Geçtiğimiz hafta söz vermiş, üç konuya değineceğimi söylemiştim.
1- Maliye'de mağdur edilen memurlar,
2- Orta Vadeli Plan'ın stratejik yanı,
3- Tüpraş'taki inceleme.
Şimdi sırasıyla gidelim...
Birinci konu...
Nihayet seslerini bir duyan, makul itirazlarını dinleyen makam çıktı. Meclis Dilekçe Komisyonu, "Milli Emlak ve Muhasebe Denetmenleri"nin görülmeyen, duyulmayan yakınmalarına hak verdi. Tabii Komisyon, sadece tavsiye kararı alabiliyor. Ama Parlamento'da grubu bulunan tüm partilerinden vekillerin oy birliği ile tespitte bulunması önemli.
İşin özü aslında basit...
Devletimiz yaklaşık iki yıl önce, "gelir" bölümünü yeniden yapılandırdı ve bu sırada gözettiği hassasiyeti "gider" bölümünde veya "devlet malları" gözetiminde çalışan personelden esirgedi. Bunun üzerine Meclis dedi ki:
"646 sayılı KHK ile Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları ve Gelirler Kontrolörleri, Vergi Denetmenleri ile birleştirilerek "Vergi Müfettişi" unvanı altında farklı bir statüye kavuşturuldu. Özlük hakları, sorumluluk ve statü bakımından Vergi Denetmenleri ile neredeyse eşit konumda olan Milli Emlak ve Muhasebe Denetmenleri mağdur edildi. Vergi Denetmenleri'nin, vergi işi ile ilgilenen diğer birimlerle birleştirilerek standardizasyon sağlanması örneğinde olduğu gibi, Milli Emlak ve Muhasebe Denetmenleri için de benzeri çözüm bulunabilir."
Gelişmiş ülkelerde 2008 krizi sonrası başvurulan parasal genişleme politikaları önümüzdeki dönemde büyük ölçüde değişebilir.
Yeni küresel ekonomik konjonktür, Türkiye gibi iç tasarruf oranları düşük ülkelerin büyümelerini finanse edebilmek için gerekli kaynağa erişimlerini zorlaştırabilir.
1990'larda yüzde 23 civarında olan iç tasarruf oranımız, ilerleyen yıllarda düşmeye başlamış, alınan tüm tedbirlere rağmen ancak yüzde 15'e yükselebilmiştir. Düşük tasarruf oranı, sürdürülebilir bir büyüme performansı yakalamamızın önündeki en önemli engellerdendir.