Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Koç Holding bünyesinde çalışanlardan şikâyetler alıyorum.
Şirkette aşı olmayanlardan iki günde bir PCR testi sonucu isteniyormuş.
Üstelik zorunlu tutulan testi yaptırmak için izin istemek de yasakmış. Bu iş mesai saatleri dışında halledilmeliymiş.
Çalışanlar, işverenin bu dayatmayla işçinin parasını ödemediği saatlerini gasp ettiğini söylüyorlar. Ayrıca, mesai saati dışında test yaptırmak için çoğu zaman özel hastanelere gitmek zorunda kaldıklarını, bunun da bütçelerini sarstığını anlatıyorlar. Semptomsuz, sağlıklı insanları iki günde bir hastanelere yollamanın, virüs kapma riskini artırdığını da ekliyorlar.
Dahası Koç Holding'in "aşısız" tanımı da keyfi.
Şöyle ki, şirket iki doz aşısını olmuş ancak henüz üçüncüyü vurdurmamış çalışanları da "aşsız" kabul edip bu kişilerden de iki günde bir PCR testi vermelerini istiyormuş.

İşçiler de Sağlık Bakanlığı'nın 184 No'lu telefonunu arayarak "İki doz aşısını olanları aşısız mı kabul ediyorsunuz?" diye sormuşlar...
Tabii ki bakanlık yetkililerinden net şekilde "hayır" cevabını almışlar.
Çünkü uygulamanın yasal dayanağı yok...
Anayasamızda bireyin bedensel bütünlüğünü koruma hakkı garanti altında. Kimseye bir aşıyı, ilacı, tedaviyi dayatamazsınız. Vatandaşın çalışma, eğitim, seyahat gibi temel haklarını "şantaj" malzemesi haline getiremezsiniz. Angarya yasaktır.
Evet, düpedüz bir mobbingle karşı karşıyayız.
Artık, işçi çıkarmak için bahane mi arıyorlar bilmiyorum... Ama Koç yöneticilerinin bu kadar "rahat" davranmalarının sebebi ortada.
Nasıl olsa memlekette muhalif gazetecilerin, sendikaların solculuğu, işçi hakkı savunuculuğu, CHP belediyeciliğinin ve İstanbul sermayesinin başladığı yerde bitiyor...
Pandemi de bütün ilkelerini çöpe atmak için bahaneleri oldu.
Güçleri ancak, yanında üç beş işçi çalıştıran esnafa, KOBİ'lere yetiyor. Düdüklerinin parasını veren, kitaplarını bastıran holdinglere mi kafa tutacaklar?
Neyse...
İşin bilimsel yanına gelince...
Aşının hasta olmayı engellemediği, dahası aşılıların da virüsü bulaştırdığı aşı üreticisi firmaların bile inkâr edemediği bilimsel bir gerçek.
PCR testi ise mucidinin de pandemilerde sağlıklı çalışmaz dediği bir yöntem.
Koç yöneticileri bana inanmıyorlarsa full mRNA'cı patronları Rahmi Koç'a sorsunlar...
Hatırladığım kadarıyla onca aşıya rağmen iki kez koronaya yakalanan Rahmi Bey virüsü ilk kez, konuklardan PCR testi istenen bir yemekte kapmıştı.

***


KEMAL BEY BARİ HAREKETİN HAKKINI VERSEYDİNİZ!
Kemal Kılıçdaroğlu'nun TBMM Genel Kurulu'nda kürsüden çektiği el hareketinin yankısı hâlâ devam ediyor.
Ne var ki izlediğim kadarıyla Kılıçdaroğlu o malum hareketi tam olarak becerememiş.
Ya heyecan yaptı ya da harekete başladıktan sonra, "Ulen ben ne yapıyorum Meclis kürsüsünde. 80'ime merdiven dayamış adamım" diye düşünüp "tekledi".

Neyse sıkmasın canını.
Evde ayna karşısında birkaç kez denerse, ses bile çıkartacak seviyeye gelebilir.
Hem beden dilinden iyi anladığı anlaşılan bir adamı var yanıbaşında, onunla çalışabilir arada...
Kim olacak...
"Genel Başkanımız elini elinin sırtına vurmuştur. Sırtına yük bindirmek anlamındaki vücut dilidir" diye savunma yapan Özgür Özel'den bahsediyorum tabii ki.
Nüansları atlamayan şu muazzam sınıflandırmaya, folklorik gözlem hassasiyetine, derinliğe bakar mısınız?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA