baloları için vals belki de...
Hücum borusunun öttüğü, bir halkın, Başkumandan'ının liderliğinde işgalcilerin üzerine ölümüne yürüdüğü günün anmasına bence yakışan, sahne gerisinde tutulan zeybeklerin dizlerini yere vurmasıdır.
O da vardı demeyin...
İçine kısırdan Amerikan salatasına kadar 77 çeşit ürünün konduğu Ankara kumpiri mi bu?
7 düvele karşı verilen Türk Kurtuluş Savaşı'ndan bahsediyoruz.

***


FERHANGİ ŞEYLER...
Dün kaybettiğimiz Ferhan Şensoy benim için Türk tiyatrosunun en önemli yazarlarından biriydi.
Çocukluğumun, gençliğimin gözde ismiydi. Oyun metinleri de dahil kitaplarını kaçırmazdım. Oyunlarından tiratları ezberler, espri diye kızlara satardım.

Hatta tiyatro yazarlığına merak sarmamda da etkisi büyüktü.
Ne var ki zaman içinde radarımdan çıktı Şensoy.
Bu durumda, bir ara gündelik politikanın sığ düzlemine dahil olması etkili oldu sanırım.
O ara ne kaçırdım, kaçırdık bilmiyorum?
Ama Ferhan Şensoy aklımda hep nevi şahsına münhasır, renkli, esprili, cesur, işini çok ciddiye alan bir sanatçı olarak kalacak.
Yakınlarına, sevenlerine başsağlığı dilerim.

***


İNSANLAR VETERİNERE Mİ GİDECEK?
Anayasa'ya aykırı olarak çalışanlarına aşı olma şartı getiren, olmayanı işten atacağını söyleyen özel işletmeleri eleştiriyorum...
Öğrencilere aşı ve haftada iki PCR şartı getiren üniversitelere demediğimi bırakmıyorum.
Ama bu kadarı için ne söyleyeceğimi gerçekten bilemiyorum.
Zira sonunda bu kervana bir hastane de katılmış.

Yanlış duymadınız!

Başkent Üniversitesi Alanya Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nden yapılan açıklamada deniyor ki:
"Kovid-19 aşısını olmayan vatandaşlarımız ilerleyen süreçte (acil haller dışında) hastanemize kabul edilmeyecektir."
Lütfen "Yalan, iftira, bir çalışanımızın densizliği" falan deyin.
"Hastane hasta seçer mi, olur mu öyle şey" diye hatırlatın bize.
İnanın bu kadarı bize bile çok fazla.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA