Bir yanda G 20 Dönem Başkanlığı yapan Türkiye diğer yanda yeniden şiddetli terörle mücadele eden Türkiye. Yaşadıklarımızın çok yönlü "güncellenmiş kaos planı" olduğuna artık kuşku yok. Plan 4 aşamalı aslında. 1- Önce siyasi istikrar bozulacak. 2- Ardından güvenlik ortamı sabote edilecek. 3- İlerleyen aşamada ekonomiye duyulan güven sarsılacak. 4- Son aşamada ise toplumun sinir uçlarına dokunularak kitlesel hareketlenme tetiklenecek.
Halen ilk iki aşamayı yaşadığımız görülüyor. Psikolojik harekâtı da içeren, sosyal medya operasyonlarıyla desteklenen bu sürecin yönetimi "akıl, sabır, kararlılık ve sağduyu" gerektiriyor.

***

Eğer olağan şartlarda olsaydık G 20 kapsamında Türkiye'nin, "KOBİ'ler, kadın istihdamı, göçmen sorunu" konusundaki katkılarından, G 20'nin yıllık hedeflerine ulaşma performansının sorgulanması yolunda Ankara'nın netice veren çabalarından söz edebilirdik. Aynı şekilde, 2014 sonbaharında açıklanan ancak siyasi gündem nedeniyle ertelenen 25 öncelikli dönüşüm programının öneminden, kredi derecelendirme kuruluşlarındaki ciddi karşılığından, yılsonuna kadar Türkiye'ye açtığı fırsat penceresinden de bahsedebilirdik. Bir yıla 3 seçim sığdıran ekonominin dayanıklılık testinden geçtiğinden ama bağışıklık sisteminin zayıfladığından da dem vurabilirdik. Lakin 1 Kasım seçimlerine kadar öncelikler farklı.
***

Buna göre,
1- AK Parti'nin 12 Eylül Kongresi; kadro yapısı, söylemi ve gelecek tasavvuru ile genel seçimlerin bile önüne geçecek.
Eldeki veriler, AK Parti'nin siyasal dip noktasının 7 Haziran seçimlerindeki sonuç olduğuna işaret ediyor. AK Parti, Güneydoğu'da ve Kürt milliyetçisi gruplarda ağırlık kaybetmesine rağmen bölgeyi de içerecek şekilde tam saha Türkiye siyaseti yapabilen tek kurum olma özelliğini koruyor. AK Parti'nin, "söylemini, icraat önceliklerini, ekibini ve ileriye yönelik yürüyüşünü" umut verici ve toplumu ikna edici biçimde yeniden inşa edip etmeyeceği, siyasetin bundan sonra alacağı şekli de tayin edecek.
2- Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki ilişkiler her zamankinden daha fazla önem kazanacak. Reis-Hoca dedikodusunun prim yapmadığı, siyasi kırgınlıkların aşıldığı, deneyim ile gençlik enerjisinin birleştirildiği, reform kabiliyetinin sürdürüldüğü, etkili istişare mekanizmasının işletildiği, değişik toplum kesimlerindeki kaygıların paylaşıldığı kanaatinin hâkim olup olmamasına göre kritik siyasal kararlar verilecek.
3- Kamu düzeninin sağlanması ve Çözüm Süreci'nin asli amacı olan toplumsal birliğin pekiştirilmesi için ağır bedeller ödenerek yürütülen bugünkü mücadelenin, ülkenin dört bir yanında tam ve doğru anlaşılması, zihin bulandıran kara propagandanın önlenmesi, güvenlik güçlerinin ve ailelerinin moralinin korunması vicdan sahibi herkesin belirleyici noktası olacak.
4- Siyasi partilerin, "terörü devlet meselesi" olarak görmesi, en azından bu zorlu ortamda alışılmış siyaset yapma biçimini askıya alarak ortak tavır sergilemesi gerçek değerinin ölçülmesine imkân verecek.
Netice olarak...
Siyasetteki rekabet düzeyi ne olursa olsun, devletin bekası, milletin bütünlüğü söz konusu oldu mu meşru sınırlar içinde akan sular durur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN