Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kürt sorununun çözümüne odaklı demokratik açılım süreci, fırtınalı tartışma ortamında kontrollü adımlarla ilerliyor. Ekim ayında açıklanacak ilk paketin daha çok kültürel özgürlüklere endeksli, kısa vadeli önlemleri içermesi bekleniyor. Arzu edilen, anayasa değişikliğini de içeren kapsamlı reformların gündeme getirilmesi ise de reel politik buna cevaz vermiyor.
Ankara'daki tasarım ne kadar mükemmel olursa olsun başarı şansı, geliştirilecek Türkiye Modeli'nin ülke ve bölge düzeyinde sahiplenilmesine ve dahi kamu yöneticilerinin becerisine bağlı. Örneğin, Kürtçe şarkı sendromu. Valilerde, garnizon komutanlarında, kaymakamlarda devam edecek mi etmeyecek mi? Zira farklı illerden yansıyan örnek olaylar, mülki idare amirlerinin kafasının hâlâ karışık olduğunu gösteriyor. Oysa merkezi hükümet, giderek devlet projesine dönüşen çözüm reçetesinde Kürtçe'ye ilişkin zihni bariyeri çoktan aşmış durumda. O halde, idari tarzda yeknesaklık sağlanması önemli. Yoksa, anlamsız polemikler birbirini izlediğinde, zikzaklar yaşandığında gelgitlerin şiddeti de artacaktır.

***

Geçenlerde Hakkâri Valisi Muammer Türker, Ankara'da idi. Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü'nde de görev yaptığı için terör, terörle mücadele, yerel özellikler, psikolojik faktörler konusunda deneyimli bir isim. Şimdi anlatacağım olayı kendisinden dinlemedim ama güvenilir kaynaklardan dost ortamında duydum. Türker, Hakkâri'ye gittiği andan itibaren halkla ilişkilere ağırlık verir. Vali, garnizon komutanı, devlet erkânı düzenlenen bir geceye katılırlar. Diyelim ki korucuların gecesine. İlerleyen saatlerde, Kürtçe şarkı söyleme talebi gelir. Daha doğrusu izin istenir. Garnizon komutanı bu talebe sıcak bakamaz. Aktarılanlara göre Vali, "Genelkurmay'dan yazılı bir emir mi var?" diye sorar. Komutan, "Hayır ama..." der. Anlaşılan, malum kaygıları paylaşır. Bu kritik anda kamu yöneticisi basireti devreye girer. Vali, komutanın durumunu da gözeterek, onu da sıkıntıya sokmadan akıllıca bir çözüm bulur. Öyle bir çözüm ki hem devleti hem de Kürt kökenli vatandaşları rahatlatır. Vali Türker, Kürtçe şarkı isteğinde bulunur ve adet olduğu şekli ile iletir. Talep, ilin en üst yöneticisinden gelince ne askeri yetkililer incinir ne de yöredekiler.

***

Terör sorununu çözme ve kardeşlik projesini pekiştirme iradesi esasen Doğu ve Güneydoğu'da her yönüyle "sivilleşme operasyonu"na dönüşmek zorunda. Bölge insanı olağanüstü yönetim yöntemleri ve güvenlik zafiyeti nedeni ile yıllardır devletin sivil-demokratik yüzünü hiç göremedi. Kuşkusuz, terör örgütünün öğretmenleri, mühendisleri hedef alması, baskı, sindirme politikası izlemesi de geri kalmışlık sosyolojisinde hatırı sayılır yer tuttu. Gel gör ki Kürt vatandaşlar devlet denildiğinde jandarma komutanı veya emniyet müdüründen ibaret sandı. Vilayetteki, ilçedeki öğretmen de maliye memuru da çoğu zaman asker, polis eşi olarak geldi. Kısa süre kalıp ayrıldı. Çocuklar, 5 yıl aynı öğretmenin yüzünü göremedi.
Mahalli memurlar ise kifayetsizdi. İlk tayin olarak bölge illerine atananlar da fırsatını bulup batıya dönmenin yolunu aradı. Anneler, babalar, eşler, çocuklar yüreği ağzında sevdiklerinin adeta ölüm hattından sağ dönmesini bekledi.

***


Sözün özü... Kan ve göz yaşı ile beslenen 25 yılın ardından huzuru ve refahı baz alan çok aşamalı, uzun ince bir yolda ilerliyoruz. Tarihe ve tarih yapanlara tanıklık ediyoruz. Muhalefetin, -beğenelim beğenmeyelim- sergilediği tavır sayesinde, olması gerekeni ve çözüm çerçevesini daha iyi anlıyoruz. Artık karanlık dönem kapanıyor, kararlılık dönemi açılıyor.




***

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN