Türkiye'nin en iyi haber sitesi

OKAN MÜDERRİSOĞLU

Enkaz siyaseti!

Şimdi, OSTİM'de patlama oldu, İvedik'te canlar yandı ya, bir gürültüdür gidiyor. Düne kadar üstü başı yağ, pas içindeki garibanlara bakmayanlar demeç için sıraya girdi bile. Ne kayıtdışılık kaldı ne de ruhsat. Hayatında organize sanayi bölgesi görmeyenler, masa başı yorumlara hız verdi. Olmadı, iki satır yazılı açıklama ile hükümeti suçlama yarışına girdi. Ve bu isimler, 4 ay sonra halkın karşısına çıkıp oy isteyecekler. Muhtemelen bir hafta dolmadan, OSTİM'i de İvedik'i de hatırlamayacaklar. Belki içlerinden biri, VIP uçuş için Esenboğa Havalimanı'na giderken, OSTİM veya İvedik levhasına şöyle bir bakacak...
Garibanizmden siyasi rant derlemeye çabalayanların kaçı, genel merkezlerine 8, Meclis'e 10 kilometre mesafedeki o atölyelere uğradı acaba? Kaçı, bir cumartesi gününü brunch'a ayırmak yerine, "Selamünaleyküm" diyerek, rastgele dükkânları dolaşıp, o insanları dinlemeyi denedi?

***

Türkiye siyaseti, toplumu derinden sarsan olaylarda ve ihmaller zincirinde gerçek anlamda test ediliyor. Anlık tepki veren, kolaycı siyaset aslında böyle durumlarda iflas ediyor. O anlayış, zaten yabancı olduğu tablo ile ya yüzleşmeye çekiniyor ya da zoraki enkaz ziyaretiyle görevini tamamlayıp kendi küçük dünyasına dönüyor. Sonra, sadece iktidarın eylem ve söylemlerini haftalık grup toplantılarıyla eleştirip, seçimden seçime hazırladığı beyanname ile mucize bekliyor. İş, mucizelere kalınca, siyaset sahnesinde denge bir türlü kurulamıyor. Alternatif olma ümidi veremeyenlerin yerini, alternatif güçlerin milli iradeyi zorlayan toplum mühendisliği projeleri dolduruyor.
***

OSTİM ve İvedik için söylenecek çok şey var. Hükümet, muhalefet, bürokrasi ve sivil toplum cephesinden...
Organize Sanayi Bölgesi özelliği taşımayan bitişik nizam yapılarda riskli üretime siyaseten prim verilmesi bir mesele...
İş dünyası örgütlerinin, koordine olamaması ve birinin reddettiği başvuruya diğerinin aidat alma hırsıyla evet demesi bir başka mesele...
Sanayi olarak adlandırılan yerlerin, fiziki ve insani şartlarını eğitici denetime tabi tutmak yerine, arada bir yıkım müteahhidi tarzıyla teftiş etmek bir başka mesele...
Kayıtdışılığın bilinmesi ama devletin değişik kurumlarının, mevzuat hazretlerinin arkasına saklanıp, körsağır rolü oynaması bir başka mesele.
Akaryakıttaki yüksek vergiler nedeniyle haksız kazanç ihtirasına kapılan işletmelerin merdiven altı oyunlarına duyarsız kalınması bir başka mesele...
Standardizasyon, akreditasyon adına devasa kurumlar yaratıp, piyasa gerçeklerinden kopuk yönetim uygulamaları sergilenmesi bir başka mesele...
Sanayi bölgelerini, üretime gönül verenlerden ziyade, politik beklentisi olanların temsil etmesi yine bir mesele...
Organize sanayiin imalat ve istihdam profili ile ilgili bilimsel çalışmaya yeterince konu edilmemesi ve bunu zul gören üniversitelerin varlığı bir o kadar mesele...
***

OSTİM ve İvedik'te patlayan Türkiye'nin eskiyen yönetim modelidir. Bugünkü merkeziyetçi devlet yönetimini, ilelebet sürdürmek mümkün değildir. Artık yetkilerini yerele devreden, düzenleyici denetleyici fonksiyonunu eksiksiz yerine getiren devlet ihtiyacından söz ediyoruz. Korkulara teslim olarak devletin halk nezdindeki itibarının erozyona uğradığını daha ne kadar görmezden gelebiliriz? Daraltılmış bölge esasıyla milletvekilini seçebilen, valisini kendisi belirleyen Türkiye, iddia edildiği gibi çözülme sürecine mi girer, yoksa her şeyi Ankara'dan planlayan, asli görevini yapamayıp "yapar gibi görünen" devletin omurgası mı çatırdar? Halihazırda, sandığın gücünü kullanıp, değişimi temsil eden siyasi aktörler sayesinde geçici olarak soluklanan Türkiye, er ya da geç taban dinamikleriyle yönetim biçimini de gözden geçirecektir!

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.